İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurulu raporuna göre murisin vasiyetname tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğu, murisin iradesinin sakatlandığına yönelik iddia bakımından vasiyetnameyi tanzim eden noter katibi ve işlem tanıklarının bayanlarına üstünlük tanındığı, tanıklarca vasiyetnamenin murisin ... iradesi ile tanzim edildiğinin beyan edildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; vasiyetnamenin murisin iradesi sakatlanmak suretiyle yapıldığını, sadece davalılar lehine işlem yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, baskı ve iradenin sakatlığı hususunun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, Adli Tıp 4....
Vasiyetnamenin aslı ve fotokopisi ile noter onaylı Türkçe tercümesi ekte sunulmuştur….Sunulan nedenlerle Türk makamlarınca da geçerlik kazanabilmesi için vasiyetnamenin tanınmasına karar verilmesi” istenilmiştir. Davacının amacı vasiyetnameyi yürürlüğe koyabilmek, kendi ifadesiyle: Vasiyetnameye Türk makamlarınca da geçerlik kazandırabilmektir. Dava, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek “…vasiyetnamenin Türk mevzuatına göre kesinleştirilmediğinden” davanın reddine karar verilmiştir. Vasiyetname, “geçerli olup olmadığına bakılmaksızın” tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur. (Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi, Ankara 2007 , Kısaltma: GENÇCAN-TMK-2, s.3584-3586) Olayları anlatmak taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir....
Şayet mirasbırakan okur yazar değil ise vasiyetname yukarıda belirtildiği üzere, TMK'nın 535 inci maddesinde gösterilen şekle uygun yapılmamış, vasiyetnamenin noter tarafından mirasbırakana okunmak üzere verildiği onun da okuduğu belirtilmiş, şayet mirasbırakan okur yazar ise de; neden imza yerine parmak izi kullandığına dair bir şerh düşülmemiştir. Bu hali ile davaya konu vasiyetnamenin yasanın aradığı şekil şartlarına bağlı olarak yapıldığından bahsedilemeyecektir" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Dairemizin bozma ilamındaki gerekçelerle davanın kabulüne, şekle aykırılık nedeniyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B....
Dava vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olup, her ne kadar mahkemece, imza yerine parmak izi kullanan ve buna göre okur yazar olmadığı anlaşılan vasiyetname tanığın resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılmış olması sebebiyle şekil eksikliğine dayalı olarak vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş ise de, dosyada mevcut vasiyetname aslının incelenmesinde, vasiyetname tanığı Kadir Kaçan'ın vasiyetnamede parmak izi kullanmadığı, isminin altına imzasını atmak sureti ile tanıklığını tasdik ettiğini bu haliyle mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin yerinde olmadığı açıktır....
Gereği görüşüldü; 1512 sayılı Noterlik Yasası'nın 160. maddesinde "Noterlik dairesinde çalışan katiplerin ve katip adaylarının görevlerinden dolayı işledikleri suçlara iştiraki bulunmayan hallerde noter, bu kimseler üzerindeki gözetim ve denetim görevini yerine getirmediği sabit olduğu takdirde, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre cezalandırılır" hükmü yer almaktadır. Adalet Bakanlığı'nın şüpheli hakkında verdiği kovuşturma izni kararı ve 28.08.2009 tarihli iddianamede, şüpheli noterin, imzaya yetkili başkatibi üzerindeki gözetim ve denetim görevini gereği gibi yerine getirmediği ileri sürülmektedir. Suç tarihinde, A... 43. Noterliği'nde başkatip olarak görevli Asef hakkında A......
in dayısı olduğunu, 17.04.2002 tarihli vasiyetnameye konu gecekonduyu dayısına para ödeyerek satın aldığını, tapusu olmadığı için daha sonra vasiyetname olarak kendisine verildiğini beyan etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 17.04.2002 ve 02.06.2003 tarihli vasiyetnamelerin iptal talebinin reddine, tenkis yönünden; 52.453 TL'nin davalı ...'den, 77.291 TL'nin davalı ...'den tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir. Davacıların murisi ..., ..... emeklisi olup, 1934 doğumludur. Noterden (resmi) düzenlediği 17.04.2002 tarihli vasiyetname ile "Sahibi olduğu, ancak belediyece tapusu verilmeyen ..., ..... evleri, H blok, 9.kat, D:38 nolu meskeni ...'ye", 02.06.2003 tarihli vasiyetname ile "..., A-18 blok, 2.kat, 116 nolu bağımsız bölümü ...'...
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.2.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı Kararı) Ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin Borçlar Kanununun 612. maddesi gereğince miras sözleşmesi şeklinde düzenlenmesi öngörülmüş olup Türk Medeni Kanununun 545. maddesi ile de miras sözleşmelerinin geçerliliği resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi şartına bağlanmıştır. Türk Medeni Kanununun 532. maddesinde resmi vasiyetnamenin sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli tarafından düzenleneceği hükmü getirilmiştir. Somut olaya gelince; burada öncelikle irdelenmesi gereken husus, tescil isteğinin dayanağı olan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli sayılıp sayılmayacağıdır. Davacıların tescil taleplerinin dayanağı olan ölünceye kadar bakma akti 02.04.1968 tarihinde .......
Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz." ibaresi yer almaktadır. Noterlik Kanununun 76.maddesinde de; "Noter, tanık, tercüman ve bilirkişiler aşağıdaki hallerde noterlik işlemine katılamazlar" dendikten sonra 3.cü fıkrasında; "ilgililerden biri ile aralarında sıhri dahi olsa usul ve füru veya kan hısımlığında üçüncü, sıhri hısımlıkta ikinci derecede civar hısımlığı veyahut evlat edinme ilişkisi varsa" hükmüne amirdir. Ne var ki; Noterlik Kanunu, tüm işlemlerde uygulanmak üzere tanıklarla ilgili hükümler öngörmüştür. Oysa, TMK.'nun 536.maddesi, sadece vasiyetnamelerde tanık olacakları içeren şartları saymıştır. Maddede, vasiyetname düzenlenirken tanık olamayacaklar tahdidi olarak sayılmıştır. Hal böyle olunca, Türk Medeni Kanunu genel nitelikte olmakla beraber, 536.maddesi, Noterlik Kanununa göre, "özel hüküm" niteliği taşır....
un 11.02.2011 tarihinde davalı ya satış suretiyle yaptığı şirket hisse devrinin hukuki dayanağının bulunmadığı gözetilerek, mahkemece, devir işlemin yok hükmünde olduğu kabul edilerek, şirket hisselerinin vasiyetname kapsamında işlem yapılmak üzere, Hüseyin Sabri Konuk terekesine iadesine karar verilmesinde de isabetsizlik yoktur. ......./........ Sonuç olarak, 17.03.1966 tarihli vasiyetname ile ölüme bağlı vakıf kuruluşunun vasiyet edildiği, dava konusu şirket hisselerinin vakıf mal varlığına özgülendiği, vasiyetname ile ölünceye kadar sağ eş Ş.. K..'a tereke malları üzerinde intifa hakkı tanındığı, hisse devri yapan Ş.. K..'un şirket hisseleri üzerinde mülkiyet ve miras hakkının bulunmadığı, dolayısı ile şirket hisselerinin davalıya devri işleminin hukuken yok hükmünde olduğu öte yandan, ölüme bağlı vakıf kuruluşu ve vakfa özgülenen mal varlığının korunması konusunda V.....
ın vasiyetname ile dava konusu taşınmazları eşi ... ve mansup mirasçı olarak ...'a vasiyet ettğini ve bu kişilere intikal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 881 ve 1013 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, 512 ve 779 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalıların murisi ...'ın satın alma yoluyla edindiğinden reddine, 52 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmiştir....


