Dava konusu parsel imar uygulaması sonucu oluşmuştur. Davacının imar öncesi maliki olduğu 3 parsel sayılı taşınmaz ile davalıya pay satan ...'ye ait 13 parsel sayılı taşınmazın şuyulandırılması sonucu oluşan 8 parsel sayılı taşınmazda fiili taksimin kabul edilebilmesi için önceki kullanımın devam etmesi gerekir. Mahkemece yapılan araştırmaların sonucuna göre dava konusu taşınmazda davacı tarafından fiilen kullanılan bir yer olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tanıkları da davacının kullandığı bir yer olduğundan söz etmemişlerdir. Bu durumda fiili taksimin gerçekleştiğinden sözedilemeyeceğinden mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Dava konusu parsel imar uygulaması sonucu oluşmuştur. Davacının imar öncesi maliki olduğu taşınmazın trampası ile davalıya pay satan paydaşlara ait taşınmazların şuyulandırılması sonucu oluşan 3 parsel sayılı taşınmazda fiili taksimin mevcut olduğunun kabul edilebilmesi için önceki kullanımın devam etmesi gerekir. Mahkemece yapılan araştırmalara göre dava konusu taşınmazda davacı tarafından fiilen kullanılan bir yer olmadığı anlaşılmıştır. Davalı tanıkları da davacının kullandığı bir yer olmadığını belirtmişlerdir. Bu durumda fiili taksimin gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılardan ... aleyhinde açmış olduğu tapu iptal ve tescil davası sonucunda, 111 ada 89 parsel sayılı taşınmazda davalı ...'nin iştirakli payından 366/17546 payın iptaliyle 371 m² kısmın ifrazen ayrılarak adına tesciline dair verilen kararın tapu kayıtlarına işlenmeden evvel, taşınmazda imar uygulaması yapıldığını ve birçok imar parsellerinin oluştuğunu, ancak anılan tescil ilamına konu yerin 1776 ada 7 parsel sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek, 1776 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 366 m²'lik kısmının Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 4.3.1988 tarih ve 1987/200 esas, 1988/91 karar sayısı ile adına ifrazen tespit ve tesciline hükmedilen yer olduğunun tespitine, bu yerdeki davalılara ait tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir....
imar-ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının sorulması; teknik bilirkişiden, keşfi takibe elverişli krokili rapor alınması; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınması; jeolog bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunduğu göz önünde bulundurularak...
Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz, gerekçesiz, hatalı olduğunu, denetime elverişli olmadığını, dayanak belgelerin ve koordinatların belirtilmediğini, imar işlemi öncesine ve sonrasına göre taşınmazlarının durumunun belirlenmediğini, kamulaştırma işlemindeki hatalı koordinatların gösterilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 5.YARGITAY KARARI 5.1. Dava, tapu iptal tescil talebine ilişkindir. 5.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 279. maddesine göre, bilirkişi raporunda bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçların bulunması gerekir. 5.3....
Öte yandan; her ne kadar 11106 ada, 3 sayılı parsel, imar uygulaması ile oluşmuş ve imar öncesi kadastral parselde “davalılar paylı mülkiyet üzere malik oldukları”, taşınmaz üzerine sera yapmak suretiyle imar sonrası seraların davacıya özgülenen taşınmazda kaldığı sabit ise de 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesinde öngörülen kaim bedelin belirlenerek yapı sahibine ödenmesi ancak muhdesatların aynı Yasanın 5. ve 20. maddesinde belirtilen yapı niteliğinde olması halinde mümkündür. Oysa seraları Yasada tanımlanan yapı ve bina olarak kabul etmek olanaksızdır. Öyleyse davalı tarafa kaim değerin ödenmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak davacı belirlenen kaim değerin fazla olduğunu belirttiğine göre bir bedel ödemeyi kabul ettiği gözetilmeli ve buna göre seraların yapımı konusunda sarfedilen levazım giderinin belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir....
; 11/06/2013 tarihli ve 1130 sayılı kararı ile Mahkemesi kurularak, 08/07/2013 tarihinden itibaren fiilen hizmete başladığı, böylelikle gerek genel yetki kuralına göre davalı ikametgahının yetkili olması, gerek Tüketici Yasasına göre tüketicinin ikametgahının lehe yetki kuralı getirmesi nedenleriyle yetkisizlik kararı verilmiştir. ise; yetkinin kesin olmadığı gibi, davalının cevap süresi içinde yetki itirazında bulunmadığı, süresinde yapılmayan yetki itirazına dayanılarak verilen yetkisizlik kararının usulüne uygun olmadığından bahisle yetkisizlik yönünde hüküm kurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 19/2. Maddesinde "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." düzenlemesi yer almaktadır....
Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Palu Asliye Hukuk Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 18/12/2019 tarihli, 2014/447 Esas, 2019/429 Karar sayılı kararla; yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanları, bozma öncesi ve sonrası dosya arasına aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazda dava tarihinden geriye doğru 20 yıllık nizasız ve fasılasız kullanım koşullarının oluşmadığının bildirildiği, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda, 1982, 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre, dava konusu taşınmazın sınırlarının oluşmadığı, imar-ihyanın gerçekleşmediği ve taşınmazda ekili-sürülü alana rastlanılmadığı, 2008 yılına ait hava fotoğrafında ise taşınmazın dere içerisinde kaldığı, herhangi bir parsel sınırının oluşmadığı, imar-ihyanın olmadığı ve ekili-dikili alana rastlanılmadığının bildirildiği, bu durumda dava konusu taşınmazda...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden pay sahibi olduğu 21 parsel sayılı taşınmazda davalı belediyenin yaptığı imar uygulaması ile kendisinin kullandığı bölümden davalı ...'ye yer verildiğini, cadde olarak ayrılan yerden de davalıya pay satıldığını, yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile bedeli karşılığında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, pay satışının olmadığını, imar uygulaması ile bir kısım yerin yol olarak ayrıldığını ve imar parsellerinin oluşturulduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, imar işleminin halen geçerli olduğu ve davalı belediyeye husumet düşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 8926 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan imar uygulaması sonucu davalının payının 8926 ada 2 parsele gittiğini ve imar uygulamasının kesinleştiğini, davalının imar uygulaması öncesi yaptığı binanın kendisine ait parselde kaldığını, davalının binaya ilişkin açtığı davanın da reddedildiğini ileri sürerek, İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca bedeli karşılığında binanın kendisine aidiyetine ve davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazda pay satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı pay sahibi olduğundan davada, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı....


