in ve davalının davacının zilyetliğini inkar ettiği, taşınmazı asli zilyet olarak davacının rızası hilafına yaklaşık 10-15 yıl kullandıkları, bu süre zarfında davacı tarafa kullandırtmadığı, ... vefat ettikten sonra kullanıma davalının devam ettiği, tespit günü itibariyle davalının fiili kullanımında bulunduğu ve davalının taşınmaz üzerinde bulunan bu kullanımının uzun yıllar devam ettiği, çekişmeli taşınmazın üzerinde bulunan fındıkların bakım, onarım, toplama ve tüm çiftçilik işlerinin davalı tarafça yaptırılmak suretiyle ekonomik amacına uygun bir şekilde davalının fiilen asli zilyet olarak kullanımında olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça kullanım kadastrosu tutanağının düzenlendiği 2018 yılı itibariyle taşınmazda fiili kullanıcı olduğu ispat edilemediği.." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Mahkemece, taşınmaz bölümü üzerinde yıkık bina olduğu ve davacıların taşınmaz bölümünü ev yeri ve bahçesi olarak kullandıkları beyan edilmiş olmasına rağmen keşfe ziraat ve inşaat bilirkişisi götürülmemiş, denetimin sağlanması açısından taşınmaz bölümünün fotoğrafları çektirilip dosyaya eklenmemiş, taşınmaz bölümünde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin belirlenmesi amacıyla uydu fotoğrafları getirtilip incelenmemiş ve yine yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından taşınmaz bölümünün davacılar tarafından bir süredir kullanılmadığı belirtildiği halde, taşınmaz bölümünün ne kadar zamandır kullanılmadığı belirlenerek, bu durumunun iradi terk olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz....
Davalıların anılan dosyada yapılan kapsam belirlemesinin doğru ve tarafları bağlayıcı olduğu yolundaki iddiası yasaya uygun bulunmamaktadır. 5- Taşınmaz üzerindeki davacı taraf zilyetliğinin niteliği ile dayanılan kaydın hukuki kıymetinin kaybı için yeterli olup olmadığı: Davacı çekişmeli taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olduğunu iddia etmiş; davalılar ise çekişmeli taşınmaz üzerindeki davacının zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu, malik sıfatıyla kullanmanın söz konusu olmadığını iddia etmişlerdir. Arazi başında dinlenen bazı yerel bilirkişi ve zilyet tanıkları davacının taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet olduğunu bildiklerini beyan etmişlerdir. Diğer bazı yerel bilirkişi ve zilyet tanıkları ise aksi yönde beyanda bulunmuşlardır....
Davacı vekili, davaya konu 2331 ada, 15 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Yasa'nın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda Hazine adına tespit gördüğünü, ancak kadastro tutanağında "taşınmazın hiç kimsenin kullanımında olmadığı, eylemli orman haline dönüştüğü, kullanıcı bulunmadığından ağaçlık niteliğinde Maliye Hazinesine tespiti yapıldığı" şeklinde şerh düşüldüğünü, kadastro çalışmaları sonuçlarının 27.07.2010 tarihinde askıya çıkarıldığını ve 27.08.2010 tarihinde kesinleştiğini, vekil edeninin askı ilan süresi içerisinde haberdar olmaması nedeniyle Kadastro Mahkemesine itiraz edemediğini, Kadastro Müdürlüğünce anılan taşınmaz ile ilgili kullanıcısı olmadığı ve ağaçlık niteliği ile yapılan tespitin gerçek durumu yansıtmadığını, vekil edeninin taşınmazdaki zilyetliği, önceki zilyet Hüsamettin Yıldırım varislerinden 12.04.2010 tarihli Zilyet ve Tasarrufa Dayalı Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ile 80.000,00 TL'ye satın aldığını ve taşınmaza zeytin ağaçları diktiğini ileri sürerek; mülkiyeti...
CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde; taşınmazın yaklaşık 20-30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olarak imar-ihya ederek davalı tarafından kullanıldığını, satın almak suretiyle zilyet olduğunu, eklemeli zilyetlikle 30 yılı aşkın süredir kullandığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığını, davalının satın aldığı kişiden itibaren imar-ihyanın başlandığını, davalının taşınmazda bulunan taşları temizlediğini, çeşitli ağaçlar ve bitkiler diktiğini, taşınmazın verimlik kullanılması için seki yaptığını, taşınmaza ait vergilerin satın alındığından beri ödendiğini, taşınmaza ait hava fotoğrafları ve memleket haritalarından da taşınmazın taşlık ve çalılıkla alakasının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın açıldığı ......
Somut olayda davacı köy tüzel kişiliği, dava konusu yerde herhangi bir amaçla zilyet olduğunu ileri sürmeksizin bu yere davalının kamelya ve kafeterya yaparak el attığını, o yüzden elatmasının önlenmesini iddia ve dava etmiştir. Görülüyor ki, kural olarak mülkiyeti Hazineye ait olan bu tür yerde davacı köy davalıdan üstün zilyetliğinin varlığını iddia edip kanıtlamadığından köyün aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece, ortaya çıkan bu durum gözetilmek suretiyle davanın husumet yokluğundan ötürü reddi yerine, istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.01.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Köyü çalışma alanında bulunan 2737 ada 4 parsel sayılı 39.673,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... ile ...’nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 13.02.2014 tarihinde 6292 sayılı Yasa uyarınca satın alma nedeniyle ... adına tescil edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği iddiasına dayanarak lehine şerh verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalı tarafın zilyet olduğu kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz, yargılama sırasında 6292 sayılı Yasa uyarınca satılarak ... adına tapuya tescil edilmiştir....
Hukuk Dairesince istinaf başvurusu “dava konusu taşınmaz payının 6292 ... yasa kapsamında satıldığı dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerle belirlendiğine, idari satış iptal edilmedikçe inceleme konusu davanın dinlenmesi mümkün bulunmadığına göre, yerel mahkemece aynı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği” gerekçesiyle esastan reddedilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalı...tan alınmasına, 30.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Köyü çalışma alanında bulunan 168 ada 15 parsel sayılı 9.814,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Toprak Komisyonu çalışmaları ile oluşturulan tapu kaydına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile Hakkari ili Yüksekova ilçesi ... Köyü 168 ada 15 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir....
Köyü çalışma alanında bulunan 5823 parsel sayılı 122.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile Hazine adına 1957 yılında tespit ve Kadastro Mahkemesinde açılan tespite itiraz davası sonucunda 2007 yılında yine Hazine adına hükmen tescil edilmiştir. Davacılar ... ve ... taşınmazın sınırlarını belirttikleri tahmini 9.400 metrekare yüzölçümündeki bölümünün, önceki zilyetleri ... ve müştereklerinden 1968 tarihli noter sözleşmesiyle satın aldıklarını, o tarihten beri zilyet olduklarını ve eklemeli zilyetliğin 100 yıldan fazla olduğunu öne sürerek, bu bölümün adlarına tescili istemiyle 01.12.2014 tarihinde eldeki davayı açmışlardır. Yargılama sırasında müdahiller ... ve arkadaşları, aynı nedenlerle davaya müdahil olarak katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir....


