Tazminat alacaklarına hak kazanıp kazanmama noktasında varolan uyuşmazlık da, söz konusu tazminat alacaklarını belirsiz alacak haline getirmez. Bu halde, söz konusu alacaklar, belirsiz alacak değildir. Anılan sebeple, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının gerçekte belirlenebilir bir alacak olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri nazara alınarak, bu talepler yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilerek karar verilmesi hatalı olmuştur. Yıllık izin ücreti alacağı bakımından da, davacı hak kazandığı izin süresini, çalışma süresi boyunca varsa kullanmadığı veya karşılığı ödenmediği izin sürelerini, kendisine bu alacak için işverence varsa yapılan ödemeleri ve alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını belirlenebilir durumda olduğundan, söz konusu alacak da belirsiz alacak değildir....
A.Ş. (“...”) ve ...A.Ş. (“...”) ile 24.04.2015 tarihinde Bayilik Sözleşmesi (“Sözleşme”) imzalandığını ve ... kodlu ... bayisi kurulduğunu, müvekkili şirketler ile davacı arasında imzalanan Sözleşmenin derhal ve haklı nedenle feshedildiğini, davacı şirketin dava konusu alacak iddialarının Müvekkili şirketlerden tazmini için ileri sürdüğü iddialarını belirsiz alacak davası şeklinde ikame ettiğini, ancak HMK’nın belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. maddesi uyarınca, belirli şartların sağlanması halinde belirsiz alacak davası açılabileceğini, basiretli bir tacirin uğradığı maddi zararının tespitini yapabilecek kapasitede olması gerektiğinin açık olduğunu, davanın belirsiz alacak davası için gerekli şartların oluşmadan açıldığından, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin, davacının sözleşmeye ve mevzuata aykırılıkları nedeniyle, haklı nedenle feshedildiğini, davacıya bayide iç denetim yapıldığını, davacının, müşteri...
A.Ş. (“...”) ve ...A.Ş. (“...”) ile 24.04.2015 tarihinde Bayilik Sözleşmesi (“Sözleşme”) imzalandığını ve ... kodlu ... bayisi kurulduğunu, müvekkili şirketler ile davacı arasında imzalanan Sözleşmenin derhal ve haklı nedenle feshedildiğini, davacı şirketin dava konusu alacak iddialarının Müvekkili şirketlerden tazmini için ileri sürdüğü iddialarını belirsiz alacak davası şeklinde ikame ettiğini, ancak HMK’nın belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. maddesi uyarınca, belirli şartların sağlanması halinde belirsiz alacak davası açılabileceğini, basiretli bir tacirin uğradığı maddi zararının tespitini yapabilecek kapasitede olması gerektiğinin açık olduğunu, davanın belirsiz alacak davası için gerekli şartların oluşmadan açıldığından, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin, davacının sözleşmeye ve mevzuata aykırılıkları nedeniyle, haklı nedenle feshedildiğini, davacıya bayide iç denetim yapıldığını, davacının, müşteri...
Dava; davalı tarafından haksız feshedildiği iddia olunan acentelik sözleşmesine dayalı denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir....
tutarın 39.307,74 TL olduğu, 5 Adet Faturanın Kabul Edildiği Taktirde davacının davalıdan alacağı tutar 49.953,94 TL olduğu, Kök Raporumuzda belirtilen denkleştirme işlemleri yapıldığında davacının davalıdan alacağı tutar 51.954,01 TL olduğu, Faturalara konu mal ve hizmet alımına ilişkin olarak, ilgili işlemlerin Otomotiv Uzmanlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, nitelik yönünden değerlendirme yapılamadığı, Kanaatine ulaşmak mümkün olup, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere arz ederim..."...
Anılan madde uyarınca, atıfta bulunulan 63. madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar, fazla çalışma sayılmaz....
Anılan madde uyarınca, atıfta bulunulan 63. madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar, fazla çalışma sayılmaz....
Mahkemelerinin görevli olmadığını, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ve gece zammı alacağı bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bir işçinin 14 saat boyunca sürekli çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalışma süresine göre çalışma süresinden en azından 1,5 saat ara dinlenme süresi düşülmesi gerekirken ara dinlenmenin eksik düşülmesi davacı yararına fazladan fazla çalışma ücreti hesaplanmasına neden olduğunu, davacıya yapmış olduğu emek için ücretleri tam olarak ödendiğini, davacının gece zammı alacağı bulunma ihtimali olmadığını, ek raporda hangi döneme ilişkin hesaplama yapılarak fazla çalışma ücreti çıkarıldığı ifade edilmediğini, hükme esas bilirkişi raporunda davacının çalışmayıp izinli olduğu günler denetime elverişli bir şekilde gösterilmediğini, davacının Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında pandemi döneminde belirli gün çalışıp belirli gün dinlenmek suretiyle denkleştirme esasına göre çalıştığını...
Mahkemelerinin görevli olmadığını, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ve gece zammı alacağı bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bir işçinin 14 saat boyunca sürekli çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalışma süresine göre çalışma süresinden en azından 1,5 saat ara dinlenme süresi düşülmesi gerekirken ara dinlenmenin eksik düşülmesi davacı yararına fazladan fazla çalışma ücreti hesaplanmasına neden olduğunu, davacıya yapmış olduğu emek için ücretleri tam olarak ödendiğini, davacının gece zammı alacağı bulunma ihtimali olmadığını, ek raporda hangi döneme ilişkin hesaplama yapılarak fazla çalışma ücreti çıkarıldığı ifade edilmediğini, hükme esas bilirkişi raporunda davacının çalışmayıp izinli olduğu günler denetime elverişli bir şekilde gösterilmediğini, davacının Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında pandemi döneminde belirli gün çalışıp belirli gün dinlenmek suretiyle denkleştirme esasına göre çalıştığını...
Mahkemelerinin görevli olmadığını, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ve gece zammı alacağı bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bir işçinin 14 saat boyunca sürekli çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalışma süresine göre çalışma süresinden en azından 1,5 saat ara dinlenme süresi düşülmesi gerekirken ara dinlenmenin eksik düşülmesi davacı yararına fazladan fazla çalışma ücreti hesaplanmasına neden olduğunu, davacıya yapmış olduğu emek için ücretleri tam olarak ödendiğini, davacının gece zammı alacağı bulunma ihtimali olmadığını, ek raporda hangi döneme ilişkin hesaplama yapılarak fazla çalışma ücreti çıkarıldığı ifade edilmediğini, hükme esas bilirkişi raporunda davacının çalışmayıp izinli olduğu günler denetime elverişli bir şekilde gösterilmediğini, davacının Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında pandemi döneminde belirli gün çalışıp belirli gün dinlenmek suretiyle denkleştirme esasına göre çalıştığını...


