Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde: “...c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. ...(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı icra takibinde borçlunun, borcun maaşından kesilmesi için muvafakat verdiğini, maaşından gerekli kesintiler yapılarak borç bittiği ve dosya kapatıldığı halde, 2013 yılı Kasım ayında yeniden maaşından kesintisi yapılmaya başlandığını, verdiği muvafakatın tekrar 4 yıl sonra kullanılması ve borçlu çıkartılmasının usulsüz olduğunu ileri sürerek haksız haciz işleminin ve icranın iptal edilip kesilen paranın iadesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır....
Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Borçlu vekili takip dayanağı ilamı tehiri icra talepli temyiz ettiklerini, fakat vekil edeninin teminattan muaf olması nedeniyle 27.04.2012 tarihinde yapılan ödemenin teminat olmadığını, icra dosyasına yapılan bu ödemenin alacaklı tarafından alınmasına engel bir durumun bulunmadığını, damga vergisi ve cezaevi harcından da muaf olunduğu ve ödemenin 7 günlük sürede yapıldığını, fakat icra müdürlüğünce hiç ödeme yapılmamış gibi dosya hesabının 01.04.2013 tarihine kadar yapıldığını açıklayarak 09.04.2013 tarihli müdürlük işleminin iptaline, fazla ödeme nedeniyle vekil edenine iadesi gereken miktarın tespitine karar verilmesini talep etmiştir....
Davacı vekili, her biri ... gram ağırlığında ... adet ... ayar altın bilezik, ... adet 36 gram ağırlığında altın bilezik, bir adet 120 gram ağırlığında ............... set takımı, ... adet ... gram ağırlığında ... ayar altın, ... adeti ... gram ağırlığında ... adet altın yüzük, bilezik, ... adet altın, 48 gram ağırlığında altın zincir, ... adet kemerin davalıdan aynen alınarak davacıya verilmesini, aynen iadesi mümkün olmaz ise ziynetlerin teslim tarihindeki bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, ziynetlerin aynen iadesi mümkün olmaz ise teslim tarihindeki bedelin tahsiline karar verilmesini istemiş olduğuna göre, davacının talebi doğrultusunda ziynetlerin fiili ödeme tarihindeki bedeli üzerinden tahsiline karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. (......................
Somut olayda ise, ilama dayanan takip sözkonusu olup borçlunun, HUMK'nun 443.maddesi ve İİK'nın 36.maddesi hükümlerine göre Yargıtay'dan icranın geri bırakılması-tehiri icra-kararı alarak, ilamın icrasını durdurma imkanı varken bu aşamada ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla cebri icra tehdidi altında bir ödemenin varlığı ve bu ödemenin geri istenmesi sözkonusu değildir. Uyuşmazlık alacağa ilişkin kararın Yargıtayca bozulması ve böylece varlığı son bulmuş bir sebebe dayalı olarak alınan paranın sebepsiz zenginleşmeye ilişkin genel hükümler çerçevesinde BK'nun 61 ve devamı maddeleri uyarınca iadesi istemi olarak nitelendirilmelidir." (Yargıtay 3....
Somut olayda ise, ilama dayanan takip sözkonusu olup borçlunun, HUMK'nun 443.maddesi ve İİK'nın 36.maddesi hükümlerine göre Yargıtay'dan icranın geri bırakılması-tehiri icra-kararı alarak, ilamın icrasını durdurma imkanı varken bu aşamada ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla cebri icra tehdidi altında bir ödemenin varlığı ve bu ödemenin geri istenmesi sözkonusu değildir. Uyuşmazlık alacağa ilişkin kararın Yargıtayca bozulması ve böylece varlığı son bulmuş bir sebebe dayalı olarak alınan paranın sebepsiz zenginleşmeye ilişkin genel hükümler çerçevesinde BK'nun 61 ve devamı maddeleri uyarınca iadesi istemi olarak nitelendirilmelidir." (Yargıtay 3....
Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 375. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun m. 445) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez. Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, ilk önce yargılamanın iadesinin mesmu olup olmadığını araştırır. Mahkeme burada genel dava şartlarından başka, yargılamanın iadesi davacısının davayı süresi içinde açıp açmadığını, teminat gösterip göstermediğini ve kanunda yazılı bir yargılamanın iadesi nedenine dayanıp dayanmadığını kendiliğinden inceler. Mahkeme, bu şartların birinin mevcut olmadığı kanısına varırsa, yargılamanın iadesi davasını mesmu olmadığından dolayı esasa girmeden reddeder....
Bu mallar icranın eski hâle iadesi yolu ile alıcılardan geri alınamaz”. Somut olayda ipotekli taşınmaz ihale ile alacaklıya satılmış, alıcı adına tapuda tescil edilmiş ve borç alacaklıya ödenmiş olduğundan İİK’nın 72/6. maddesi uyarınca menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. Mahkeme kendiliğinden menfi tespit davası ve istirdat davası olarak devam eder. Dava konusuz kalmaz. İpotekli taşınmaz sahibi davacı, ipotek borcunu ödediğini ispat eder ise, mahkemece ihale bedelinin istirdatına karar verir. Bu karar kesinleşmesi üzerine borçlu ayrı bir icra takibi yapmasına imkân ve gerek olmadan İİK’nın 72/5 hükmüne göre icranın eski hâle getirilmesini istemesi gerekli ve yeterlidir. (Kuru, Baki, El Kitabı s. 390). Bu nedenle Özel Dairenin bu yöndeki bozma gerekçeleri isabetli olup, Hukuk Genel Kurulunun da bu gerekçelerle direnme kararının bozulması kararına katılıyorum....
Bu nedenle genel mahkeme ilamlarında yer alan tazminat alacaklarında olduğu gibi, icra mahkemesi ilamlarında öngörülen icra inkâr tazminatı alacakları için de ilamlı icra yoluna gidilmesinde herhangi bir sakınca yoktur (Tanrıver, Süha: İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Ankara 1996, s. 57). 19. Buna göre itirazın kaldırılması ilamı, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlayan bir ilam olup, itiraz üzerine durmuş olan ilamsız icra takibinin başlatıldığı dosyaya bu ilamın sunularak takibe devam edilmesi gerekir. İcra dairesince dosya borcunun itirazın kaldırılması ilamı doğrultusunda hesaplanarak bu miktar üzerinden takibe devam edilmesi zorunlu olup, ayrıca borçluya icra emri düzenlenip gönderilmesi gerekmez....
. ; Yargılamanın iadesi istenilen davada, davalı yönünden dava arkadaşı ... Limited Şirketine dava dilekçesinin tebliğ edildiğini ancak davalı şirketin mahkememizin 24.09.2014 tarihli duruşma tarihinden önce ......


