ün dayandığı tapu kaydı mevkii ve sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımı, fen bilirkişi eli ile zemine uygulanmalı, kaydın kuzeyi ve doğusunda yazılı su sınırının eylemli olarak taşınmazın kuzey ve doğusunda bulunan dere olup olmadığı ve yine okunan kayıttaki cebel sınırlarının da 105 ada 19 parsel sayılı Hazine adına tespit olunan taşınmaz olup olmadığı sorulup saptanmalı, tapu kaydının miktarı da dikkate alınarak çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı, tapu kaydının taşınmaza ait olduğunun anlaşılması halinde her ne kadar kayıt intikal görmemiş ise de, kayıt malikinin mirasçılarının zilyet olup olmadığı bir başka ifade ile taşınmaz üzerinde Mevlüt'ün zilyetliğinin bulunup bulunmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, önceki keşiflerdeki zilyetliğe ilişkin beyanlar arasında mevcut çelişkiler giderilmeli, tapu kaydının taşınmazı kesin olarak kapsamadığının anlaşılması halinde zilyetliğe değer verilmeli, ziraatçi ve jeolog bilirkişiden taşınmazın...
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin j bendi gereğince davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi....
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin j bendi gereğince davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi....
Davacı vekili dava, istinaf ve temyiz dilekçelerinde davalarının 4706 ve 4070 sayılı Yasalara aykırı olarak yapılan satış nedeniyle açıldığını, Maliye Hazinesi adına kayıtlı taşınmazda davalının zilyet olmamasına rağmen satışının davalıya yapıldığını, taşınmazda davacının zilyet olduğunu belirtmiştir. Bu hali ile davanın kadastro öncesi nedene dayalı olmayıp, 4706 ve 4070 sayılı Yasalara aykırı olarak yapılan satış nedeniyle açıldığı açıktır. Mahkemece ilgili Kanunlara göre taşınmazın satışı için gerekli olan şartlar değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı gerekçe ile hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bozulmasını gerektirmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2....
Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda yapılan saptamaların denetimi için yerinde yeniden keşif yapmak, çekişmeli taşınmaz malikinin kim olduğunu kesin biçimde tespit etmek, şayet taşınmaz belediye adına kayıtlı bir yer ise, kaydın iptali sağlanmadan mülkiyet hakkı sahibinin elatması haksız kabul edilemeyeceğinden ve yukarıda belirtilen mahkeme ilamı o davada taraf olmayan belediyeyi bağlamayacağından bütün bunların sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Değinilen yönler bir yana bırakılarak, orta yerde kesin hüküm varmış gibi yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıra iadesin8e, 17.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Orman kadastrosu çalışmaları sonucunda; 102 ada 1 parsel: 104 hektar, 3.629,91 m2 alanlı taşınmaz ile 103 ada 1 parsel sayılı 34 hektar 2.215,78 m2 alanlı taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına 04.09.2008 tarihinde tespit edilmiş, tespit tutanakları askı ilanı sonunda 10.10.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı dava dilekçesinde; 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile 103 ada 1 parsel sayılı taşınmaza zilyet olduğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, davalılar davaya cevap vermemiştir....
Davalıların anılan dosyada yapılan kapsam belirlemesinin doğru ve tarafları bağlayıcı olduğu yolundaki iddiası yasaya uygun bulunmamaktadır. 5- Taşınmaz üzerindeki davacı taraf zilyetliğinin niteliği ile dayanılan kaydın hukuki kıymetinin kaybı için yeterli olup olmadığı: : Davacı çekişmeli taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olduğunu iddia etmiş; davalılar ise çekişmeli taşınmaz üzerindeki davacının zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu, malik sıfatıyla kullanmanın söz konusu olmadığını iddia etmişlerdir. Arazi başında dinlenen bazı yerel bilirkişi ve zilyet tanıkları davacının taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla zilyet olduğunu bildiklerini beyan etmişlerdir. Diğer bazı yerel bilirkişi ve zilyet tanıkları ise aksi yönde beyanda bulunmuşlardır....
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, davacıların malik sıfatıyla zilyet olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Öncesi 1658 ada 9 parsel olan dava konusu taşınmaz 27.10.1960 tarihinde paylı mülkiyet şeklinde 1/3 oranında ..., ....i(...) ... ve Marya ... adlarına tescil edildiği, 14.12.2000 tarihinde imar uygulaması ile bir çok ada ve parsellere ayrıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünün 10095 ada 3 parsel numarasıyla aynı malikler adına tescil edildiği, 13.9.2006 tarihinde tapuda mirasçıları Anna ...’na intikal gördüğü, aynı tarihte dava dışı birçok parsellerle birlikte davalı A.. Ç..’e satıldığı, tapunun beyanlar sütununda üzerindeki binanın davacılara ait olduğu belirtilmiştir. Mirasçılık belgesine göre, tapu maliklerinden ... ... 24.7.1973, Yasimani (...) ... 20.4.1980, Marya ... ise 25.8.1962 tarihinde ölmüşler ve tek mirasçı olarak Anna ...’nu bırakmışlardır....
in engel olduğunu açıklayarak, davacının zilyetliğinin korunması ve vaki el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiş, 28.12.2012 tarihli yargılama oturumunda el atmanın önlenmesi isteğinden vazgeçerek zilyet olduklarının tespitini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazın Beyoğlu 12. Noterliği'nin 06.02.1984 tarih ve 4394 yevmiye sayılı zilyetliğin devri sözleşmesiyle davalı tarafından satın alındığını, davalının satın aldığı taşınmaz üzerindeki gecekonduyu yıkarak üzerine mevcut binayı inşa ettiğini, inşa edilen bodrum, zemin ve normal katlardaki bağımsız bölümlerin bir kısmını davacı ve dava dışı Saniye'ye haricen satmasına rağmen çatı katını uhdesinde bıraktığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....


