tesis ettirdiğini, oysaki taraflar arasında geçerli bir gemi inşa sözleşmesinin bulunmadığını, bu nedenle davalı tarafın gemiler üzerine ipotek tesis etmesinin hukuka aykırı olduğunu ve ipoteklerin yasal süre olan 3 aylık hak düşürücü sürede tesis edilmediğini, ayrıca davalının ipotek tesisi istemine gerekçe olarak gösterdiği alacak iddialarına ilişkin olarak açtığı davalarda kanuni ipotek tesisi isteminde de bulunduğunu ancak mahkemece bu istemlerinin reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davalı tarafından yaptırılan kanuni ipotek tescilinin yasal koşullarının mevcut olmadığını ileri sürerek; söz konusu ipoteklerin iptali ile gemi sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece, davacının 16.6.1988 tarihli ipotek belgesine dayanarak alacak isteminde bulunduğu, dava tarihine kadar BK’da düzenlenen 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. HMUK. 76 maddesine göre maddi olguları bildirmek 2007/7155-9247 taraflara, bunların hukuki niteliklerini saptamak ise hakime aittir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının 16.6.1988 tarihli harici taşınmaz satım sözleşmesi gereğince davalı yana ödediği miktar nedeniyle davalıların sebepsiz zenginleşmesine dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır....
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, 6.737.500 TL için tesis edildiği görülmektedir. Açıklanan bu niteliğe göre ipotek, kesin borç (karz) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 875. maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi halinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur....
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalı ....’den 25.05.2012 günlü sözleşmeyle 135.000,00 TL bedelle satın aldığı 2 parsel sayılı taşınmazdaki 21 numaralı bağımsız bölümün tarafına 03.02.2013 tarihinde teslim edildiğini, taşınmaz tapu kaydında haciz şerhlerinin işlendiğini, davalı ... yararına ipotek tesis edildiğini ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini ve taşınmazdaki ipotek ve hacizlerin terkinini istemiştir. Davalı banka, davalı ....’nin 03.01.2013 günlü genel kredi sözleşmesine dayanarak kullandığı kredi nedeni ile ipotek tesis edildiğini, kredilerin ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, davacının dayandığı sözleşmenin resmi biçim koşulunu taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..... yanıt vermemiştir. Mahkemece, davacının dayandığı sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir....
Bu alacak hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisindeki alacak hakkından bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki ilişkiden doğan yeni bir haktır. Başkasına ait borcu ifa ederek, mal varlığında kayba uğrayan kişiye mal varlığındaki söz konusu eksilmeyi talep edebilmek için hukuk düzeni rücu hakkını tanımıştır. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Halefiyette ise; halef olan kişi alacaklıyı tatmin ettiği anda yeni bir hak elde etmemekte, alacaklıya ait olan hakkı kanundan dolayı olduğu gibi devralmaktadır. Bu nedenle, böyle bir alacak için de daha önce zamanaşımı işlemeye başlamış ise, alacak halef olan kişiye intikal etmesine rağmen işlemeye devam eder. Zira, daha önceden muaccel olmuş alacağın yeniden muaccel olması ve yeni bir zamanaşımının işlemeye başlaması mümkün değildir....
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların imzaladıkları sözleşmeye göre kredi borcundan sorumlu oldukları, ödeme yapan sözleşme dışı davacının geçerli bir alacak temlik sözleşmesiyle takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazların iptaline, icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı asıl borçlu şirket lehine verilen ipotek, ipotek tarihi itibariyle davalılardan ...’in hisseli olarak malik olduğu iki ayrı gayrimenkule ilişkin olup ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip 08.01.2012 tarihinde başlatılmıştır. Ancak takip tarihi itibariyle takip dayanağı gayrimenkullerde davalı ...’in malik sıfatı bulunmamaktadır....
edilmesi gerekeceğinden taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediği, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine geçildiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmesi gerektiği, dava konusu icra takibinde davalı alacaklı banka tarafından dava dışı asıl borçlu, diğer ipotek maliki ve davacı ipotek maliki aleyhine 211.663,71 TL nakit alacağın tahsili, 23.445,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile davacının 220.000,00 TL limitli ipoteği bulunduğu, diğer ipotek malikinin ise toplam 190.000,00 TL limitli ipoteği bulunduğu belirtilerek icra takibi başlatıldığı, bir başka anlatımla dava konusu icra takibinde nakit ve gayri nakit olmak üzere toplam 235.108,71 TL alacak olduğu belirtilmiş ise de davacının ipotek limitinin...
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı tarafın davalılar ..., ...(...), ... (...), ... (...), .... (...) hakkında açtığı dava, davacı tarafça takip edilmediğinden HMK'nın 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına; davaya konu edilen zararın doğmasına etkili kusurları olmadığının alınan bilirkişi raporuyla saptandığı gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılmış olan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacı sigortacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalı ... ve ...'...
Somut olayda, bağımsız bölüm malikinin halefi olan davacı sigorta şirketi, davalı bağımsız bölüm malikinin dairesinden gelen su sızıntısı nedeniyle sigortalıya ödenen tazminatın rücuan tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptalini talep etmekte olup, bu şekilde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılan uyuşmazlığın ... Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 20/02/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Kişilere devir ve tescili halinde de tüm ücrete hak kazanacağı, davalının ... ada ... parselde kain olan taşınmazı müvekkilinin bilgisi dışında sattığını, ...ada ... parselde bulunan taşınmazda da aynı kişi ile kira sözleşmesi yapılarak lehine ipotek tesis edildiğini, satışı yapılmayan bu taşınmaz üzerindeki ipotek tesisi ile davalının müvekkilinin hak ettiği ücretten kaçma çabasında olup müvekkilini zarara uğrattığını, davalının kötü niyetli olarak müvekkilinin hak etmiş olduğu tellaliye ücretini ödemediğini, müvekkilin bilgisi haricinde satış yaptığını, diğer satışa engel olduğunu, taşınmaz üzerinde ipotek tesis etip her açıdan müvekkilini zarara uğrattığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla gerçekleşen satıştan hak ettikleri ücretin ödenmemesi suretiyle doğan zararı olan 40.000 Euro nun satış tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte, gerçekleşmesi muhtemel satıştan doğan munzam zararları yönünden...


