İflas sayılı iflas dosyası üzerinden yürütülmekte olup davacı tarafından müflis şirket masasına 136 kayıt numarası ile 55.075.924,54 TL alacak kaydı yaptırıldığı, iflas idare memurları tarafından alacağın tamamının reddedildiği, bu alacakla ilgili olarak İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1366 Esas sayılı dosyasında kayıt kabul davası açıldığı, müflis şirket hakkındaki iflas kararının kesinleşip ikinci alacaklar toplantısının 30/06/2016 tarihinde yapıldığı, iflas müdürlüğünün 01/11/2016 tarihli müzekkere cevabından anlaşılmıştır. İflas müzekkere cevabında bahsedilen ve mahkememiz dosyası ile birleştirilen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1366 Esas sayılı dosyasının iflas idaresi tarafından alacak talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle iflastan sonra açılmış kayıt kabul davası olduğu anlaşılmıştır. Bu dosyada kayıt kabulü talep edilen alacağın 10.000.000,00 USD'lik kısmının Kadıköy 2....
Sulh Hukuk Mahkemesinin iflas mahkemesi sıfatıyla verdiği iflas tablosu/sıra cetveline ve ... Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasına dayandığı tespit edilmiştir. O halde uyuşmazlık; yabancılık unsuru içeren eldeki davada uygulanacak hukukun tespiti, davalı yanca sunulan belgelerin alacak iddiasını ispata elverişli olup olmadığı elverişli ise alacak tutarının belirlenmesine ilişkindir. Türk kanunlar ihtilafı kurallarına göre haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin topraklarında işlendiği devletin hukukuna tabidir (MÖHUK m. 34). Haksız fiil teşkil eden davranışların şirket yöneticisi iken işlenmesi ve davalının yönetici sıfatıyla sorumluluğu ile ilgili olması uygulanacak hukuku değiştirmemektedir. Bu sebeple somut olayda maddi hukuk bakımından dava konusu uyuşmazlığın tabi olduğu hukukun Alman Hukuku olduğu; dava sırasında ortaya çıkan usul meseleleri bakımından ise Türk Hukuku'nun uygulanacağı sonucuma varılmıştır....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/635 Esas KARAR NO : 2021/251 DAVA : Kayıt Kabul DAVA TARİHİ : 19/07/2001 KARAR TARİHİ : 25/03/2021 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 06.01.1999 tarihli sözleşme ve 14/01/2000 tarihli ek sözleşme ile ... adresindeki eski ......
A.Ş. nin yönetim kurulu başkanı ile yönetim kurulu üyeleri hakkında 4389 sayılı kanunun 17/2 maddesine dayalı şahsi iflas davasıdır. Bankalar kanununda iflas usulüne ilişkin özel hükümler bulunmadığından açılan iflas davası IIK nun 177 ve müteakip maddeleri ile düzenlenen doğrudan doğruya iflas usulüne tabi bir davadır....
Davacı, eldeki davada takibe konu ipoteğin idari işlemin iptali sonucu yolsuz olduğunu belirtmiş ve İcra ve İflas Kanununun 150.maddesinin son cümlesinde düzenlenen menfi tespit davasını açmıştır. Çünkü anılan madde uyarınca ipoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanacaktır. Bilindiği üzere borçlunun, alacaklının kendisine karşı bir hak veya alacak doğuran bir hukuki ilişkinin varlığını ileri sürmesi halinde, bu hukuki ilişkinin hiç doğmadığını veya doğduktan sonra ortadan kalktığını tespit ettirmek amacıyla açtığı tespit davasına menfi tespit davası denir. Maddi hukuk açısından ödemekle yükümlü olmadığı bir borçla karşı karşıya kalan borçlunun, menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Öte yandan borçlu, menfi tespit davası açmış ve bu dava sonuçlanmadan borcu ödemişse menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam olunur. İstirdat davası normal eda (tahsil) davasıdır....
İflas Müdürlüğü'ne ve ......
Eldeki dava ise 08/07/2015 tarihinde açılmakla iflas tarihi dava tarihinden önce olmakla ------------ ilamı uyarınca davaya kayıt-kabul davası olarak devam olunmuştur....
Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartlan oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/88 Esas KARAR NO: 2021/1097 DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ: 11/03/2019 KARAR TARİHİ: 19/10/2021 Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ---- dosyada işlem gören --- olarak çalışmakta iken davalı işveren ------ yapılan beton kalıplarının çökmesi nedeniyle meydana gelen iş kazası sonucu yaralanarak meslekte kazanma gücünü ----oranında kaybettiğini, kazazedeye ---- tutarında peşin değerli gelir bağlandığını, olay nedeni ile---- tarafından yürütülen ---- sayılı dosyaya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, ayrıca --- tarafından düzenlenen -----meydana gelen iş kazasında işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının gereklerine aykırı hareket...
Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da sözedilemez. Belirsiz alacak davası, bu davaya ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak belirlenmesi gerekir. Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde (Örn: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51,56), hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir....


