WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

Çekişmeli taşınmaz bölümlerine ilişkin olarak dosya içerisinde bulunan fen bilirkişisi ve harita mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda, 1986 yılına ait hava fotoğrafına göre taşınmazın tamamının ağaçlarla kaplı hali arazi vasfında olduğu, yine 2003 yılına ait uydu fotoğrafında da taşınmazda herhangi bir imar-ihya faaliyetinin olmadığı belirtilmiş, 2009 yılına ait uydu fotoğrafında ise çekişmeli taşınmaz bölümlerinde imar-ihya faaliyetinin tamamlandığı dolayısıyla taşınmazdaki imar-ihya faaliyetinin 2003 yılından sonra 2009 yılına kadar tamamlandığı rapor edilmiş; 18.04.2016 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da, çekişmeli taşınmazda toprak yapısı incelenerek geçmişe yönelik zilyetlik belirlenmesi yapılamayacağı hususu açıkça belirtilmiştir....

"İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacının mevkii 311 ada 1 parselde bulunan bağımsız bölümlerin malikleri olduğunu, davalının kendi bağımsız bölümüne, imar yasasına, Kat Mülkiyeti Yasasına ve tip projesine aykırı ve ortak yerlere müdahale etmek sureti ile haksız olarak ilaveler ve değişiklikler yaptığını, A-1 nolu bağımsız bölümde; orta katta bir oda büyütüldüğünü, aynı konutta bir odanın balkonunu duvarla örerek tamamen kapatıldığını ve ortak yeri bozarak özel kullanım kapsamına aldığını, bağımsız bölümde zemin kattaki terasın büyütülüp genişletildiğini, orta katta bir odanın kullanım alannının genişletilerek büyütüldüğünü, çatı katında ise ayrıca bir oda yaptırarak ilave ettiğini, ortak alana...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, dava konusu 187 ada 43 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, komşu parsel maliki olan davalının inşaatının taşınmazlarına taşkın olduğunu, belediyece yapılan imar uygulaması ile tecavüzün giderildiğini, ancak İdari Yargıda imar işleminin iptal edildiğini ileri sürerek müdahalenin önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, imar uygulamasının iptal edilmesine rağmen kadastral parsellere dönüşüm yapılmadığı ve mevcut hali ile davacılar parseline tecavüz olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü....

İpoteğin, imar uygulaması sebebiyle davalının maliki olduğu taşınmazdan bir miktarın davacı taşınmazına ilavesi zaruretinden kaynaklandığı görülmektedir. O yüzden, imar uygulama cetvellerinden davalı taşınmazından kaç m2 yer alındığı tespit edilerek, kanuni ipotek bedelinin, alınan bu miktar taşınmazın dava tarihindeki değerine göre belirlenmesi gerekir. Zira, kanuni ipotekler tarafların serbest iradeleriyle değil, kanundan kaynaklanan bazı zorunlu durumlar sebebiyle tesis edilir....

Belediye Başkanlığının 21.01.2011 ve 03.02.2011 tarihli yazıları ile sabit olduğu, kadastro parseli olan 177 ada, 122 parselin üzerinde imar uygulaması yapılmadan inşaata başlanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin başlangıçtan itibaren ifa imkansızlığı nedeniyle geçersiz ve batıl olduğu, davacının sözleşme öncesi gerekli araştırmayı yapmayıp imar uygulaması olmayan taşınmazda bina yapmayı taahhüt etmesinin kendi kusurundan kaynaklandığı, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceği, yüklenici konumundaki davacının mesleki bilgi ve tecrübesi gereği kadastro parseli olan bir parsele inşaat yapılamayacağını bilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir....

m²'lik davacılar payına takdir edilen karşılığın artırılması istemi yönünden, 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 gün ve 29824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanunun 35. maddesi ile 2942 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddesinde; "24/02/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir....

Hukuk Dairesinin 02.12.2020 tarihli ve 2018/7202 Esas, 2020/7801 Karar sayılı kararıyla; taraflara ait taşınmazların imar öncesinden itibaren tedavül kayıtlarının ve krokilerinin getirtilmesi, mevcut müdahalenin imar uygulaması nedeniyle oluşup oluşmadığının ve yıkıma konu edilen muhdesatın yer aldığı taşınmazda davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, müdahalenin imar uygulaması ile oluştuğunun ve davalının imar öncesi bir hakkının bulunduğunun belirlenmesi halinde, el atmanın önlenmesi ve kâl kararı verilebilmesi için taşan kısmın kaim bedeli üzerinden davalı lehine hapis hakkı tanınarak el atmanın önlenmesi ve kâl kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B....

Davalı .... vekili cevabında, davacının davalılar arasında yapılan otogaz satış sözleşmesinin uygulanmasına ses çıkarmayarak icazet verdiğini, davacının 01.03.2007 tarihine kadar ulusal bazda otogaz satmasının mümkün olmadığını, 5207 sayılı ... piyasası yasasına göre alınması gereken lisansı bulunmadığını, istasyonun müvekkili şirket tarafından kullanılmadığını, davacıya satış bedeli üzerinden net kar payı ödendiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının rekabet yasağı getiremeyeceğini, davacının tutumunun 4054 sayılı ... Hakkındaki Kanun’ un 4.maddesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.05.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkının kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, maliki bulundukları 297 ada 37 parsel sayılı taşınmaz aleyhine, davalılara ait komşu 297 ada 38 parsel sayılı taşınmaz yararına, her iki parselin öncesinde bir bütün iken bölünmesi sırasında imar yolu açılıncaya kadar geçit hakkı kurulduğunu, sözü edilen imar yolunun imar planına uygun şekilde açılmasına rağmen davalıların 37 parsel sayılı taşınmazdaki geçit yerini demir kapı ile kapatarak işgal ettiklerini ileri sürüp, 38 parsel sayılı taşınmaz lehine 37 parsel sayılı taşınmazda kurulan geçit...

Bu durumda, yeniden ve farklı bilirkişilerden oluşacak bir bilirkişi heyeti marifetiyle yukarıdaki hususlar dikkate alınarak komşu taşınmazda yer alan yapının (davacı tarafından komşu taşınmazda sonrasında tamamlanan ve depo/fabrika binası olarak kullanılan yapının durumunun bilinerek edinilmediği dikkate alınarak) hangi yönlerden davacının taşınmazı açısından değer kaybına neden olduğunun somut ve teknik açıdan ortaya konularak (imar planına, ruhsata aykırılık mı, kötü koku, görüntü kirliliği, gürültü ...) taşınmazda oluşan zararın tazminine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından aksi yöndeki temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir....

UYAP Entegrasyonu