Bozulan mahkememiz kararının icrası bakımından davaya konu teminat mektubunun icra müdürlüğü tarafından davalıya teslim edildiği anlaşılmakla birlikte, söz konusu mahkememiz kararı bozulmakla ortadan kalktığından, icranın iadesinin icra müdürlüğünce değerlendirilmesi gereken bir konu olmakla birlikte bu durumun dava konusunu ortadan kaldırmadığı, davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir....
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: Maddi olay: Davacı şirket tarafından, temlik alacağına mahsuben satın alınan taşınmazlar nedeniyle ödenen 3.961.378,00-TL tahsil harcının iadesi yolundaki başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir....
Çünkü duruşma tutanağına eklenen belgeler de tutanak hükmündedir (Tanrıver, Süha; İlâmlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Ankara, 1996, s. 90). Sulhun etkisi HMK’nın 315. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir....
Bu durumda, söz konusu iflas dairesi tarafından oluşturulan iflas masasındaki tasfiye somut davada olduğu üzere İİK 40.maddesi gereğince durdurulmuştur. 40.maddede, icranın iadesi düzenlenerek birinci fıkrada, bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulmasının icra muamelerinin olduğu yerde durdurulacağına yer verilmiştir. Müflis şirketle ilgili olarak yargılamanın devamı aşamasında yeni esas numarası altında ortadan kaldırılan iflas kararı neticesinde yeniden iflas kararı verilmiş ve müflis şirkete ilişkin iflas idaresi tarafından yeniden tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü farklı bir esas numarası ile yasal görevli yeni masa oluşturulmuştur. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olup, söz konusu iflas dairesindeki iflas tasfiye dosyası ise iflas kararının kaldırılmış olması ile birlikte görevi sona ermiştir....
Bu durumda, söz konusu iflas dairesi tarafından oluşturulan iflas masasındaki tasfiye somut davada olduğu üzere İİK 40.maddesi gereğince durdurulmuştur. 40.maddede, icranın iadesi düzenlenerek birinci fıkrada, bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulmasının icra muamelerinin olduğu yerde durdurulacağına yer verilmiştir. Müflis şirketle ilgili olarak yargılamanın devamı aşamasında yeni esas numarası altında ortadan kaldırılan iflas kararı neticesinde yeniden iflas kararı verilmiş ve müflis şirkete ilişkin iflas idaresi tarafından yeniden tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü farklı bir esas numarası ile yasal görevli yeni masa oluşturulmuştur. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olup, söz konusu iflas dairesindeki iflas tasfiye dosyası ise iflas kararının kaldırılmış olması ile birlikte görevi sona ermiştir....
Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğu ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, icra dosyasına ödenen miktarın 2004 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesi uyarınca icranın iadesi müessesi ile talep edilebileceği anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragraflar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2....
Dolayısıyla somut olay yönünden takip devam ederken açılan menfi tespit davasının devamı sırasında paranın ödenmiş olması sebebiyle davanın istirdat davasına çevrilmemiş olması ve bu arada 1 yıllık hak düşürücü süresinin geçmiş olmasının somut olay yönünden herhangi bir etkisinin olmadığı, somut olay bakımından mesele icranın eski hale iadesi olup, bunun için bir mahkeme kararı ihtiyaç bulunmadığını, Dolayısıyla somut olay yönünden davacının davalıdan olan alacağa ilişkin bir hak düşümü süresinden söz etmenin mümkün olmadığını, ayrıca bir istirdat davasından söz edebilmek için ödemenin takibin devamı sırasında borçlu tarafından (somut olayda davacı) cebri icra tehdidi altında yapılmış olması lazım geldiği, Oysa somut olayda ödeme borçlu tarafından yapılmış Olmayıp; onun iradesi dışında icra müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiği şeklinde" rapor sunulmuştur....
Dava, davacı tarafından aleyhine başlatılan takip nedeniyle davalıya ödediği paranın iadesi için davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine davalının süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır. Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine Niğde İcra Hukuk Mahkemesi'nin... esas ... karar sayılı ilamına dayalı olarak ilam vekalet ücreti,harç,yargılama gideri ve işlemiş faizin tahsili için toplamda 19.896,57 TL'nin tahsili istemiyle Konya 9. İcra Dairesi'nin ....esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, davacı tarafından iş bu takibin iptali istemiyle açılan Konya 1. icra hukuk mahkemesi'nin ....esas ....karar sayılı dosyasında davacının borca itirazının kabulü ile Konya 9. İcra Dairesi ... esas sayılı takibinin davacı borçlu ... yönünden icranın geri bırakılmasına karar verildiği,karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7....
ye olan borcunun ödemesi olarak 1.050.000 TL tutarından ödeme yapıldığını, tüm bu ödemelerin toplam tutarı 3.782.612 TL olup hiçbiri taraflar arasındaki protokolde yer almadığını, bu fazladan ödemenin iadesi hususunda taraflar arasında yeni bir protokol düzenlendiğini, alacağın temlikine ilişkin hükümlerin geçerliliği, imzalanan bu ek protokol ile davacı tarafın üstlendiği edimlerin eksiksiz ifa edilmesi ile mümkün olacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; borçlunun İİK'nın 71. maddesine dayalı olarak takibin kesinleşmesinden sonraki aşamada ileri sürdüğü itfa talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK md. 71. maddesi 3. Değerlendirme 1....
Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." şeklinde düzenlenmiştir. Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın iadesine kural olarak kararın tarafları başvurabilir, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 376. maddesi gereğince tarafların alacaklıları veya halefleri de başvurabilir. Yargılanmanın iadesi talepleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 375. ve 376. maddelerinde belirlenmiştir. Bu maddelerde yargılanmanın iadesi sebepleri sınırlı bir biçimde sayıldığından, bu maddeler dışında yargılama hatası ne kadar ağır olursa olsun yargılamanın iadesi sebebi sayılmaz. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez....


