WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Davalı vekili, davacının eşiyle birlikte 2013 yılı Ocak ayında bağışçı olmak ve davalıya ait rezidansta (huzurevi) kalmak için başvurduğunu, davacının bir daire, Çanakkale’de dubleks bir yazlık ve 200.000 TL nakit malvarlığını bağışlayarak rezidans sözleşmesi yapmak istediğini, ancak gerek davacının gerekse eşinin yaşı, sağlık durumları ve bağışlamak istedikleri mal varlıkları değerlendirilerek rezidans sözleşmesi yapmanın mümkün olmadığının bildirildiğini, bir süre sonra davacının tekrar arayarak maliki bulunduğu bir taşınmazın çıplak mülkiyetini bağışlamak istediğini ve öncelikle eşine, onun ölümü halinde Cemiyete kalmak üzere tüm tereke vasiyetnamesi yapmak istediğini, 19.02.2013 tarihinde noter ve çalışanlarla birlikte gidilerek vasiyetname yapıldığını ve bağış işlemi için vekaletname alındığını, davacıyla ilk görüşmede rezidans sözleşmesi talebinin reddedildiğini, irade fesadı bulunmadığını, vekaletnamenin prosedür gereği alınıp geçerli olduğunu, bağıştan dönme koşullarının oluşmadığını...

Somut olayda, vasiyetname; noter tarafından, mirasbırakanın okur yazar olmadığı belirtilerek, okuyamayan veya yazamayanlara özgü vasiyetname şeklinde düzenlenmiştir. Ne var ki, vasiyetnamede tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” tevsik eden beyanları yoktur. Bu beyanın yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılar. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; TMK'nın 535 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir....

MUHALEFET ŞERHİ Dava dilekçesinde muris ...’nin ... 15.Noterliğinin 09.09.2005 gün ve 24883 sayılı vasiyetnameyi düzenlediği, vasiyetnameyi ... 15.Noteri ...’nün düzenlemeye başladığı, ancak noter vekili ...’ın tamamladığı, bu nedenle vasiyetnameyi düzenlemeye başlayan kişi tarafından tamamlanmadığı iddia edilerek iptali talep edilmiş, mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiştir.İptali talep edilen ... 15.Noterliğince 09.09.2005 gün ve 24883 sayılı vasiyetnamenin  ilk sayfasında “…... 15.Noteri ...… dairemde görev yaparken yanıma gelen…... dairemde bana başvurarak düzenleme şeklinde bir vasiyetname düzenlememi istedi…” şeklinde başlamış ve vasiyetnamenin son sayfasının altını ... 15.Noteri ... vekili ... imzalamıştır....

Noter 12399 yevmiye nolu 29.3.1988 tarihli vasiyetname, 2-11.4.1990 tarihli vasiyeti, 3-17058 nolu vasiyeti ile; 4...4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/3980 esas sayılı vasiyet tenfiz dosyası, 5...11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/341 esas sayılı tapu iptali dosyalarının eklenerek gönderilmesi için dosyanın mahalline GERİÇEVRİLMESİNE, oybirliğiyle karar verildi.19.04.2006 (Çrş.)...

Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, murisin vasiyetname yapmaya ehil olduğu hususunda noter tarafından gerekli sağlık raporunun aldırıldığını, kişinin yaşının 74 olmasının vasiyetname yapmaya engel olamayacağını, murisin vasiyetname yapılması için zorlanmadığını, murisin öldüğü zaman terekesinde iki tane tarla, vasiyetnameye konu ev, 1 adet motorsiklet ve ev eşyaları bulunduğunu, murisin vefatından sonra cenaze masrafları ve dini törenler (mevlit-hatim) için masrafların müvekkili tarafından yapıldığını savunarak; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; tanık beyanları ile murisin akıl sağlığının yerinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, iptal isteminin reddi ile vasiyetnamenin tenkisine; 13.300,00 TL tenkis alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Dava; vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemlerine ilişkindir....

Davalılar, miras bırakanın noter huzurunda düzenlenen vasiyetname ile mirasçıları arasında malvarlığını paylaştırdığını, dava konusu taşınmazların da bu paylaşıma uygun olarak kullanıldığını, 1 nolu dairenin dava dışı ..., 2 nolu dairenin davacı 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin de davalı ...'un kullanımında olduğunu, davalı ...'nin ise taşınmazlarda herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair verilen karar Yargıtay 3....

Bu durumda mahkemece vasiyetnameyi tanzim eden murisin nüfus kaydı doğru olarak tespit edildikten sonra isminin nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesi gerekirken noter tasdikli tercüme esas alınarak verilen asıl ve ek kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

Aynı Kanun’un 532. maddesine göre ise resmi vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmi memur, sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. Dosya kapsamında, vasiyetname düzenlenmesini isteyen davacının dava tarihi itibariyle yerleşim yeri adresinin “...” olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ile 5235 sayılı Kanun'un 36/3. maddesi gereğince İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 09/05/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Öte yandan, hükmün 2 nci fıkrasındaki "El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir." düzenlemesinden de görülebileceği üzere kanun koyucunun buradaki "bırakabilir" ibaresiyle el yazılı vasiyetnamenin noter, sulh hâkimi veya yetkili memura bırakılması hususunu mutlak bir şekil şartı olarak aramamış aksine ilgilinin takdir hakkına bırakmıştır. 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI....

Davacılar taşınmazın davalının eline geçersiz olan vasiyetname ile geçtiğini ileri sürerek müşterek miras bırakanları ... adına tescili istemiyle dava açmışlardır.Davalı ... ,miras bırakanı dedesi ... son yıllarında çocukları ..., ... ve ... kendisi ile ilgilenmediğinden, miras bırakanın gerçek iradesini yansıtan noter önünde tanıklar huzurunda hazırlanan resmi vasiyetname ile dava konusu yeri kendisine bıraktığını, vasiyetnamenin iptali için aranan 1 ve 5 yıllık iptal davası açma sürelerinin geçtiğini, vasiyetname açıldıktan sonra 10 yıldan fazla bir sürenin geçmesi nedeni ile geçersiz olduğu iddiasının ileri sürülemeyeceğini iddia ederek davanın reddini istemiştir. Yargılama sırasında orman yönetimi çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek orman niteliğinde hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece,davacı gerçek kişinin davasının REDDİNE, katılan davacı ......

UYAP Entegrasyonu