Davada, ödünç sözleşmesi gereğince davalıya verilen 4000,00 TL’nin iadesi istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, davacı yararına İİK’nun 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takibe yaptığı itirazın haksız olmasından başka ayrıca alacağın likit olması gerekir. Yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacaktan söz etmek mümkün değildir....
Y..ın sahibi olduğu Yangın İkrazat firması ile ödünç sözleşmesi imzaladığı, karşılığında da 15.03.2010 keşide tarihli ve 12.350,75 TL meblağlı suça konu sahte çeki verdiği, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, mağdur ile tanık ifadesi, ekspertiz ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden koşulları oluşması halinde infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür....
Somut olayda; takibin 04.12.2008 tarihli ödünç sözleşmesi ve 04.12.2008 tarih ve 34193 yevmiye numaralı ipotek resmi senedine dayalı olarak başlatıldığı, ipoteğin ödünç alınan 125.000 TL borca karşılık kesin borç ipoteği olarak tesis edildiği, ödünç sözleşmesi ve ipotek resmi senedinde temerrüt faizinin yıllık %225 olarak kararlaştırıldığı, takip talebi ve ... icra emrinde ise 110.662,50 TL asıl alacağın takip tarihinden itibarin işleyecek yıllık %180 temerrüt faizi ile tahsilinin istenildiği, borçlu tarafından takip tarihinden sonra işleyecek faiz oranına yönelik herhangi bir şikayet ve itirazda bulunulmadığı ve takibin mevcut hali ile kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır....
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 06/07/2006 tarihli ödünç sözleşmesi ile davacıların davalı ...’ten 18 ay vadeli olmak üzere 40.000,00 TL ödünç aldıkları, aynı tarihte davacılar adlarına 1/2’şer pay ile kayıtlı olan çekişmeli 18 numaralı bağımsız bölüm üzerinde ... lehine ipotek tesis edildiği, taşınmazın üzerindeki ipotek ile birlikte 31/12/2007 tarihinde davalı ...’e 38.000,00 TL bedelle satıldığı, aynı tarihte ... ile davacıların kızı ... arasında çekişmeli taşınmazla ilgili kira sözleşmesi imzalandığı, bu sırada davalı ...’ün davacılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, taşınmazın ... tarafından 18/03/2007 tarihinde üzerindeki ipoteklerle 40.500,00 TL bedelle davalı ...’a satıldığı, 19/03/2008 tarihinde davacıların davalı ...’ün banka hesabına 85.000,00 TL havale ettiği, taraflar arasında ibraname düzenlendiği ve ...’ün ipoteği kaldırmak üzere dava dışı ...’yi vekil tayin ettiği, 04/04/2011’de ...’ın taşınmazı 1/2’şer paylı olarak davalı ... ve .....
KARAR Davacı şirket, davalının çek bedellerini ödemekte güçlük çekmesi, maddi yardıma ihtiyaç duyması ve bu yardımı da şirket yetkilisiyle geçmişe dayanan dostlukları nedeniyle davacı şirketten talep etmesi üzerine davalıya 07.02.2007'de 250.000,00 TL ödünç para verdiklerini, davalının hesabına yapılan 250.000,00 TL bedelli havaleye ilişkin banka dekontunun da mevcut olduğunu, davalı borcunu ödemediğinden davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, ödünç sözleşmesi iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin sunduğu banka dekontunda paranın ödünç olarak verildiğinin yazılı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, % 40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir....
e teslim ettiğini ve ... tarafından 02.11.2009 tarihli belgenin düzenlendiğini,ayrıca davalı şirketçe gönderilen 08.11.2010 tarihli faksın içeriğinde de 02.11.2009 tarihinde davalılara 26.000,00 TL borç para verdiğinin yazılı olduğunu,ödünç sözleşmesi gereği davalılara vermiş olduğu borç paranın geri ödenmesi için davalılara başvurduğunu ancak bir sonuç alamadığını ileri sürerek, 26.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ve davalı şirket,davacının ödediğini iddia ettiği paranın kimin adına aldığının belli olmadığını, şirket kayıtlarında da bu yönde bir borç para girişi bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında yazılı veya sözlü bir tüketim ödüncü sözleşmesinin yapılmadığını, davacı taraftan para alınmadığını savunmuştur. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir....
Dava ödünç sözleşmesi nedeni ile alacak talebine ilişkindir. Kural olarak HMK 6. maddesi gereği her dava açıldığı tarihteki davalının ikametgahı mahkemesinde açılmalıdır. Ancak HMK 10.maddesince sözleşmeden doğan davalarda akdin ifa edileceği yer mahkemesi de açılacak davada yetkilidir. Bu bağlamda BK 73.maddesine göre para alacağı aksi kararlaştırılmamış ise alacaklının ikametgahında ödenmesi gerekir. Bu yetki kuralının ancak niza konusu olmayan sözleşmeden doğan alacak davalarında uygulanacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Taraflar arasında sözleşmenin varlığı kanıtlandığı takdirde HMK 10 ve BK 73/1 maddesine göre alacaklının ikametgahındaki icra dairesinde de takip yapılabilir ve dava açılabilir. Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir....
KARAR Davacı, davalı şirket ile arasında 15.10.2008 tarihinde 4 kilogram 0,995 milyem 4 adet 24 ayar orjinal altın'ın borç olarak verildiği konusunda yazılı belge ile sabit ödünç sözleşmesi bulunduğunu, davalı şirketin 06.04.2009 tarihinde 1 kg 0,995 milyem 1 adet orjinal altını ödediğini, ödemesi gereken bakiye 3 kg 0,995 milyem 3 adet 24 ayar orjinal altını vadesi geçtiği halde ödemediğini, ödünç olarak verdiği orjinal altının mümkün ise aynen iadesine, değilse karar veya teslim tarihindeki değeri üzerinden nakit bedelinin yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir....
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, ödünç sözleşmesi ve mülga 6762 sayılı TTK'nun 644. maddesine dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece TTK'nun 644. ve 661. maddeleri uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf esasen ödünç sözleşmesine dayalı olarak işbu davayı açmış ve asıl ilişkinin kanıtlanamaması halinde davalının TTK'nun 644. maddesi uyarınca dahi sorumlu bulunduğunu ileri sürmüş olmasına rağmen, mahkemece taraflar arasındaki temel ilişki hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yalnızca TTK'nun 644. maddesine dayalı olarak yapılan değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/03/2019 tarih ve 2013/6 ve 2013/123 sayılı ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olup, dava dosyası yerel mahkemece Dairemize gönderilmiş ise de, mümeyyiz davacı vekilinin 11/04/2019 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini Dairemize bildirmesi üzerine dosyanın incelenmeksizin iadesinin istendiği gözlenmiş olmakla Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten sonra dosya re'sen ele alınıp incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında kredi karşılığı ödünç sözleşmesi imzalandığını, kredinin konusu olan genel kredi sözleşmesinin bu protokolün eki olduğunu, müvekkili şirketin ödünç veren, davalı şirketin ise ödünç alan olduğunu, ödünç alan davalı şirketin finans sıkıntısını aşmak amacıyla, müvekkili şirketin kredibilitesinden yararlanarak 1.000.000,00 TL ödünç almış olduğunu, ancak ödünç alan davalı şirketin ödünç aldığı kredinin geri ödenmesi...


