Esas sayılı davası ile yapılan yargılaması sonucu 30/09/2009 tarihinde iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerinin Ankara ......
yenileme talebinin mahkemece kabul edilmemesi haline uğradığı zararın tahsili belirsiz alacak davası ile talep edildiğini, HMK m. 107 her alacak için değil bazı alacaklar için belirsiz alacak davasının açılabileceğinin kabul ettiğini, buna göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenmeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceğini, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerlerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğunu, alacağın tam miktar belirtmek zorunda olduğunu, halihazırda birçok firmanın ... benzeri internet sitesi işletmekte olduğunu, davacının bunlara üye olma talebinde bulunabileceği gibi ihracat yapmanın yegane yolu ... üyesi olmakla olmadığını, aksi taktirde bugüne dek bu site üzerinden yaptığı ihracattan elde ettiği gelirden ... sitesi ödeme...
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/664 Esas KARAR NO : 2022/150 DAVA : Kayıt Kabul DAVA TARİHİ : 19/12/2017 KARAR TARİHİ : 03/03/2022 Mahkememizde görülmekte olan Kayıt Kabul davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREKÇE : Mahkememizin ----- dosyasında; "Davacı vekili, müvekkili ---bu davaya konu alacağı usulünce temlik aldığını; temlik ----- davalı -- kullandırdığını; kredi borcunun ödenmediğini; davalı ----- -----karar verildiği;---alacağın kaydını talep ettiklerini; kayıt kabul taleplerini---- tarafından tamamen reddedildiğini,----- tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini bildirerek; davalı-- olduklarını, -- alacaklarının -- kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiş, Davalı-- tebligat yapılmış ancak davalı----davaya cevap vermemiş, Davanın, İİK 234 vd maddeleri gereğince açılan KAYIT KABUL davası olduğu, Taraflar arasındaki -- davacımız olan ------ ---- alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarının ne olduğu hususunda toplandığı, Davacı temlik alan, ----- alacak...
Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz (C. Simil, Belirsiz Alacak Davası, I. Bası, ... 2013, s. 225). Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde (Örn: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51,56), hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir....
Şti. nin taahhüdü altında yapılmakta iken sözleşmesi fesh edilen ... 5....
İflas Dairesi aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş ise de; eldeki davaya dayanak rücuen alacak davası, iflasın kapanarak şirketin sicilden terkin edildiği 27.04.2010 tarihinden sonra 16.06.2016 tarihinde açlımış, eldeki dava ise 14.10.2019 tarihinde rücuen alacak davasında taraf teşkilini sağlanmak üzere açılmış olup dava dilekçesinde tasfiyeyi icra eden iflas dairesinin tasfiye işlemlerinde kusuru bulunduğuna yönelik herhangi bir iddiada bulunulmadığı gibi yargılama sırasında bu hususu ispat edecek herhangi bir belge de sunulmamıştır. 11....
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır....
Görülmekte olan davanın açılmasından sonra, bu davanın davalısı tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibine itiraz edilmiş ve açılan itirazın iptali davası sonucu, itirazın iptali davası zamanaşımı nedeniyle red edilmiş, karar Dairemizce onanmıştır. Görülmekte olan dava ile sonuçlanıp Dairemizce onanan itirazın iptali davasının konusu, sebebi yer değiştirmekle beraber tarafları aynı olduğundan, itirazın iptali davası sonucu verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak bu davaya etkisi değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar vermek gerekirken aksi yönde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar oy çokluğuyla bozulmuştur. Direnme Kararı 9. ... 1....
Karar sayılı 20/07/2020 tarihli kararı " Dava kiralanan motorlu aracın çalınmasından kaynaklanan tazminat davası iken ıslah ile kiralananda meydana gelen hasardan kaynaklı tazminat ve kira alacağı davası olduğu, taraflar arasında uzun dönem oto kiralama sözleşmesi bulunduğu, HMK 4. maddeye göre kira ilişkisinden doğan alacak davaları dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtildiği, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemenin resen yargılamanın her aşamasında ele alınması gerektiği, dava konusu uyuşmazlığın motorlu araç kira sözleşmesinden kaynıklandığı, HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğinin düzenlendiği...
Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Bu noktada şu da açıklığa kavuşturulmalıdır ki, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir....


