Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz. Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz....
Teknoloji İnşaat Sanayi ve Anonim Şirketi'ne sermaye arttırımı yolu ile devri hususunda anlaşıldığını, taraflar arasında bu yönde sözleşme kurulduğunu, buna göre şahıslara mirasen intikal eden ve ... Adi Ortaklığı yönetiminde olan taşınmazların, sermaye olarak ... Teknoloji İnşaat Sanayi ve Anonim Şirketi'ne konulacağını ve sermaye arttırımı yapılacağını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden istenen görüş doğrultusunda Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün sermaye olarak sunulacak taşınmazlar açısından değerleme yapılması için bilirkişi raporu düzenlenerek genel kurul yapılması gereğini bildirdiğini bu doğrultuda Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yapılan başvuru ile ... E....
CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesine göre uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında 03.05.1985 tarihli 3194 sayılı İmar Kanunu'nda (3194 sayılı Kanun) öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir denildiği ve buna göre davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, davacılar vekili tarafından bedele çevrilen hissenin bedel arttırımı talep edilmiş ise de zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerekeceğini, şuyulandırma işleminin tapuya 1994 yılında kayıtlandığını, davacının murisinin talebi üzerine bedelin ...Belediyesi fon hesabına yatırılarak alındığı, ödeme yapılmış olduğundan talep edilen bugünkü emsal değerin nazara alınmasının mümkün olmadığını, dava konusu alanla ilgili yapılan çalışmalarla taşınmazın ekonomik değerini arttığı, parsellerin...
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz her ne kadar belediyeleri sınırında kalmış olsa da husumetin dava açılmasına sebebiyet veren kurum üzerinde yani Gaziosmanpaşa Belediyesinde kalması gerektiğini, dava sonucunda verilecek hükümden her iki Belediyenin de nüfusları oranlarında sorumlu olduklarını, belirtilen oranlara göre husumetin paylaştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazların imar uygulamasına tabi tutulduğunu zaman aşımı süresinin geçmiş olması nedeni ile reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için imar uygulamasından kaynaklanan değer artışı talebinin mümkün olmadığını, davacının isteminin fahiş olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. III....
Dolayısıyla davacının, tespit edilen değerin fahiş olduğundan bahisle iptalini istediği Kıymet Takdir Komisyonu raporunun, 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesinin uygulanması doğrultusunda İdare tarafından verilen yapı kayıt belgesinden kaynaklı olduğu, idarenin kamusal nitelikteki yetkisini kullanması sonucu, üstünlük ve ayrıcalığa dayalı tek taraflı tesis edilen işleme karşı açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde düzenlenen "iptal davası" niteliğinde, uyuşmazlığın İdari yargının görev alanına giren bir işlemden kaynaklandığı düşüncesiyle Daire kararına katılmıyorum....
Dolayısıyla davacının, tespit edilen değerin fahiş olduğundan bahisle iptalini istediği Kıymet Takdir Komisyonu raporunun, 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesinin uygulanması doğrultusunda İdare tarafından verilen yapı kayıt belgesinden kaynaklı olduğu, idarenin kamusal nitelikteki yetkisini kullanması sonucu, üstünlük ve ayrıcalığa dayalı tek taraflı tesis edilen işleme karşı açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde düzenlenen "iptal davası" niteliğinde, uyuşmazlığın İdari yargının görev alanına giren bir işlemden kaynaklandığı düşüncesiyle Daire kararına katılmıyorum....
Davalı,tapuda 12 150 metrekare için 470 000 000 000 TL ödendiğini,davacının miktarın azalmasını kabul ederek satın aldığını,yüzölçümündeki azalmanın ... payı ve imar uygulamasından kaynaklandığını, 3849 metrekarenin zaten tadilat planında otopark ve yeşil ... olduğunu, bedelsiz terkin nedeniyle sebepsiz zenginleşmenin olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir....
Zira, imar planının uygulanması nedeniyle, mülkiyet hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, idarenin imar kanunundaki hükümlere uygun hareket edip etmediği ve kamulaştırma kanunu hükümleri uyarınca kamulaştırma işleminin tesisinin zorunlu olup olmadığı ve bu işlemin hangi idare yada idarelerce gerçekleştirileceğinin tespiti ancak bu konuda açılacak iptal davası ile açıklığa kavuşturulabilecektir. Bedel tespiti ve tescili ise ancak kamulaştırma işleminin gerekliliği ve kamulaştırmayı yapacak idarenin tespitinden sonra kamulaştırma sürecinin bir parçası, tamamlayıcısı niteliğindedir....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/257 esas sayılı ihtiyati tedbir şerhi dikkate alındığında; söz konusu parselde imar uygulamasının iptal edilmesi sebebiyle mülkiyet ihtilafının yaşandığı, kök 862 sayılı kadastral parselin ihyasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 14....
Davacı vekili 15.09.2014 tarihli dilekçesi ile imar değişikliği sonucu inşaata davalı yanca devam edilerek fazladan dört daire yapıldığını, kendisine ara kat yerine doğrudan zemin kattan daire verilmek istendiğini, sonradan ortaya çıkarılan dört dairenin sözleşmeye göre %33’ünün arsa sahibine ait olduğunu açıkladıktan sonra davayı esastan ıslah ederek sözleşmenin yeni hale uyarlanıp ara kat olan zemin üstü 1. kat ve 2. katta bulunan bir başka daire ile imar değişikliği sonrasında ortaya çıkan 4 dairenin %33 hissesinin davacı adına tapuya tescilini istemiştir. Söz konusu ıslah dilekçesi ile sözleşmenin feshi ve buna bağlı olarak tapu iptâl ve tescil olmadığı takdirde bedel talebinden vazgeçilerek imar değişikliği ile sonradan ortaya çıkan durum da dikkate alınarak uyarlama ile tapu iptâli ve tescil istenilmiştir. Davacının bu ıslah talebi, davanın tamamının ıslahı niteliğinde olduğundan asıl dava dilekçesindeki taleplerin dikkate alınması mümkün değildir....


