Temyiz Sebepleri 1-Davalı-karşı davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek, zina ve haysiyetsiz hayat sürme, çok kötü ve onur kırıcı davranış nedenine dayalı boşanma taleplerinin reddi, maddî ve manevî tazminat miktarı, asıl davanın ve ziynet eşya davasının reddi nedeniyle erkek lehine ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmemesi, kadın lehine hükmedilen tedbir nafakası yönlerinden temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2-Davacı-karşı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, erkek lehine taktir edilen maddî ve manevî tazminatlar, tedbir nafakası miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebi ile velâyet düzenlemesi yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2018 tarihli ve 2015/424 Esas, 2018/597 Karar sayılı kararıyla; zina eyleminin gerçekleştiği ispat edilemediği, davalı karşı davacı erkeğin başka bir kadın ile tüp bebek tedavisi görmesi, ailesinin haberi olmadığı taşınmazda başka bir kadın ile görüşmesi ve bu görüşmelerin iş amaçlı olduğunun ispat edilememesi, tanıkların davalıyı başka kadın ile samimi bir şekilde görmesi nedeniyle davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalının tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere dışarıya çıkmasına izin vermeyip, yine davalının kendi sosyal ve iş ortamına davacıyı sokamaması eylemeleri ile davacıya psikolojik şiddet uyguladığı, davalının davacıya fiziksel şiddet uyguladığı, davalının davacıya hakaret ettiği ve davacıyı aşağıladığı ve tam kusurlu olduğu gerekçesi ile erkeğin davasının reddine, kadının zina sebebine dayalı davasının reddine, kadının davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabulü ile...
karar verilmesi talep edilmiş ise de, birleştirilen dava dosyasının açıldığı tarihe kadar davalının, davacıya hakaretlerinin ve psikolojik şiddetinin devam ettiği, asıl dava açıldıktan sonra davalının başka kadınla ilişkisi olduğu, yeni gelişen olaylara ilişkin dava açılmış olduğu anlaşıldığından davanın derdestlik itirazının yerinde görülmediği, boşanmakla mevcut ve muhtemel menfaatleri zedelenen, boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan davacının, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve kusurun ağırlığı birlikte değerlendirilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulünün gerektiği gerekçesi ile asıl davadaki zina nedeni ile boşanma talebinin reddine, asıl davada evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma talebi ile birleştirilen davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, davacı lehine 30.000,00 TL maddî ve...
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl boşanma davasının reddine, kadının zina hukuki nedenine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kadının istinaf başvurusunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
30 eylül 2016 tarihinden sonra 02.10.2017 tarihinde zina davasının açıldığı, altı aylık süre içerisinde davanın açılmadığı, bu süreçte zinanın devam ettiğine dair sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları hususunda deliller bulunsa da eylemlerin zina boyutunda olduğunun ispat edilemediği, en son duruşmada alınan nüfus kaydında da iddia edilenin aksine davacı birleşen dosya davalısı erkeğin bu süreçte çocuğu olduğuna dair bir kayda rastlanılmadığı, bu sebeplerle zina sebebiyle açılan boşanma davasının reddine karar verilmesi gerektiği, idrak çağında bulunan müşterek çocuğun duruşmada alınan beyanları ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde müşterek çocuğun velayetinin anneye verildiği, velayet bırakılmayan baba ile de çocuk arasında müşterek çocuğun yaşı, seyahat kolaylığı ve diğer etken nedenler nazara alınarak kişisel ilişki tesisine verildiği, toplanan ve değerlendirilen delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda manevi tazminat talebinde bulunan davalı birleşen dosya davacısı...
daki müşterek konutta bir erkekle zina halinde yakaladığını, o erkeğin kaçtığını söylediği, diğer tanıkların da kadının Koray isimli genç bir erkekle birlikte olup, o kişiye pahalı hediyeler aldığını, annesine babasına anne baba diye hitap ettiğini, o erkeğin eşinden boşanmasına neden olduğunu söyledikleri, sosyal medyada birlikte olduğu erkekle Bodrum'da bir otelde fotoğraf paylaşmış olduğu, bu kapsamda davacının zina özel nedenine dayalı davasının kabulüne karar verildiği, davacı erkeğin tedbir ve yoksulluk nafakası talebinin, düzenli maaş geliri, mal varlığı olması nedeniyle kabul edilmediği, davacı erkeğin, maddî ve manevî tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde ise; 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi hükmüne göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu olan taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceği ve boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan taraftan manevî...
Zina hukuki sebebine bağlı boşanma yönünden, her ne kadar davacı- davalı tarafça kadının zina ettiği iddia edilmiş ise de, buna dair somut ve yeterli hiç bir delil sunulmadığı, davacı- davalı tanıklarının beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı ve tutarsız olduğu, alınan kadının telefon kayıtlarında da gece saatlerinde aynı numaralarla yapılan sık ve yoğun görüşmelere rastlanmadığı nazara alınarak kadının zina ettiği iddiası şüpheden uzak delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla asıl davadaki zina sebebine dayalı boşanma talebinin reddine, erkeğin kadına reçetesiz olarak kullandığı psikolojik tedavi ilaçlarını kullanıp, bu ilaçların etkisiyle kadına sadakatsizlik ithamında bulunduğu, tedaviye yanaşmayıp tavrını sürdürmesi nedeniyle huzursuzluk yaşandığı, erkeğin kadını ve çocuklarını kendi haline bırakarak müşterek konutu terk ettiği, eşinin ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamadığı, kadına yönelik iddia edilen ve kusur olarak değerlendirilip mevcut delillerle ispatlanan bir eylem bulunmadığı...
ile sona erdiği, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair hükmün ise istinaf kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği, eşlerin evlilik birliğinden doğan sadakat yükümlülüğü boşanma kararının kesinleşmesi ile sona erdiği, erkek eş tarafından zina hukuki sebebine dayalı davanın açıldığı tarihte eşlerin boşandıkları, sadakat yükümlülüğünün sona erdiği, evlilik birliği sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamayacağı, dolayısıyla erkek eş tarafından açılan zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kusur belirlemesi yönünden eldeki davaya bir etkisi bulunmayacağı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin Ş. isimli kadından evlilik dışı ilişki neticesinde 2 çocuğunun olduğu, çocuklar ile erkek arasındaki soybağının tanıma yoluyla kurulduğu, böylece erkeğin zina yaptığının ispat edildiği, kadın tarafından açılan davanın öncelikle zina hukuki nedenine dayandırıldığı, erkek tanıklarının kadının kusurlu davranışlarını ispata yeter beyanda bulunmadıkları bir takım kusurların ise eski tarihlere ilişkin olaylardan ibaret olduğu, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın zina nedeniyle kabulüne 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadının diğer boşanma nedenlerine dayalı istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile aralarında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk yararına aylık...
(MK.185/III) Bu yükümlülüğün ihlali halinde diğer eş TMK 161 maddesine dayalı olarak zina nedenine dayalı boşanma davası açar ve bu davada MK 174/2 maddesinde düzenlenen manevi tazminat isteminde bulunabilir. Böyle bir boşanma davası açarak eşinden tazminat alan kişinin manevi zararı karşılanmış demektir. Boşanma davası açmayan eş, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşi affetmiş demektir. Affeden eş manevi tazminat isteminde bulunamaz. Diğer yandan boşanma davası açmakla birlikte hangi sebeple olursa olsun eşinden bu nedenle manevi tazminat istemeyen eşin durumuda aynıdır. Davalı eş ile ilişkide olan 3. kişinin durumuna gelince; boşanma davasıyla eşinden manevi tazminat alan davacı manevi tazminatın "tekliği ve bölünmezliği" ilkesi gereğince 3. kişiden tazminat isteyemeyeceği gibi bu tazminatı "sadakat" yükümlülüğü olan eşinden istemeyen, istemeyi ihmal eden davacı elbetteki 3. kişiye yönelemez....


