Yukarıda ifade edildiği gibi, davacı vekilinin isteminin Kanun’dan doğan alacak olduğu kabul edildiğine ve bu istemin rücuen alacak veya rücuen tazminat ile ilgisi bulunmadığına göre, 818 sayılı BK’nın 60. maddesinde (6098 sayılı BK’nın 72. maddesi) yer alan zamanaşımı kurallarının uygulanma imkânı olmadığı gibi, Kanun’dan doğan bu dava için ayrıca zamanaşımı süresi öngörülmediği dikkate alındığında, 818 sayılı BK’nın 125. maddesindeki (6098 sayılı BK’nın 146. maddesi) 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır....
Dava konusu ipotek şerhi, miktarı ipoteğin tesisi anında belli olduğundan ana para ipoteği olduğunun kabulü gerekir. İpoteğin doğması için, tapu kütüğüne geçerli bir tescilin yapılması gerekir.Geçerli bir tescil için, kural olarak, taşınmaz malikinin tescil istemi ve geçerli bir iktisap sebebinin varlığı şarttır. İktisap sebebi bir rehin sözleşmesi, ölüme bağlı tasarruf, kanun hükmü veya bir mahkeme kararı olabilir.İpotekte, iktisap sebebinin dışında, ondan bağımsız olan bir temel ilişkinin (borç ilişkisinin) varlığı gerekir. Ana para ipoteğinde, bu temel ilişkiden doğmuş bulunan bir alacak teminat altına alınmaktadır.Temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacak doğmamışsa, yapılan tescil görünürdeki alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmaz. Bir başka anlatımla ipoteğin doğumu için yapılması gerekli tescilin alacaklı ile borçlu arasındaki temel borç ilişkisine bir etkisi yoktur.Tescil, alacağı doğurmaz ve alacağın varlığı için bir delil olmaz....
Ana para ipoteğinde taşınmazın teminat altına aldığı miktar rehin sözleşmesinde yazılı olan meblağ, üst sınır ipoteğinde ise ilerde tahakkuku muhtemel alacağın tahakkuk eden ve fakat üst sınır olarak belirlenen meblağı geçemiyecek olan kısmıdır.Dava konusu ipotek şerhi, miktarı ipoteğin tesisi anında belli olduğundan ana para ipoteği olduğunun kabulü gerekir. İpoteğin doğması için, tapu kütüğüne geçerli bir tescilin yapılması gerekir.Geçerli bir tescil için, kural olarak, taşınmaz malikinin tescil istemi ve geçerli bir iktisap sebebinin varlığı şarttır....
Davalı ... vekili, müvekkiline ait dairenin baca borusunda biriken kurumların yol açtığı alevlerin yangına sebebiyet verdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde kömür sobası kullanmadığnı, müvekkilinin ısınmak için Ufo kullandığını, kurumların yol açtığı alevlenmeye müvekkilinin sebebiyet vermediğini, ayrıca müvekkili kömür sobası kullanmış olsa dahi oturduğu dairenin baca çıkışı ile sigortalıya ait dairenin baca çıkışının birbirinden farklı yerde bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, ... ait taşınmazın yangın sonucunda zarar görmesi nedeniyle hasarını ödeyen davacıya haksız olarak rücu etmek istediğini, müvekkiline ait dairenin baca borusunda biriken kurumların yol açtığı alevlerin yangına sebebiyet verdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin sigortalıya ait binanın tam üstünde değil karşı tarafında kalan dairenin 4....
İnceleme konusu karar, iş kazasına ilişkin olmayıp işverenin işçisine karşı açtığı rücuen alacak davasına ilişkin olup belirgin şekilde 14’ncü maddenin kapsamı dışında bulunmakta ve niteliği bakımından Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin iş bölümü alanı içine girmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü dava dosyasının Yargıtay 9. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....
nun kusuru ve sorumluluğu nedeniyle maddi hasar meydana geldiğini, aracın malikinin de davalı ... olduğunu ve meydana gelen hasardan TTK 85/5 maddesi gereği müteselsilen sorumlu olduğunu, sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle sigorta poliçesi kapsamında 69.182,00-TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, ek yapılan ya da yapılacak ödemelere karşı dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile sovtaj ve diğer kesintiler düşüldükten sonra davalılar hakkında 51.048,00-TL hasar bedelinin rücuen tazmini için Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Usul ekonomisi gözetilerek davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir....
Diğer yandan; davacı ... şirketinin sigortalısına ödeme yapıp onun haklarına halef olarak açtığı davada, davalı ile davacının sigortalısı arasındaki temel ilişki dikkate alınarak temerrüt faizinin belirlenmesi gerekir. Davacı ... şirketi davalıya bina malikinin sorumluluğu ve sigortalısı ile davalı arasındaki kira ilişkisine dayalı olarak rücu etmektedir. Davalıya husumet yöneltilmesine yol açan her iki hukuki sebep de Borçlar Kanunu'nda düzenlendiği ve davalı da tacir olmadığından, davalının sorumlu olduğu faiz türünün yasal faiz olduğu dikkate alınarak hüküm tesisi gerekirken, avans faizine karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de, tüm bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2.delaletiyle HUMK'nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir....
İpotek sözleşmelerinde şekle ilişkin şartın yanında gerek alacak gerekse taşınmaz maliki yönünden bazı koşulların mevcut olması gerekir. 7. Öncelikle ipotekle güvence altına alınmak istenen alacak mevcut veya doğacak bir alacak niteliğini taşımalıdır. 4721 sayılı Kanun'un 881 inci maddesi bu hususu “Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir” şeklinde düzenlemiştir. Bu noktada ipotek sözleşmesinin kurulabilmesi için alacak miktarının mutlaka belirli ve değişmez nitelikte olmasının gerekli olmadığı gözden kaçırılmamalıdır (TMK md. 882/1). 8. Miktarı ipoteğin tesisi anında belli olan alacaklar için ana para ipoteği (sabit ipotek, adi ipotek, karz ipoteği, kesin borç ipoteği), miktarı ipoteğin tesisi anında belli (muayyen) olmayan fakat ilerde gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği (limit ipoteği, azami meblağ ipoteği, maksimal ipotek) kurulur (TMK md. 851)....
Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, bu davayı müvekkili, davalı tarafa ihbar ettiğini, işbu dava sonucunun bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin açılan davalarda hiçbir kusurunun bulunmadığını, gizli ayıp nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı (rücuen tazminat) nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ...-TL'nin ... araç satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınmasına, Antalya ... Aliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının sonucunun, bu dosya için bekletici mesele yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava, rücuen alacak davasıdır. Eldeki rücuen alacak davasının ... tarihinde açıldığı, davacının dava dışı üçüncü kişi adına, davanın açıldığı anda bir ödeme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizin ... E....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl borçlu şirkete hesap kat ihtarının tebliğ edildiği, asıl borçlu şirket tarafından hesap kat ihtarına süresi içerisinde itirazda bulunulduğunun ileri sürülmediği, bu nedenle borcun asıl borçlu şirket yönünden kesinleştiği, Davacının ipotekli taşınmazın maliki olduğu, dava dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine usulsüz tebliğ edildiği iddiasına yer verilmediği, incelenen ihtarnameye göre ihtarnamenin davacı şirkete tebliği edildiği bu hali ile ipotek malikine muacceliyet ihtarnamesinin tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinde tebligatın usulsüz olduğuna yer verilmiş ise de dava dilekçesinde bu iddiaya yer verilmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmediği, Davacının ipotek maliki olduğu, asıl borçlu tarafından süresinde borca itirazda bulunulmaması halinde ipotek malikinin açtığı dava sonucunda icra emrinin iptali veya düzeltilmesi söz konusu olamayacağı, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun...


