WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Mahkemece, icra takibinin zamanaşımına uğramış, yazılı delil başlangıcı vasfında olan çeke dayalı olduğu, alacağın dayanağının temel ilişki olan ödünç sözleşmesi olduğunun belirtildiği, yazılı delil başlangıcı vasfında olan belgeye dayalı iddianın her türlü delille kanıtlanabileceği, yetkili yerin HUMK.’ nun 10., İİK.’nun 50., B.K.’nun 73. maddesi gereğince alacaklının ikametgahı yeri olduğundan davalının yetki itirazının reddine, temel ilişki olarak ödünç sözleşmesine dayanıldığından ve çek keşide tarihi ile ihtar ve takip tarihi arasında B.K.’nun 125. maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı itirazının reddine, alacağın davacı tanıkları beyanları ile ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

Mahkemece,10.000 TL.nin faizi ile davalıdan tahsiline, ıslah edilen kısmın ise zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacının 30.5.2008 tarihinde kendisine ait banka hesabında EFT yapmak suretiyle davalı şirket adına dava dışı şahsa 100.000 TL ödediği sabit olup, dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosya kapsamı karşısında taraflar arasındaki ilişkinin ödünç sözleşmesi niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekir. İlişki ödünç niteliğinde olduğu için de zamanaşımı süresinin BK. 125.maddesi uyarınca 10 yıl olduğu ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul 2011/15406-2012/8306 edilmelidir....

Davalı, dava dışı borçlu ile müvekkili arasındaki ödünç sözleşmesi gereğince takip yapıldığını, alacağının gerçek olduğunu ve muvazaa bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosyadaki delillere göre, davalıya ait takipteki alacağın davalı ile dava dışı borçlu arasında ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı, alacağın muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davalı kendisini yargılama aşamasında vekille temsil ettirmemiş olup, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemek gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamıştır....

K A R A R Davacı, 3.3.2004 tarihli ödünç sözleşmesi ile davalıya 23.000 Euro ödünç verdiğini, davalının bu parayı 25.4.2004 tarihinden itibaren, aylık 500 Euro taksit ve faizleriyle geri ödemeyi belirtilen sözleşme ile taahhüt etmiş olmasına rağmen, hiç ödemede bulunmadığını alacağının tahsil için yaptığı icra takibine davalının itiraz ettiğini bildirip, itirazın iptaline ve davalının % 40 tan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz olunmuştur. Davacı, davalıya borç olarak verdiği 23.000 Euro'nun ödenmemesi üzerine alacağın icraen tahsili için yaptığı icra takibine davalı tarafın vaki itirazı üzerine itirazın iptali için bu davayı açmıştır. Davacı, alacağının ispati için taraflar arasında Almanca düzenlenmiş 3.3.2004 tarihli belgenin tercümesini icra dosyasına eklemiştir....

Dava, bu haliyle ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup ödünç sözleşmesi Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olduğuna göre uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemeleri değil, Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. O halde mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, İş Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Dava, taraflar arasındaki protokole ve ödünç sözleşmesine dayalı bulunduğuna ve ödünç sözleşmesi Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olduğuna göre uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. Hal böyle olunca da davaya İş Mahkemesince değil, genel mahkemede bakılması gerekir. O halde mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, ş Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Kaldı ki Türk Borçlar Kanunu hükümleri de nazara alındığında, maddi gerçeği hedefleyen Ceza Hukukunun, eylemin nitelendirilmesinde görünürdeki işleme değil, tarafların nihai olarak gerçekleştirmek istedikleri (Kast) gizli işleme (Ödünç sözleşmesi) göre sonuca gidilmelidir....

Kaldı ki Türk Borçlar Kanunu hükümleri de nazara alındığında, maddi gerçeği hedefleyen Ceza Hukukunun, eylemin nitelendirilmesinde görünürdeki işleme değil, tarafların nihai olarak gerçekleştirmek istedikleri (kast) gizli işleme (ödünç sözleşmesi) göre sonuca gidilmelidir....

K A R A R Davacı, ikrazatçılık yapan davalı ...’ten 13.000 TL. borç para alıp karşılığında 16.3.2004 tarihli faizi ile birlikte 17.000 TL. borçlu olduğuna ilişkin ödünç sözleşmesi imzaladığını, aleyhine icra takibi yapılınca kısmi ödemeler yaptığını bu aşamada diğer davalı ...’ın davalı ...’e olan borcu üstleneceğini bildirmesi üzerine davalı ...’tan borç alarak 30.5.2004 tarihli 35.000 TL ve 6 adet 3.500’er TL.lik toplam 56.000 TL.lik senetleri davalı ...’a verdiğini, bu şekilde davalı ...’e hiçbir borcu kalmadığı halde aleyhine yaptığı icra takibine devam ettiğini, davalı ...’a da ödemeler yaptığı halde gözetilmediğini ve aleyhine ayrıca icra takibi yapıldığını, bu şekilde müzayaka halinden istifade ile tehdit ve korku ile çeşitli senetler alındığını ve borçlandırıldığını ileri sürerek, aleyhine yapılan icra dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tesbiti ile takiplerin iptaline karar verilmesini istemiştir....

Davalı vekili cevabında, müvekkilinin Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenen ikrazatçılık işi ile uğraştığını ve ikrazatçı sıfatı altında ödünç para verme ile uğraşan ve ödünç sözleşmesi ile para sağlayan gerçek kişi olduğunu, burada tüketici kredisi söz konusu olmadığından bankaların uyguladıkları faiz oranının esas alınamayacağını, sözleşmede belirlenen faiz oranlarının geçerli ve taraflar için bağlayıcı olduğunu, sözleşmede faiz oranının aylık %10, gecikme faizinin ise %20 olarak belirlendiğini, davacı tarafın 1.550,00 TL'lik ödemenin mahsup edilemediği iddiasının doğru olmadığını, ödenmiş 1,550,00 TL'nin çıkarılmasıyla elde edilen net faiz toplamının 11.250,00 TL olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir....

UYAP Entegrasyonu