WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Haziran 2026

Söz konusu hüküm doğrultusunda mahkemece, davacıya karşı başlatılmış olan takip dosyası ve dayanakları incelenerek takibin davacının kefaletine dayalı olup olmadığı, buna bağlı olarak TBK'nın 590/2 maddesi gereğince takibin durdurulması koşullarının oluşup oluşmadığı, şartları mevcutsa gösterilen taşınmazın ayni teminat olarak kabul edilip edilemeyeceği üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ara kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, ihtiyati tedbir talebi yeniden incelenmek üzere Dairemiz kararının ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 9....

HMK'nın 341/1-b maddesine göre de, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkündür. Somut olayda ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı karşı taraf dinlenmeden dosya üzerinden verildiğine göre, bu kararın doğrudan istinafı mümkün değildir. Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararlarına karşı itiraz yolu açık olup, kanun yolu dilekçesinin bu şekilde işleme konularak Kanundaki usule göre itirazın sonuçlandırılması gerekir. Bu itibarla, itiraz yoluna tabi ihtiyati tedbir ara kararı hakkında istinaf incelemesi yapılması mümkün olmayıp, başvuru dilekçesinin itiraz olarak değerlendirilerek bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir....

Davacı vekili tarafından 20.06.2013 havale tarihli dilekçe ile mahkemenin 02.06.2013 tarihli bir kısım bağımsız bölümler üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara karara itiraz edilerek, ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, 05.07.2013 tarihli kararla davanın niteliğinin genel anlamda alacak istemine yönelik olduğu, ihtiyati tedbirin alacağı garanti altına alan bir yol olmayıp, geçici hukuki koruma niteliğinde olduğu, ihtiyati tedbirin taşınmazın tamamına konulmasının ihtiyati tedbir ile ulaşılmak istenen amaca aykırı olacağı gibi, mülkiyet hakkını da sınırlandıracağı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. İtirazın reddine ilişkin 05.07.2013 tarihli ara kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Bu ara karar ihtiyati tedbir talebinin reddi niteliğinde olup, HMK'nın 391. maddesi uyarınca yasa yolu açık olduğundan, temyiz incelemesi yapılmıştır....

Yoksa eldeki uyuşmazlık gibi, konusu tescilli sınai mülkiyet hakkının davacıya karşı kullanılması olmayan bir davada, tescilli sınai mülkiyet hakkının kullanılmasının önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda tüm talepler açısından dava şartı olarak aranan hukuki yarar şartı da anılan ihtiyati tedbir talebi yönünden sağlanmamış bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece, karşı tarafın dava konusu tasarımından kaynaklanan haklarının kullanılmasının engellenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'...

Mahkemece, verilen önceki tedbir kararlarının devamı veya yeni tedbir kararı verilmesi talebi hakkında 26.12.2011 tarihli kararla; iflasın ertelenmesinin uzatılmasına yönelik talebin reddi halinde önceki verilen tedbir kararları kendiliğinden kalkmış sayılacağından, davacı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin talebi hakkında ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacılar vekilince her iki karar temyiz edilmiştir. 1- Dava iflasın ertelenmesinin uzatılması ve tedbir kararı verilmesi istemlerini içermektedir. Mahkemece daha önce verilen bir yıl iflasın ertelenmesi kararının vaki temyiz üzerine Dairemizin 15.09.2011 tarih 2011460 Esas 2011314 Karar sayılı ilamı ile araştırmaya yönelik olarak bozulduğu ve dosya kapsamından henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır....

Bunun ötesinde, somut olaydaki gibi kanunda açıkça tedbir kararı verilebileceğinin öngörüldüğü hâllerde, verilecek tedbirin uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte olup olmadığı tartışma konusu yapılamaz ve bu nedenle tedbir istemi reddedilemez. Aksi hâl kanunun açık hükmüne aykırı karar verilmesi anlamına gelir. Bu nedenle mahkemece, asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği şeklindeki gerekçeyle ihtiyati tedbir isteminin reddine kararı verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, mahkemece talebin yargılamayı gerektirdiği belirtilerek de ihtiyati tedbir istemi reddedilmiştir. HMK’nun m.390,I hükmüne göre, ihtiyati tedbir ya dava açılmadan ya da davanın devamı sırasında istenebileceğinden, tedbir talebine konu olan istemlerin her zaman yargılama konusu olacağı, diğer bir anlatımla yargılama konusu olmayan bir talebin ihtiyati tedbire de konu olamayacağı açıktır....

tedbir kararı verilmesini talep etmiştir....

Mahkemece talep eden tarafından açılan menfi tespit davasının red olduğu ve kesinleştiği, bu durumda tedbir kararının devamında hukuki yarar kalmadığı gerekçesiyle tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Talep eden tarafından 10.09.2001 tarihinde davalı aleyhine açılan 2001/449 esas sayılı menfi tespit davası 26.11.2002 tarihli karar ile red edilmiştir. İİK.nun 72/4.maddesi “dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar” hükmünü içermektedir. Bu durumda açılan menfi tespit davasında borçlunun talebi üzerine verilen tedbir kararı artık yeni bir karara ihtiyaç olmadan kendiliğinden kalkmıştır. Hal böyle olunca ihtiyati tedbir kararını isteyen borçlu davanın reddinden sonra tedbir kararının kaldırılmasını isteyemez ve bu yönde hukuki yararı da bulunmamaktadır. Mahkemece istemin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....

ın seçildiğini, şirketin taşınmazların bir kısım vakıflara bağış yapılması ve tapuda devrine karar alındığını ileri sürerek dava dilekçesinde yazılı taşınmazların devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece; talebin konusu genel kurul kararının TTK'nın 449. maddesi çerçevesinde tedbiren geri bırakılmasına yönelik talep olmayıp ihtiyati tedbir talebinin sadece belirtilen taşınmazlara ilişkin olması ve aynı şekilde 26/02/2025 tarihli yazılı başvuruya ilişkin dilekçede de dava dilekçesindeki tedbir talebi tekrar edildiğinden taleple bağlılık gereği TTKnın 449 düzenlemesi yönünden irdeleme yapılmayarak "taşınmazların 3. kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi" şeklindeki tedbir talebinin değerlendirildiği belirtilerek tedbir talebine konu unsurların dava konusu olmaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir....

İİK.nın 281/2 maddesine göre hakim, davada alacaklının talebi üzerine iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir. Bu maddede sözü edilen ihtiyati haciz, aynı yasanın 257 vd. Maddelerinde düzenlenen ihtiyati hacizden ve HMK.nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbirden farklı ve özel nitelikli bir haciz türüdür. Bu ihtiyati haciz türünde, alacağın tahsilinin temini için borçlunun diğer mallarına değil, doğrudan doğruya iptale tabi tasarrufun konusu olan mallar üzerine haciz konulması söz konusudur. Bu nedenle İİK.nın 281/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz niteliğinde olan ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde HMK.nın 394. maddesindeki sürelerin uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece ihtiyati hacze yapılan itirazın esastan incelenmesi, talepte bulunan ...'...

UYAP Entegrasyonu