Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnızca alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan biz sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenini boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Diğer bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Diğer bir ifadeyle müsbet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar olarak tanımlanabilir. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebi, müspet zarar kapsamındaki alacak kalemleri olup, ancak geçerli sözleşme halinde talep edilebilir....
reklamasyon faturasının söz konusu ürünlere kesilmesiyle birlikte ispat hali bulduğu, faturayla birlikte ayıptan doğan zarar dolayısıyla sorumluluk ortaya çıktığı, taraflar arasında eser sözleşmesi mevcut bulunduğundan bu sözleşme gereği ürünlerdeki ayıplardan müvekkil şirketin uğradığı menfi ve müspet zararlardan davacı şirketin de sorumluluğunun bulunduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir....
Esas itibariyle zarar malvarlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (...). Borçlar Kanunu’nun 96. maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. ..., kamu hizmetlerinin ifası sırasında gelir elde etmenin yanı sıra, ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri karşılayabilmek için özel hukuk kişileriyle birtakım hukukî ilişkiler içine girmek durumundadır. Bu hukukî ilişkilerde ..., gerçek bir kişinin sahip olduğu sözleşme özgürlüğü kadar serbest hareket edemez. Zira kamu adına, kamu yararı ve maliyesini gözeterek hareket eden ..., bu iş ve eylemlerinde saydamlık, rekabet, eşit işlem, güvenilirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması gibi temel ilke ve esaslara tabidir....
Hukuk Mahkemesinin 2018/573 Esas - 577 Karar sayılı kararı, Davacı vekilinin 03/05/2018 tarihli beyan dilekçesi, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizin 2019/576 Esas sayılı asıl davası; davalı/birleşen dava davacısı ... Şirketi ile, davacı/birleşen dava davalısı arasında imzalanan 07/08/2012 tarihli sözleşmenin davalı tarafça feshedilmesi ve teminatların irat kaydedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan menfi ve müspet zararlar ile yoksun kalınan karın ve fesih tarihine kadar yapılan imalat ve ihzarat bedellerinin tahsili için açılan tazminat davasıdır. Mahkememizin birleşen 2016/857 Esas sayılı davası; davacı/birleşen dava davalısı ... İnşaat ... Ltd. Şti ile davalı/birleşen dava davacısı ... Şirketi arasında imzalanan 07/08/2012 tarihli sözleşmenin feshedilmesi nedeni ile kararlaştırılan cezai şartın tespiti ve tahsili için açılan alacak davasıdır....
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/204 Esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporları ile sabit olan zarar ve müvekkilinin içine düştüğü ekonomik güçlüğün açık olması karşısında BK’nun 76. maddesinin tüm şartlarının yerine gelmiş olması nedeniyle 500.000,00 TL geçici ödemeye, bilahare Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/14127 sayılı dosyaya davalıların itirazlarının iptaline, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 10/02/2021 tarihli dilekçesi ile, 6....
halinde mümkün olabileceği, her ne kadar davalı-karşı davacı tarafça sözleşmenin davacı-karşı davalı tarafından feshi sebebiyle BK'nın 125/3 mad uyarınca menfi zararını talep edebileceği görülmekte ise de, davalı-karşı davacı tarafından menfi zararın tazmini hususunda herhangi bir davanın açılmamış olduğu, sözleşme feshedildiğinde aynen ifa ve müspet zarar istenemeyeceğinden davacı - karşı davalının davasının kabulü ile, 420.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı - karşı davacıdan tahsili ile davacı - karşı davalıya verilmesine, davalı karşı davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir....
Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi karşılıklı taahhütleri içeren sözleşmelerde taraflardan biri temerrüte düştüğü takdirde diğer tarafa seçimlik haklar tanımakta, buna göre diğer taraf ya aynen ifayı ve gecikme tazminatını veya aynen ifadan vazgeçip müspet zararı ya da akdin feshi ile menfi zararlarını talep edebilecektir. Bu ilke uyarınca davacı iş sahibinin davadaki istemi değerlendirildiğinde eksik işten dolayı yapılan fazla ödemenin istirdadını istediğine göre ve sözleşmenin feshi de taraflarca ileri sürülmediğinden, davadaki istek aynen ifa ve gecikme tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle davacı iş sahibinin bunun dışındaki sözleşmenin ifa edilmemesinden dolayı uğradığı zarar istemi yerinde görülmediğinden bu konuda inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. İnceleme ve değerlendirme eksik iş nedeniyle iş sahibi davacının fazla ödemesi olup olmadığı ve ceza-i şart alacağını talep hakkının bulunup bulunmadığı yönünde yapılmıştır....
(syf.463) Öğeleri A.Bir Eser Meydana Getirme 1.Eser Kavramı Sözleşmenin temel kavramı eserdir. Eserin meydana getirilmesi eser sözleşmesinde yüklenicinin temel edimidir. Fakat tek başına eserin meydana getirilmesi yeterli değildir, eserin teslimi de gerekir. Eser sözleşmesine özelliğini veren de yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim etmesidir.(syf. 464) 2.Meydana Getirme Kavramı Eserin meydana getirilmesine ilişkin faaliyet, niteliği itibariyle bir yapma edimidir. (Syf.468) B. Bedel (Ücret) Eser sözleşmesinin ikinci öğesi de, ortaya çıkarılacak eser karşılığında işsahibinin bir bedel ödeme borcu altına girmiş olmasıdır. Sözleşmenin aslî unsurlarından bir diğerinin işsahibinin bedel ödeme taahhüdü oluşturur. (Syf. 470) C. Anlaşma Eser sözleşmesinin üçüncü öğesi de, TBK'nın 470. Maddesinden anlaşılacağı üzere, yüklenicinin, işsahibi adına bedel karşılığında bir eser (sonuç) yaratacağı konusunda bunların anlaşmış olmalarıdır....
, Taraflar arasında akdi ilişki ve ihtarnamelerde ifaya ekli cezai şartların saklı tutulması halinde cezai şartın hesaplanması ve kabul edilmesinin gerektiğini,beyanla; Davanın kabulü ile, ifaya ekli cezai şart niteliğindeki hakların saklı tutulmuş olması nedeniyle davalı yandan sözleşmenin fesih edildiği tarih olan 15/04/2020 tarihine kadar hesaplanacak sözleşmenin sona erme tarihine kadar her tülü haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL bedelin avans faizi ile tahsiline, sözleşmenin haklı feshinin tespitini ve yüksek mahkeme kararları dikkate alınmak kaydı ile davalı yanın sözleşmenin feshi nedeniyle 6098 sayılı TBK'nın 125/111. maddesi gereğince uygulamada kaçırılan fırsat diye adlandırılan menfi zararlarının davalı yanca eser sözleşmesi ile üstlendiği halde yapmadığı sözleşmenin feshi anında kalan imalât için, işin sözleşme tarihinde sözleşmesi feshedilen davalıya en yakın teklifi veren kişiye verilmesi halinde ödenecek bedel ile kalan işin fesih tarihinden itibaren aynı koşullarda...
Noterliğinin 17.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin; * 9.3. maddesinde Alıcı'nın; Satıcı'dan kaynaklanmayan nedenlerle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi halinde; Alıcının, Satıcı'nın tüm masraflarını doğmuş doğacak müspet ve menfi zararlarını tazmin etmekle etmekle yükümlü olduğu, bunun yanında KDV Hariç Satış Bedelinin %10'u (93.790,00) oranında Cezai Şartı Satıcı'ya ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiği, Satıcının zararlarını ve cezai şart miktarını Alıcı tarafından fesih tarihine kadar ödenen bedelden alma hakkına sahip olduğu ve varsa bakiye bedel için Alıcı aleyhine yasal yollara başvurma hakkını haiz olduğu, * 9.4. maddesinde Satıcı'nın 9.3. madde altında düzenlenmiş olan zararlarını ve cezai şart tutarı ile TİCARİ BAĞIMSIZ BÖLÜM'ün satışı veya Satış Vaadi Sözleşmesi nedeniyle oluşan vergi, harç, DASK Sigortası, döner sermaye bedeli, noter masrafı vb. yasal yükümlülüklerden doğan tüm masrafları...


