İİK’nin 99. maddesinde: “Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine İcra Mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde İcra Mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. İİK’nın 99. maddesinin uygulanmasına yönelik müdürlük kararının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olabilmesi için, üçüncü kişi aleyhine İcra Mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verilmesi ve dava açmazsa üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı ihtaratının yapılması şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bu açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapıldığında, 30.10.2019 tarihli İcra Müdürlüğü kararında, alacaklıya dava açmaması halinde sonuçlarının ne olacağını hatırlatılmadığı görülmüştür....
Taşınmaz üzerindeki ipotek veya hacizle satılmış ise ipotek veya haciz bedelinin üçüncü kişi tarafından ödenmesi halinde satış bedeline ödenen bu miktarın da eklenmek suretiyle satış bedeli belirlenmelidir. Somut olayda dava konusu taşınmazın üzerindeki 16.500 YTL'lik SSK haczi ile 2006/341 E. sayılı takip dosyasından konan 35.293 YTL haczin satış tarihi olan 26.5.2006 tarihinde terkin edilerek davalıya satıldığı ve 16.500.00 YTL'lik SSK borcunun davalı 3. kişi tarafından yatırıldığı mevcut ödeme belgeleriyle sabittir. Bu durumda tapudaki satış bedeline davalı 3. kişi tarafından yapılan ödemelerde eklendiğinde bedeller arası fahiş farkın oluşmadığı İİK 280/1. maddeye göre de davalı 3. Kişinin borçlunun durumunu bilen veya bilebilecek kişilerden olduğu da iddia ve ispatlanamadığına göre davanın reddi yerine kabulü doğru olmamıştır....
Aile Mahkemesi’nin 08.04.2014 tarih ve 2013/668 esas, 2014/247 karar sayılı ilamında, sadece iptal ve tescil ile yetinilmiş, hacizlerin kaldırılması ile ilgili bir hükme yer verilmemiştir. İcra müdürü haciz işlemini yaparken bir başka anlatımla haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Böyle olduğu takdirde icra müdürünün haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmalıdır.(HGK.nun 13.6.2001 tarih, 2001/12-461 E. - 2001/516 K.). Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumuna etkisi olmaz. Tescil kararı hacizden sonra verildiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımadığından, haczin kaldırılması istemi 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir ve bu karar sebebiyle ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir....
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; borçlunun davalı 3. kişi bankada bulunan hesabındaki paraya 24.07.2009 tarihinde haciz konulduğu, davalı 3. kişinin hesap üzerinde iddia ettiği rehin hakkıyla ilgili sözleşme tarihinin ise 17.09.2009 olduğu dolayısıyla rehin sözleşmesinin haciz tarihinden sonraki bir tarih olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 99. madde gereğince alacaklı tarafından açılmış 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılması davasına ilişkindir. Somut olayda davalı banka, davacı alacaklı tarafından gönderilen 24.07.2009 tarihli haciz yazısına borçlunun bankaları nezdindeki parasının borçlu ile banka arasındaki 17.09.2009,13.05.2008 ve 19.06.2008 tarihli kredi alacakları nedeniyle rehinli olduğunu, banka rehin hakkından sonra gelmek üzere haczin işlendiğini belirterek itiraz etmiştir....
verildikten sonra bu karardan dönülerek ilk kararın aksine İİK'nin 99.maddesinin uygulanmasına karar verilemeyeceği, şikayete konu ikinci adreste yapılan hacizle ilgili olarak da, üçüncü şahıs ile borçlu arasındaki bayilik ilişkisi, eski ve yeni ortaklar arasındaki bağlantı ve organik bağ hususlarının İİK'nin 97 maddesinin uygulanmasını gerektirdiği gerekçesiyle davalı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir....
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu haczin dayanağı olan ödeme emirlerinin "daimi işçi" sıfatıyla tebliğ edildiği kişinin adreste sürekli bulunan kişi olup olmadığının idarece ortaya konulmadığı dolayısıyla usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadığından ortada haciz aşamasına gelmiş bir kamu alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının banka hesaplarına uygulanan e-haciz kaldırılmıştır....
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, takip konusu borcun adi ortaklığın borcu olması nedeniyle adi ortaklığa ait mal ve haklara haciz konulabileceği gerekçesine dayanılarak haczin kaldırılması talebinin reddine hükmedilmiş ise de; takip konusu borcun ortaklardan birinin üçüncü kişiye olan borcu olması ile borcun adi ortaklığın bizzat faaliyetinden kaynaklanması arasında bir fark olmayıp, kanunda da böyle bir ayrıma gidilmemiştir. Adi ortaklığı oluşturan her bir ortak ayrı ayrı takip borcunun tamamından tüm mal varlığı ile sorumlu olup, alacaklı, alacağının tahsili için ancak İİK’nın 94. maddesi çerçevesinde her bir borçlu ortağın ortaklıktaki hissesinin ayrı ayrı haczini isteyebilir. Ortaklığın malı (elbirliği hâlinde ortaklara ait olan mal) üzerine haciz konulmasını isteyemez....
Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.; Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir....
nin şirketten 405.572,20-TL alacaklı olduğu belirtildiğini, hâl böyle olmakla birlikte üçüncü kişinin, Müdürlükçe para istenilmesine karşın dosyaya herhangi bir ödeme yapmadığını, İİK m. 89 vd. hükümleri gereğince esasen, üçüncü kişi nezdinde bizzat borçluya ait malvarlığı haczedildiğini, bu kapsamda üçüncü kişinin, ihbarname cevabında bir hak ve alacağı olduğunu bildirmesi hâlinde, bunu borçluya ödememe, bizzat müdürlüğe 7 gün içerisinde yatırması gerektiğini, hükmün amacının ihbarnameler yoluyla alacağın tahsilini sağlamak olduğunu, ilgili üçüncü kişi ... ... şirket yetkilisi olarak Mahkemece ihtiyati haczin kaldırılması istemine istinaden gerçekleştirilen 20.03.2024 tarihli celsede de dinlendiğini, duruşma zaptından da görüleceği üzere üçüncü kişi ... ......
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, üçüncü kişinin İİK'nın 96 ncı vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nın 97 ve 99 uncu maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....


