Davalı-karşı davacı kadın, karşı dava dilekçesinde fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma talebinde bulunmadığı gibi dayanak boşanma dosya numarasından da bahsetmemiştir. Yerel mahkeme taraflara delillerini bildirmek üzere vermiş, davalı-davacı delil listesinde reddedilen boşanma dosyasını bildirmemiş bildirmediği gibi, bu delile hiç bir şekilde dayanmamıştır. Hakim taleple bağlıdır (HMK.md.26). Davalı-davacının karşı dava dilekçesinde; davacı-davalının evliliği sürdermek için çaba göstermediğini, açtığı boşanma davasının reddedildiğini belirtmesi, davalı-davacının Türk Medeni Kanununun 166/4'te düzenlenen fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma davası olduğunu göstermez. Aksi bir uygumama; dilekçede diğer eşin başka bir kişiyle yaşadığından söz edilmesi, zina nedenine dayalı boşanma davasınında bulunduğu anlamına gelir. Ve yine dilekçede eşin evi terk ettiğinden bahsedilmesi, terk nedeniyle boşanma davasının da bulunduğunu kabul etmeyi gerektirir....
Bu bağlamda tasfiyeye konu taşınmazın satın alındığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı TKM'de, 01.01.2002 tarihinde yürülüğe giren 4721 sayılı yasanın 236/2 maddesinin karşılığı bulunmadığından boşanma sebebinin zina olmasına dayanarak davacının katkı payı alacağında indirim yapılması doğru değildir. Araç yönünden ise, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğinden davalının edinilmiş malı olduğunun ve boşanma nedeni zina olmasına dayanılarak TMK 236/2 maddesi uygulananacağına ilişkin kabul yerinde ise de Mahkemece, davacının katılma alacağı ayrıca belirlenmeden katkı payı alacağı birlikte toplam oluşan değer üzerinden indirim uygulanması da hatalı olmuştur. b. Davacı vekilinin faiz yönünden temyiz itirazları incelendiğinde: Davacı taraf 28.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz isteğinde bulunmuştur. Mahkeme tarafından bu talep yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması HMK 297/2 maddesine aykırıdır....
Anılan maddede; zina (TMK'nun 161.m.) veya hayata kast (TMK'nun 162.m.) nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceği açıklanmıştır. Bu açıklamalara göre, madde hükmü ancak, boşanmanın zina ve / veya hayata kast nedenlerinden dolayı açılması ve boşanmaya hükmedilmesi halinde uygulanabilmesi mümkün olacaktır. Somut olayda; boşanma davası sadakatsizlikten kaynaklanan şiddetli geçimsizliğe dayalı (TMK'nun 166/1) olarak açılmış ve aynı gerekçelerle boşanmaya hükmedilmiş ve karar bu haliyle kesinleşmiştir....
, bebeğin aldırıldığından söz edildiği, hülasa davalı erkek ile ilişkisi olduğu iddia edilen kadının cinsel münasebette bulunduklarına delalet eden konuşmalarının bulunduğu ve davacı tanıklarının davalı erkeğin başka bir kadınla birlikte yaşadığı, bu kadından bir çocuğunun olduğu, her ne kadar zina eyleminin varlığına rağmen sonlanması kaydıyla davacının davalıyı affetmek istediği yönünde tanık beyanı mevcut ise de davalı tarafından eylemin sonlandırılmadığı ve davanın açıldığı tarihte de birlikte yaşamın devam ettiği yönünde anlatımlarının bulunduğu anlaşılmakla eylemin sonlanması halinde affedeceğini beyan eden kadının affa yönelik şarta bağlı irade açıklamasından sonra zinanın devamı halinde kanuni hak düşürücü sürenin her eylemle birlikte yeniden başlayacağı, davacının zina iddiasının ispatlandığı ve eşlerin birbirlerine olan sadakat yükümlülüğünün ağır bir ihlali niteliğinde olan zina eyleminin gerçekleşmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının tartışmasız olduğu kanaatine...
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından, nafaka hususunda hüküm kurulmaması ve tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacı-karşı davalı erkek, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1), davalı-karşı davacı kadın ise zina (TMK m. 161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebeplere dayanarak boşanma davası açmışlardır. Mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizin 22.01.2018 tarihli bozma kararı ile "Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, özellikle davalı-karşı davacı kadının tanık beyanları değerlendirildiğinde erkeğin bir başka kadınla birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı-karşı davalı erkeğin zinası ispatlanmıştır....
Tarafların evliliği sürecinde davalı koca tarafından eşi aleyhine, kadının sık sık evi terk etmesi ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılmış, bu davada mahkemece geçimsizliğin kadın ile koca arasında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu davadan sonra davacı kadın tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle davalı aleyhine boşanma davası açılmış, koca ise karşı dava ile zina nedeniyle boşanmaya karar verilmesini istemiştir....
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileği, davanın tamamen ıslahıyla davacının talep sonucunu değiştirip, bambaşka bir talep de ileri sürebileceği, ... kadın vekilinin 20.10.2017 tarihli ıslah dilekçesinde zina sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davasını evlilik birliğinin erkeğin sadakatsiz eylemleri nedeniyle temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası olarak ıslah ettiğini, aynı dilekçe ile ayrıca verilecek nafakanın enflasyon artışı uygulanmasını ve ayrıca nafakanın aylık ödenmesine ya da toptan 100.000,00 TL toptan nafakaya hükmedilmesinin de talep edildiği, yapılan ıslah işleminin hukuka uygun olduğu; İlk Derece Mahkemesince erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal şeklinde güven sarsıcı davranışta bulunarak evi terk ettiğinin sabit olduğunun belirlendiği, belirlenen kusur taktirinde, asıl davada boşanma...
DAVA Davacı-davalı erkek dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ilk boşanma davasının feragat nedeniyle reddedildiğini, akabinde erkek tarafından açılan davanın da reddedildiğini, kararın kesinleştiğini ve aradan 3 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına karşın ortak yaşamın kurulmadığını iddia ederek tarafların fiili ayrılık nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
dayalı boşanma davası olduğu, kadın istinaf aşamasında zina sebebine dayalı olarak boşanmaya karar verilmesini isteyemeyeceğinden kadın vekilinin birleşen davada zina sebebine dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi yönündeki talebinin reddine, yasal koşulları oluştuğundan kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine ilişkin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, bu hususlarda yeniden hüküm kurulmak suretiyle kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, kadın lehine 30.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata, taraf vekillerinin diğer istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir....
Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davadaki zina nedenli boşanma talebinin reddine, asıl ve karşı davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....


