Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde, İcra Müdürlüğünün İİK.’nın 99. maddesi gereği istihkak iddiasının reddi davası açılması için taraflarına süre verilmesi kararının iptalinin yanı sıra, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini de talep etmiştir. Bu durumda Mahkemece, borçlu ile istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin davaya dahili sağlanıp, takip miktarı veya mahcuzun miktarından hangisi az ise o değer üzerinden nispi harç alınarak ve varsa noksan harç tamamlattırılarak ve tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan davanın yanlızca şikayet başvurusu şeklinde görülüp yazılı biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca olanak bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Davacı alacaklının İİK”nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi davası husumetten ret edildiğine göre davalı 3.kişi yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesi gereğince avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken mahkemece avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi, ayrıca Harçlar Yasa’sına ekli (1) sayılı Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin III-bend 2.madde a fıkrası gereği, davacının maktu karar ve harcı ile sorumlu tutulmasına rağmen peşin yatırılan harcın davacıya iadesine karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı 3. kişinin açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Davalı 3.kişi, haciz yapılan işyerini devir aldığını iddia etmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazaalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir....
Mahkemece, borçlu adresinin haciz yapılan adres olmadığı, davalı tarafın borçlunun oğlu olması dışında borçlu ile de ortak iş yaptığına dair belgenin ya da delilin dosyaya sunulmadığı, davalının hacze konu işyerini, babasından devralmayıp kendisinin açtığı ve faaliyetini başlattığı, haciz yapılan işyerinde borçluya ait fatura bulunmasının, işyerinin borçluya ait olduğu sonucunu doğurmayacağı, bu şekilde davacı tarafın her iki icra dosyasında da istihkak iddiasının aksini kanıtlayamadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen dosya da davacı alacaklılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Asıl ve birleşen dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir....
Mahkemece bozma ilamına uyularak istihkak davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacaklının İİK 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Dayanak takip dosyası borçluları ... ve ... ... San. Tic. Ltd. Şti. olup dava konusu haciz tutanağında ... ... - ... yazılı olduğuna göre dava konusu haczin her iki borçlu için de yapıldığının kabulü gerektiği, mahkemece uyulan bozma ilamında borçlu ...’ün takip dayanağı çekin zamanaşımına uğradığı itirazı üzerine ... .......
Davalı alacaklı vekili, dava konusu hacizde borçlunun hazır bulunduğunu, borçlunun icra takibine başlanılmasından sonra hileli olarak 3. kişinin yanında sigortalı olarak gösterildiğini, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlular davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece toplanan delillere göre: haczin İİK'nun 99....
Davalılar (borçlu ve 3.kişi) vekili, takip konusu çeklerin müvekkili olan davalı/borçlu Muhammet adına olduğunu, borcun müvekkili şirket ile ilgisinin bulunmadığını, Muhammet'in davalı şirketin sadece yetkilisi olduğunu, şirket yetkilisi ve ortaklarının şahsi borçlarından dolayı şirkette haciz yapılamayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre; davalı takip borçlusu Muhammet'in istihkak iddiasında bulunan davalı/3.kişi şirketin yetkilisi olduğu sabit ise de; şirkette yetkili-müdür sıfatı ile yer alan davalı/borçlunun borcu nedeniyle ve sırf akrabalık ilişkisi öne sürülerek davalı şirketin mallarına haciz konulmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK,nun 99. Maddesi gereğince açılmış istihkak iddiasının reddi davasıdır....
Dava, alacaklının İİK 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. 1.İstihkak davaları İİK’nin 97. maddesi gereği genel hükümlere göre görülür ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi ile (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Hal böyle olunca, alacak tutarı ile haczedilen dava konusu mahcuzların değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanun'un 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra, yargılamaya devam olunması, yargılama tamamlanıp davanın kabulüne karar verildiğinde ise davada haksız çıkan taraftan eksik kalan karar ve ilam harcının alınması gerekir....
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre; davacının sunduğu faturaların dava konusu mahcuzlara ait olmadığı, her iki haciz sırasında da hazır bulunan Akın Akıncılar'ın Gıgatek Şirketinin yetkili temsilcisi ve aynı zamanda davacı şirketin tasfiye memuru olduğu istihkak iddiasını ilk haczi öğrendiği 18.09.2008 tarihinden itibaren 7 günlük sürede ileri sürmediği dolayısıyla asıl davada dava açma süresi esasen geçtiğinden davanın reddi gerektiği birleşen davada ise 11.02.2009 tarihinde haczedilen mahcuzlara ilişkin faturaların dava konusu bilgisayarlara ait olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı tarafça ibraz edilen faturalardan hiçbirinde mahcuz mala ait kayıtlar bulunmadığı ve diğer delillerin malların davacıya müstakilen aidiyetini gösterir nitelikte olmadığı gerekçesiyle davacının istihkak iddiasının reddine, davalının tazminat talebinin İİK 99. madde gereğince takibin talikine karar verildiği ve sonuçta dava reddedildiğinden alacağın bu dava dolayısıyla istikası geciken...
Asıl dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine, birleşen talep ise borçlunun tebligat usulsüzlüğü şikayetine ilişkindir. 1-Davalı 3. kişi vekilinin birleşen dosyaya ilişkin temyiz itirazları yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361. maddesine göre yapılan yargılama sonunda temyiz yoluna davanın tarafları başvurabilir....


