Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetçi borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
Mevcut düzenleme karşısında öncelikle kendisine tebliğ yapılacak şahsın adreste bulunmadığı tespit edilerek mazbataya yazılmalı, daha sonra aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine tebligat yapılmalıdır. Somut olayda ödeme emri borçluya " adreste muhatabın sürekli ikamet eden eşi olduğunu beyan eden ...'a tebliğ edildi." şerhiyle tebliğe çalışılmış ise de; tebliğ anında borçlunun adresinde bulunup-bulunmadığı tespit ve tevsik edilmediğinden anılan tebligat usulsüzdür. O halde mahkemece, yazılı gerekçe ile ödeme emri tebligatının usulsüz olduğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile usulsüzlüğüne karar verilmesi isabetsiz ise de; sonuçta istem kabul edildiğinden, bölge adliye mahkemesince de alacaklının istinaf talebi reddedildiğinden sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir....
Sokak ... .../...” adresine tebligat çıkarıldığı, ancak bu adresten de nakil almadan taşındığı tespit edilerek tebliğ evrakının iade edildiği, alacaklı vekilinin talebi üzerine, TK'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligat üzerindeki adres “... Mah. .... Sokak No:... .../...” olup, adreste ikamet eden ... imzadan imtina ettiğinden TK'nun 21/2. maddesi gereğince haber kağıdı kapıya asılarak mahalle muhtarlığına bırakıldığı, TK'nun 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılması istenen adresin, borçlunun adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi olmayıp, takip talebinde belirtilen bilinen adresi olduğu ve bu adrese çıkarılan tebligatın da daha önce bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tebligatın usulsüz olduğunun kabulü gerekir....
No:9 Akşehir/..." adresine tebliğe çıkarıldığını, aynı gün bila dönen tebligat nedeni ile alacaklı vekilinin talebi ile aynı adrese 24.11.2021 tarihinde TK 35.madde uyarınca tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve kayıtlı elektronik posta adresi bulunduğu nazara alındığında, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi ile ilgili yönetmeliğin 5. maddesi tebligatın elektronik yolla yapılmasını zorunlu kıldığından posta yolu ile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğunu, bununla birlikte Tebligat Kanunu 35. madde gereği tebliğ yapılabilmesi için öncelikle ilgili Ticaret Sicil Memurluğu'ndan müvekkil şirketin tebliğe yarar en son adresinin istenilmesi gerektiğini belirterek, şikayetlerinin kabulü ile usulsüz tebligat nedeniyle ödeme emrinin iptaline, öğrenme tarihi olan 20.12.2021 tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II....
O halde mahkemece, borçlunun ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligat tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine ve borçlunun sair şikayetlerinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddine dair hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12....
Borçlunun 18.3.2016 havale tarihli şikayet dilekçesinin incelenmesinde; usulsüz tebliğ şikayetinin kabul edilmemesi halinde talebin gecikmiş itiraz olarak kabulü ile takibin durdurulması ile tüm hacizlerin de fekkinin istendiği görülmüştür. Mahkemece, HMK'nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle başvurunun 7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayeti olarak kabulü ile tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve takibin kesinleşmesinden önceki hacizlerin fekkine karar verilmesi isabetli ise de; aynı Kanun'un 26. maddesi uyarınca, hakimin, talepten fazlaya ya da başka bir şeye hükmedemeyeceği sabit olup, usulsüz tebligat şikayeti nedeniyle mahkemece takibin durdurulmasına karar verilemez....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu ileri sürülerek ödeme emrinin iptali ile maaşı,taşınır ve taşınmaz malları üzerine konulan hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, mahkemece tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi kapsamında usulüne uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir. 7201 sayılı Kanunu'nun "Tebliğ İmkansızlığı ve Bilinen Adreste Tebligat" başlıklı 21/2.maddesi ''Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya...
adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca yapılan karar tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmakla, gerekçeli karar ve temyiz talebi katılana usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, temyiz süresi beklenip, verilirse gerekçeli temyiz dilekçesi ile birlikte ve katılanın temyizi hakkında EK TEBLİĞNAME düzenlenerek temyiz incelemesi için Dairemize tekrar gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Artık bu tarihten sonraki işlemlerin vekile tebliğ edilmesi Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi hükmü gereğidir. Zira, anılan Yasa hükmüne göre, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Oysa, hüküm 30.11.2007 tarihinde davalı asile tebliğe çıkarılmış ve 04.12.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda, Tebligat Yasası’nın 11. maddesi hükmü gözetilmeden yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğunun ve vekile de tebligat yapılmamış olduğundan davalı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin süresinde bulunduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece aksi düşüncelerle verilen temyiz isteminin reddi kararının kaldırılması ve işin esasının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hükme esas alınan bilirkişi raporu ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır....
a 18/11/2011 tarihli sözleşmede belirtilen adreste tebligat yapılamamış, mernis adresi de aynı olduğundan icra emri Tebligat Kanunun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Kıymet takdiri raporu da aynı adreste Tebligat Kanunu 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiş, borçlu ... .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/175 Esas sayılı dosyasında 03/03/2015 tarihinde kıymet takdiri raporunu 23/02/2015 tarihinde öğrendiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, yerleşim yeri adresinin ... Mah. 19 ... Caddesi 92/20 .../... olduğunu belirterek şikayet etmiş, mahkemece 16/04/2015 günlü kararla öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmediği gerekçesi ile şikayetin süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Taşınmaz açık artırma ilanı borçlunun bildirdiği adrese gönderilmiş, Tebligat Kanunu 21. maddesine göre tebliğ edilmiş, taşınmaz 21/10/2015 tarihinde 123.000,00 lira bedelle alacağa mahsuben ... Bankasına satılmıştır. ... 8....


