"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.06.2005 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.04.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R 1-Gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi tebligatı davacı vekiline, bağlı olduğu Baro Başkanlığından daha önce tebligat yapılan adres kayıt sistemindeki adresini değiştirip yeni bir adres bildirip bildirmediği sorulmadan doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre usulsüz olarak tebliğ edilmiştir....
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın yokluğunda verilen kararın, gerekçeli karar başlığında da belirtilen ve sanığın talimatla ifadesinin alınması sırasında bildirmiş olduğu adresine tebliğ edildiği, ancak bu adrese çıkarılan tebligat evraklarının muhatabın adresinden ayrıldığı şerhi ile iade edilmesi üzerine, mahkemece, kararın sanığın mernis adresine çıkarılarak Tebligat Kanunun 21. maddesine göre usulüne uygun olarak 08.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, karar tarihinden sonra dosyaya vekaletname sunan sanık müdafinin 29.05.2013 tarihinde, sanığın mernis adresi ile bildirdiği adresinin farklı olmasından dolayı tebligatın usulsüz olduğu gerekçesiyle eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz talebinde bulunduğu, sanığın bildirdiği adresi ile mernis adresinin farklı yazılmış olsalar da aynı adres olduğu ve Tebligat Kanununun 21.maddesine göre yapılan tebligatın usulüne...
Mahkemece toplanan delillere göre; dava konusu hacizde borçlu.... yetkilisinin hazır bulunduğu, borçlu şirketlere ticaret sicil adreslerinde bulunamayıp, Tebligat Kanunu 35. maddeye göre işlem yapıldığı üçüncü kişi şirketin takip tarihinden sonra kurulduğu, haczin sadece .... hakkında yapılmadığı, diğer borçlu şirketler hakkında da haczin yapıldığı 3. kişi vekilinin haczin İİK'nun 99. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına ve haczin kaldırılmasına yönelik şikayet yerinde olmadığından reddine, birleşen dosyaya ilişkin olarak da aynı takip dosyasında icra memurunun 29.06.2012 ve 03.07.2012 tarihli kararlarının iptali ve teminat yatırıldığında takibin talikine 3. kişinin 7 gün içinde dava açmaktan muhtariyetine karar verilmiş hüküm şikayet eden üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Şikayet eden 3. Kişi vekili, müvekkili şirketin adresinde 15.05.2012 tarihinde yapılan haczin, usulsüz olduğunu belirterek, haczin kaldırılması için şikayet başvurusunda bulunmuştur....
/Büyükçekmece/İstanbul adresine Tebligat Kanunu’nun 35 maddesine göre tebliğ edildiği, ancak Tebligat Kanun’nun 35.maddesine göre tebigatın geçerli olması için belirtilen adrese daha önce usule uygun olarak bir tebligat yapılmış olması gerektiği, oysa söz konusu bu adresin daha önce tebligat yapılmamış başka bir adresi olduğu ve Tebligat Kanununun 35.maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın 22.11.2019 tarihli dilekçesinin süresi içerisinde Küçükçekmece 1....
bahisle tebligatların usulsüz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile şikayetin kabulüne karar verildiği, kararın alacaklı yanca temyiz edildiği görülmektedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı kanuna muhalefet Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 5271 sayılı CMK’nın 42. maddesi uyarınca temyiz talebini de içeren eski hale getirme istemi konusunda karar verme yetkisi dairemize ait bulunduğundan sanığın temyiz talebinin reddine dair mahkemenin 29.01.2014 tarihli 2013/468-2013/788 sayılı ek kararı yok hükmünde kabul edilip kaldırılarak yapılan incelemede; Sanığın gıyabında verilen kararın 09.12.2013 tarihinde yapılan tebligat işleminde Tebligat Kanunu 21/1. ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddeleri gereğince haber verilen komşunun imzasının alınmaması veya imzadan çekinmesi halinde bu durumun belirtilmemesi sebebiyle tebligat işleminin usulsüz olduğu gözetilmiş olduğundan sanığın eski hale getirme talebi yerinde görülüp 20.01.2014 günlü temyiz inceleme talebi yasal süresinde...
Adres kayıt sistemindeki adres, tebligat yapılamayacağı açıkça anlaşılan bir adres olmadığı için öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinde muhatap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işleminin yerine getirilmesi gerekir. Somut davada; davacı asile vekillikten çekilme dilekçesi ile duruşma gün ve saatini bildiren tebligatın yukarıda belirtilen usüllere aykırı olarak öncesinde normal tebligat çıkartılmadan doğrudan mernis adresi yazılmak suretiyle usulsüz tebliğinin söz konusu olduğu, sonuç itibariyle davacı asile duruşma gün ve saatinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği belirlenmiş olup mahkemece davacının duruşmadan haberdar olduğu ve duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir....
bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmüne göre, sanığın mernis adresine tebligat çıkarılarak, gerekçeli kararın aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca 05.08.2015 tarihinde sanığa tebliğ edildiği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35/2. maddesinin adres kayıt siteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi halinde uygulanabileceği anlaşıldığından, tebliğnamedeki “Sanık adına çıkarılan tebligatın sanık tarafından bildirilen Ulus mahallesi adresine Tebligat Kanunu'nun 35/2. maddesinde belirtilen usulle yapılması gerektiği, yapılan tebligatın usulsüz olduğu, temyizin reddi kararının kaldırılması gerektiği...” görüşüne iştirak edilmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.07.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R I- 7201 sayılı Tebligat Kanununun; "Bilinen Adreste Tebligat" kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.", Hükmüne yer verilmiştir....
Tebligat mazbatasının incelenmesinde... isminin çizilerek yerine ...yazıldığı, ayrıca “muhatabın aynı adreste ikamet ettiğini beyan eden ehil yeğeni ...i” şerhinin bulunduğu görülmüştür. UYAP sorgusundan ve dosya içerisinde bulunan kayıtlardan ...’ün, borçlu Hüseyin’in kızı olduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen yeğenine tebligat yapıldığı şerhi taşıyan tebligat mazbatası ile borçlu...e yapılmış usulüne uygun bir tebligatın varlığından söz edilemez. Şikayetin kabulü ile icra emrinin tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesi ve hacizlerin kaldırılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından, borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir....


