Davalı işverence 14/03/2015 tarihinde 05 çıkış kodu gösterilerek iş akdinin haksız olarak feshedildiği, 23/03/2015 tarihli SGK işten ayrılış bildirgesinde çıkış kodunun 05 olarak gösterdiği, 05 kodun belirli süreli işin sona ermesi olarak göründüğü, davacının yaptığı iş gereği sözleşmenin belirli süreli olma durumunun bulunmadığı gibi iş yeri faaliyetinin devam ettiği iş yerinin kapanmadığı anlaşılmakla davalının itirazlarının yersiz olduğu, haksız olarak iş akdinin feshedildiği kabul edilerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazandığı ilk derece mahkemesinin kararında isabetsizlik görülmediği, Davacı vekilinin dava dilekçesinde; kıdem tazminatına iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren faize hükmedilmesini talep etmediği, gerek dava dilekçesi ve gerekse ıslah dilekçesinde bu yönde bir talebi olmamasına rağmen ilk derece mahkemesince kıdem tazminatına fesih tarihi olan 13/03/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin usule aykırı görüldüğü,bu durumda kıdem tazminatına dava...
ayrılış bildirgesinde çıkış kodunun “29” değil “22” olarak gösterildiği, feshin haklı nedene dayanmadığı; fesih bildiriminde davacının iş sözleşmesinin 19.06.2013 tarihinde sona erdirildiği ifade edilmekteyse de o gün devamsızlık tutanağının tutulduğu, işverenin fesih iradesini 25.06.2013 tarihli fesih bildirimiyle kullandığı, davacının kurum kayıtlarına ve Haziran/2013 bordrosuna göre 20.06.2012-19.06.2013 tarihleri arasında sigortalı gösterildiği, davacının 365 günlük dönemin tamamında hizmet akdiyle çalıştığı, 20.06.2013 gününün 2. çalışma yılının ilk günü olacağı bu nedenle davacının bir yıllık kıdem süresini de doldurduğunun kabulünün gerektiği bu nedenle direnmenin yerinde olduğu ve yerel mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun...
Somut olayda, yerel mahkemece, davacının işe başlamak üzere işverene müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığından bahisle fesih tarihi, davacının işten çıkarıldığı tarih olan 25.9.2009 tarihi kabul edilmişse de dosyada mevcut davalının keşide ettiği 27.1.2012 tarihli cevabi ihtarnamede, davacının işe başlatılmayacağının bildirildiği, ancak davacıya tebliğ edilemediği, buna mukabil davacının işverene işe iade talepli başvurusunun 5.1.2012 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda akdin 5.2.2012 tarihinde feshedildiğinin kabulü gerektiği, ancak davalının temyiz dilekçesindeki kabulüne bağlı olarak kıdem tazminatına yürütülecek faizin başlngıcının 27.1.2012 tarihi olarak belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile ilk işten çıkış tarihi olarak belirlenmesi hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir...
Hukuk Dairesi'nin 2013/1545 Esas sayılı ilamı ile onandığı, davalı işveren tarafından davacı ile ilgili kuruma verilen işten ayrılış bildirgesinde çıkış kodunun "04" yani "belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" olarak bildirildiği, bu durumda davacı işçinin iş akdinin davalı işveren tarafından geçerli nedenle feshedildiği anlaşıldığı, İstanbul Anadolu 31....
Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 31.08.2004 tarihinde işten ayrıldığını, 01.09.2004 tarihinde işe başlamasının feshin kağıt üzerinde olduğunu göstermediğini, davacıya kıdem teşvik pirimi de dahil bütün alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının 31.08.2004 tarihinde işten çıkış ve 01/09/2004 tarihinde işe giriş işleminin kağıt üzerinde olduğu, bununla birlikte davacının 15 yıl kıdemini doldurduğu zaman daha önce açtığı davada 70 gün kıdem teşvik primine hak kazandığı halde davadan feragat ettiği, bu sebeple bu davada bakiye 5 yıllık kıdemi karşılığı olan kıdem teşvik primine hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı taraflar avukatları temyiz etmiştir. Gerekçe: Davacının hak kazandığı kıdem teşvik primi tutarı ile davacının kıdem teşvik primi alacağı olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirkette sorumlu veteriner hekim olarak 22.07.2013-28.12.2016 ve 28.07.2017-01.10.2018 tarihleri arsında iki dönem çalıştığı, 22.07.2013-28.12.2016 tarihleri arasında davacının kendi isteği ile işten çıktığı, nitekim arabuluculuk ilk oturum tutnağında, dava dilekçesinde ve ekinde sunulan belgelerde anılan döneme ilişkin davacının ara vermesinden bahsedildiği, dava dilekçesinde de anılan dönem için haksız şekilde işten çıkarıldığı iddiasında bulunulmadığı, 28.12.2016 tarihli işten çıkış kodunun da 03(istifa) olarak gösterildiği, bu itibarla 22.07.2013-28.12.2016 tarihleri arasındaki dönem için kıdem ve ihbar tazminatları taleplerinin yerinde olmadığı, keza her iki dönem de de fazla çalışma yapıldığının davacı yanca ispat edilemediği, arabuluculuk aşamasında müzakere edilmeyen ... bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti taleplerinin her iki dönem için de usulden reddi...
Dairemizce, davalının haklı neden savunmasına rağmen işçinin işten çıkış kodunun (4) gösterilmesi ve ihbar tazminatı ödemesinin yapılması karşısında feshin haklı nedene dayanmadığı, geçerli neden yönünden ise yazılı bir fesih bildirimi söz konusu olmadığı görülmekle feshin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Muvazaa konusuna gelince; Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir....
Belirtmek gerekir ki, işveren tarafından verilen 05.08.2019 tarihli işten ayrılış bildirgesi ile işten çıkış kodunun 08 (Emeklilik [yaşlılık] veya toptan ödeme nedeniyle) olarak bildirildiği ve davacının sendika üyeliğinin bu sebeple düştüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu işten ayrılış bildirgesi geçersizliğine karar verilen fesih işlemine ilişkin olduğundan, davacının sendika üyeliğini sona erdirecek bir gerekçe teşkil etmeyeceği açıktır. Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında da davacının yaşlılık aylığı almadığı belirtilmektedir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, sendika üyeliğinin devam ettiği gözetildiğinde davacının 11.10.2020 tarihinden itibaren amatör yönetici sıfatıyla 6356 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesi kapsamındaki güvenceden yararlandığı, davacının yazılı rızası olmaksızın işyerinin değiştirildiği ve bu itibarla davanın kabulü ile dava konusu işyeri değişikliğine dair işlemin geçersiz sayılmasına karar verilmesi gerektiği tartışmasızdır....
Belirtmek gerekir ki, işveren tarafından verilen 05.08.2019 tarihli işten ayrılış bildirgesi ile işten çıkış kodunun 08 (Emeklilik [yaşlılık] veya toptan ödeme nedeniyle) olarak bildirildiği ve davacının sendika üyeliğinin bu sebeple düştüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu işten ayrılış bildirgesi geçersizliğine karar verilen fesih işlemine ilişkin olduğundan, davacının sendika üyeliğini sona erdirecek bir gerekçe teşkil etmeyeceği açıktır. Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında da davacının yaşlılık aylığı almadığı belirtilmektedir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, sendika üyeliğinin devam ettiği gözetildiğinde davacının 11.10.2020 tarihinden itibaren amatör yönetici sıfatıyla 6356 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesi kapsamındaki güvenceden yararlandığı, davacının yazılı rızası olmaksızın işyerinin değiştirildiği ve bu itibarla davanın kabulü ile dava konusu işyeri değişikliğine dair işlemin geçersiz sayılmasına karar verilmesi gerektiği tartışmasızdır....
Yazılı fesih bildirimi yapılmaması ve işten ayrılma bildirgesinde (18) çıkış kod gösterilmesi ve haklı nedenle fesih savunulmamasına göre yapılan fesih işlemi 4857 sayılı Yasanın 19.maddesine aykırı olduğundan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, maddi sonuçlardan davalıların birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi isabetli olup bu yöne ilişkin temyiz nedenleri yerinde değildir. Ancak davalı ... harçtan muaf olduğu halde mahkemece hüküm fıkrasının (5) no'lu bendinde belirtildiği üzere harçtan sorumlu tutulması, ayrıca hüküm fıkrasının (9) no'lu bendinde davacı vekili yararına hükmedilecek vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilene karar verilmesi gerekirken sadece davalıdan tahsiline denilerek infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması hatalı ise de bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı 6100 sayılı HMK'nun 370. maddesi düzeltilerek onanmalıdır....


