Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; davacı 7963 parsel sayılı taşınmazda 81.88 m2 hisse sahibi iken, yapılan imar uygulaması sonucu 2031 ada 10 sayılı parselde 162.45 m2 yer verildiği, bu işlemle fazla verilen yer karşılığı olarak 5.045-TL. ipotek borçlusu yapıldığı ve bu bedelin davacı tarafından belediyeye ödendiği, davalı belediyece sonradan yapılan düzeltme işlemi ile davacı adına oluşan 162,45 m2'lik taşınmazda, davacı payı azaltılarak 3. kişinin paydaş yapıldığı, bu haliyle davalı belediyenin, davacının ödediği 5045-TL. ipotek bedelinin, düzeltme kararı ile taşınmazda 3. şahsa verilen 81.23 m2'lik bölümüne rastlayan bedelin 4.066-TL'lık kısmından sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davanın kabulü ile 3. kişiye verilen yer bedeli olan 4.066-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir....
keşif sonucu yaptığı tespite göre hesaplanan dava değeri üzerinden alınması gereken ..”'...
"İçtihat Metni" TARİHİ : 21/04/2014 NUMARASI : 2013/169-2014/182 Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; Esenyurt Küçükköprü mevkiinde bulunan 5134 sayılı taşınmazda ........'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, kayden maliki olduğu 1250 (42) parsel sayılı taşınmazda Seyhan Belediye Encümeninin 06.08.1998 tarih 4372 sayılı kararı uyarınca 38 nolu imar düzenleme bölgesinde yapılan imar uygulaması sonucu park alanında kalan 4958 ada 1 parselin oluştuğunu, yine taşınmazda Adana Büyükşehir Belediyesinin 28.02.2007 gün 420 sayılı Encümen Kararı uyarınca yeni imar parselleri meydana geldiğini, gerek Seyhan Belediyesinin gerekse Adana Büyükşehir Belediyesince yapılan imar uygulamalarının İdari Yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek, 4853 ada 1, 2 ve 3 parsellerin hazineye ait 1250 kadastro parseline isabet eden kısımlarının tapularının iptali ile tescili olmadığı taktirde taşınmazın bedelinin davalılar Seyhan ve Adana Büyükşehir Belediyesinden tahsili isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki imar değişikliği nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer kaybının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R - Dava, imar değişikliği nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer kaybının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir....
nazım imar planında bulunmayan 12 metre en kesitli bir yolun öngörülmesinin nazım imar planına aykırılık teşkil etmeyeceği, dolayısıyla uygulama imar planının dayanak nazım imar planına uygun olduğu, uygulama imar planı ile taşınmazda öngörülen 12 metre en kesitli yolun erişilebilirlik yönünden de gerekli bir yol olduğu anlaşıldığından dava konusu uygulama imar planında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı; dava konusu parselasyon işlemlerinde de dayanağı uygulama imar planı, dağıtım ilkeleri ve parselasyon tekniklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 258 ada 3 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 236 parsel sayılı taşınmazda 13.12.2001 tarihli satış işlem ile davacının 3975/7475, davalının 3500/7475 pay sahibi oldukları, 18.12.2012 havale tarihli fen raporuna göre 12.01.2009 tarihli 3194 sayılı İmar Kanunun 18. maddesine göre yapılan imar uygulaması sırasında tarafların 236 parsel sayılı taşınmazdaki paylarının ½ kabul edilerek hatalı işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 1022. maddesi hükmü uyarınca, ayni haklar tescille doğar. Bunun yanı sıra Türk Medeni Kanunu Alman sisteminden ayrılarak tescil yoluyla mülkiyet hakkının doğumunu sebebe bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Bu itibarla, tescilin nedenini teşkil eden idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenebilme olanağı yoktur....
BK’nın 19.maddesine göre; sözleşmeler, yasalara, kamu düzenine, ahlâk ve âdaba aykırı olamazlar. Keza, 20.madde uyarınca da, sözleşmenin konusunun da gayrımümkün olmaması gerekir. Aksi takdirde, yapılan sözleşme, mutlak butlan ile bâtıl sayılır. Somut olayda, taşınmazın ruhsatsız yapıldığı, dolayısı ile kamu düzenine ve İmar Yasasına aykırı olduğu tartışmasızdır. Öte yandan, sözleşmenin yapıldığı tarihte bu inşaatın ruhsata bağlanıp bağlanamayacağı araştırılmamıştır. Eğer sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle davacıların arsası üzerine ruhsata bağlı bir bina yapılamayacağı saptanırsa, yapılan sözleşme, mutlak butlanla bâtıl olur. Dolayısı ile sözleşme tarihi itibariyle imar planı olmayan ve ruhsata bağlanması mümkün bulunmayan bir inşaatın yapımını, arsa sahipleri isteyemeyeceği gibi, yüklenici de üstlenemez. Zira, böyle bir sözleşmenin konusu imkânsız sayılır ve mutlak butlanla bâtıl addedilir....
Hukuk Dairesinin 16/01/2020 tarihli ve 2019/277 Esas - 2020/15 Karar sayılı kararıyla; Çınarcık Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 04/06/2016 ve 23/12/2019 tarihli cevabi yazıları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmaz bölümünün 12/03/2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Çınarcık İmar Planı Revizyonu kapsamında kaldığı, taşınmaz davacı tarafından imar-ihya edilip, 1991 yılından itibaren zilyet ediliyor olsa da zilyetliğin başladığı 1991 yılından, taşınmazın imar planı kapsamına alındığı 2009 yılına kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı, taşınmazda davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17/son maddesinde belirtilen zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı, bu durumda soyut nitelikli tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle; Davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ... 1....
Hukuk Dairesinin 04.12.2014 tarihli ve 2014/14960 Esas, 2014/18990 Karar sayılı ilamı ile " ... 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca oluşan 3406 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin imar öncesine ait kayıtlar getirtilerek ecrimisile konu edilen muhdesatın yer aldığı taşınmazda davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının ve olayda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, çekişmeli taşınmazda davalının imar öncesi bir hakkının olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....


