WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

Davalılar vekili 21.10.2016 tarihli dilekçeyle, gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğunu, zira Adem Ocak isminde bir çalışanı bulunmadığını, SGK kayıtlarına göre çalışan elemanının yalnızca Avukat Selen Mutlu olup, tebligat yapılan Adem Ocak’ın ise başka bir avukat çalışanı olduğunu ileri sürerek kesinleşme şerhinin kaldırılmasını ve gerekçeli kararın yeniden usulüne uygun şekilde tarafına tebliğini istemiştir. Mahkemece, karar tebliğinin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle 24.10.2016 tarihli ek karar ile davalılar vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir. Ne var ki; davalılar vekilinin ibraz ettiği belgelerden tebligat yapılan Adem Ocak’ın davalılar vekilinin çalışanı olmadığı, adı geçenin davalılar vekilinin çalışanı olduğu yönünde bir delil de bulunmadığı, davalılar vekiline yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır....

Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti, imzaya ve borca itiraz nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile imzaya ve borca itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın itiraz eden borçlu vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı itiraz eden borçlu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu itiraz dilekçesinde, ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunu, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını ve borcunun olmadığını iddia ederek takibin durdurulmasına ve davalının tazminat ve para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : TCK’nın 157/1, 52, 53, 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık, 16/04/2019 tarihli dilekçesiyle gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olması nedeniyle temyiz hakkını kullanamadığından bahisle eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz başvurusunda bulunduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK'un 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması nedeniyle, 24/05/2019 tarih, 2011/376 Esas, 2012/1041 Karar sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Tebligat Kanunu 10. maddesine göre bilinen en son adreste tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde yer...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Sanıklar ... ve Şeyhmus Oğur hakkında beraat, sanıklar ... ve ... hakkında hükümlülük, erteleme; müsadere, nakil aracın üzerindeki şerhin kaldırılması Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık ...'un gıyabında verilen kararın kovuşturma evresinde en son bildirdiği adresi olan "Bağcılar Mah. Evrim Alataş Cad. No:1E-Blok İçkapı No; 14 Bağlar /Diyarbakır " adresine 6099 sayılı Yasa ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince tebliğ edilmesi ve tebliğin mümkün olmaması halinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca sanığın adres kayıt sistemindeki adresine yapılması gerekirken, sanığın son bildirdiği adresten farklı adrese yapılan tebligat usulsüz olduğundan, gıyabi kararın sanık ...'...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Yokluğunda verilen kararın, sanığın halen oturduğu adresine, adresinden taşındığından bahisle Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşıl- makla, tebligat usulsüz ve temyiz talebi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçların oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin (ONANMASINA), 05.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Yukarıda belirtildiği üzere, satış ilanı tebliği, Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olarak yapıldığından ve dolayısıyla satış ilanı tebliği zorunluluğu bu hali ile yerine getirilmediğinden, bu husus başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Somut olayda, ilk derece mahkemesince borçlunun satış ilanı tebligatının usulsüzlüğü iddiasını inceleyerek tebligatın usulsüz olması nedeniyle ihalenin feshine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise dava dilekçesinde satış ilanı tebligatının usulsüzlüğünün tebligat yapılan adreste oturulmadığına yönelik olduğu, ancak daha sonra duruşmadaki beyanlarda tebligat usulsüzlüğünün adına tebligat yapılan kişinin muhatap ile aynı konutta birlikte oturmadığına yönelik olarak genişletildiği, HMK.141....

Muhataba yapılan tebligatın usulsüz olması halinde, tebligat muhatabın bunu öğrendiği tarihte yapılmış sayılır. (Tebligat K. m.32, Tebligat Niz. m.51, YHGK 21.4.1999, 1999/2-236,220) Davacı 18.11.2005 tarihinde eski hale getirme isteğinde bulunduğuna göre, mahkemece verilen kararı da bu tarihte öğrenmiş sayılır.Tebligatın usulsüz olması halinde süre geçirilmiş sayılamayacağından eski hale getirme isteğinde bulunulamaz, ancak verilen karar yasal süresi içinde temyiz edilebilir. (YHGK 2.10.1981, 1981/6-715, 670) Davacı mahkemece verilen kararı 18.11.2005 tarihinde tebliğ etmiş sayılacağı ve bu kararın süresinde temyiz etmediği için, yerel mahkeme kararı sonucu itibariyle doğrudur. Hal böyle olunca sonucu itibariyle doğru olan mahkeme kararının HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek, düzeltilen bu şekliyle onanması gerekmiştir....

O halde mahkemece, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin süresinde olduğu gözetilmek suretiyle tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme yapılarak tebligatın usulsüz olması halinde borçlunun şikayet dilekçesinde usulsüz tebliğden haberdar olunduğu tarihe ilişkin bir beyanı bulunmadığından ve aksi yazılı delille kanıtlanamadığından TK.'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin dava tarihi olarak düzeltilmesine karar verildikten sonra borçlunun hacizlerin kaldırılması ve takibin iptali hakkındaki taleplerinin de esastan incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir....

Borçluya hacze ilişkin tebligat yapılmamış veya usule uygun yapılmamış ise borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, aksi ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Somut olayda, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunduğu taşınmazına 29/05/2014 tarihinde tapuda haciz şerhi işlendiği, borçlunun usulsüz tebliğ edildiğini iddia ettiği 103 davetiyesinin 15/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. O halde mahkemece öncelikle borçlunun, İİK.’nun 103. maddesine ilişkin davetiyenin usulsüz tebliğ edildiği şikayetinin değerlendirilmesi, tebligatın usulsüz olduğu tespit edilirse meskeniyet şikayetinin, öğrenme tarihine göre yasal süresinde olup olmadığının incelenmesi, şayet istem süresinde ise işin esasının incelenmesine geçilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....

ın tebligat yapılan adreste ikamet ettiğini, sanığın eşinin kendisinin eşi olan Fahrettin Han'ın dayısının kızı olduğunu, sanığın 04/11/2014 tarihinde kendileri ile birlikte ikamet ettiğini, ancak gösterilen tebligat belgesindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmesi karşısında; Sanığa yapılan tebligat işlemi usulsüz bulunduğundan sanık müdafiinin eski hale getirme talebi yerinde görülüp öğrenme üzerine 17/03/2015 tarihli temyiz inceleme talebinin yasal süresinde olduğunun kabul edilmesi gerekirken "Sanık müdafiinin 14/11/2014 tarihinde tebliğ olunan kararı, CMUK'nin 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra 17/03/2015 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle koşulları bulunmayan eski hale getirme talebi ile temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE" karar verilmesinin Kanuna aykırı olduğu kanaatindeyiz....

UYAP Entegrasyonu