CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davacı şirketin ---tarihinde onaylanan----- bedel karşılığı anlaşma yaptığını, müvekkili şirketin bu sözleşmeye duyduğu güven ile gerekli keşif, proje hazırlama ve satın alımlarını yaptığını, taahhüdünü yerine getirmek için tüm hazırlık çalışmalarını yerine getirdiğini, ancak montaj günü sözleşmenin davacı şirket tarafından iptal edilmesi üzerine sipariş ön ödemesi olarak alınan ---- “tamamının” ödenmesinin istendiğini, sözleşmeden hiçbir haklı gerekçe bildirmeden dönen davacının, müvekkilinin menfi ve müspet zararlarını ödemesi gerektiğini, -------- uygulamada/ticari hayatta görülen ön ödemenin/kaporanın işle-vinin tam olarak da bu zararların karşılanmasının güvence altına alınması olduğunu, bu kapsamda menfi zararların taraflar arasında e-mail yazışmalarında belirtildiğini, bununla birlikte yoksun kalının kârın/müspet zararın da TBK'nın 112. maddesi gereğince değerlendirilmesi gerektiğini, bu zararlarını da müvekkili şirkete...
Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi kapsamında olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenicinin borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesinde; ''Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır....
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedel- siz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2017/1281 Esas KARAR NO:2024/207 Karar DAVA: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 27/11/2017 Birleşen ------ Esas sayılı dava : DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 27/12/2018 Birleşen ------ Esas sayılı dava: DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 31/12/2018 KARAR TARİHİ:13/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit-Alacak-Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket yetkilileri ile müvekkili arasında ------- adresinde faaliyete başlayacak---- faaliyete başlayacak------- anlaşma sağlandığını, taraflar arasında mail yazışmaları ve telefon mesajlaşmaları ile sözlü akdin kurulduğunu, iletişimin mail ve -------------- yazışmaları ile kurulduğu ekte sunulu davalı tarafça tanzim olunmuş ihtarname içeriği ile de kabul edildiğini, ---- tarihli mail ile davalı şirket yetkililerine gönderilen teklif...
Dosyada mevcut, taraflar arasında yapılan yazışma içerikleri de bu hususu teyit etmektedir. 6098 Sayılı TBK 125. maddesinde, borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar) kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez. Gecikme cezası ve cezai şart alacağı müspet zarar kapsamında kaldığından, sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça sözleşmeden dönen tarafın bunları isteyebilmesi mümkün değildir. Ancak, sözleşmede feshedilmeyen süre varsa bu süreyle sınırlı olmak üzere, bu süreden sonra yapılan feshe rağmen cezai şart alacağı talep edilebilir....
ve Sözleşmenin Haksız olarak feshedildiğini beyan ederek menfi ve müspet zarar talep etmektedir. Bu beyanlarının ve taleplerinin kabulü mümkün değildir. Zira Sözleşme müvekkilce haklı olarak feshedilmiştir. Müvekkil tarafından yapılan Feshin, Haklı Fesih olduğu aşikardır....
Taraflar arasında 11.04.2017 tarihli Taşeron Sözleşmesi imzalandığı, davalı yanın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle, imalat bedeli, davalıya ödenen bedel ve mahrum kalınan karın tazmininin talep edildiği davanın reddi üzerine davacı vekilinin kararı istinaf ettiği anlaşılmıştır....
Maddesi; "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü amirdir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun götürü bedel başlıklı 480. Maddesi; "Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir....
Kişiye başvuru nedeni ile ortaya çıkacak masraf ve zarara ilişkin tazminat yükümlüğünün bulunduğunu ihtar ile sözleşmeden kaynaklı her türlü menfi ve müspet zararı tazmin ve yükümlü olduğunu müvekkil tarafından yasal yollara başvuru sonucunda ortaya çıkacak her türlü zararı masraf vekalet ücreti dahil her türlü ücret ile yargılama giderlerini ve sair zararları tazmin ile yükümlü olduğunu ihtaren bildirdiği, davacı 26.12.2020 tarihinde gönderdiği ilk ihtarnameye dayanarak 11.000.00-Euro asıl 707.31-Buro işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.707.31- euro üzerinden takip başlatmış ve ödediği paranın işlemiş faizi ile geri ödenmesini talep ettiği, davacının makinenin İstediği vasıflarda olması için Üçüncü şahıslara başvurup başvurmadığı konusunda bir bilgi ve evrak dosyada bulunmadığı, davacı gönderdiği iki ihtarnameden 2....
olan sözleşme irdelendiğinde talebinin "ifaya eklenen cezai şart olduğu" sabit olduğunu, yükleniciye yapılan fazla ödeme menfi zarar kapsamında bulunmakta ise de sözleşmede işin gecikmesine bağlı olarak kararlaştırılan cezai şartın istenebilmesi için sözleşmenin yürürlükte olması gerektiğini, açıklanan işbu sebeplerle huzurdaki karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı....


