in beyanı ile kendisine dosya tevdi edilen bilirkişi tarafından varsayımlara dayalı olarak düzenlenen ve yorumla sonuca ulaşan bilirkişi raporuna itibarla, sanık ışık ihlali yapması nedeniyle asli kusurlu kabul edilmiş ise de; dosya kapsamında sanığın ya da mağdur...'...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/259 ve 2009/260 D.İŞ sayılı dosyalardaki 01/12/2009 tarihli tevdi mahalli tayini kararları gereğince; davalılar tarafından yatırıldığından davalı ... tarafından yatırılan 400,00 TL'nin ilgili hesaptan davacıya ödenmesine ve hisse devir sözleşmesi tarihi olan 21/06/2005'den tevdi mahalline paranın yatırılma tarihi olan 07/12/2009 tarihine kadar 400,00 TL'ye işleyecek avans faizinin davalı ...'dan, yine davalı ... tarafından yatırılan 400,00 TL'nin ilgili hesaptan davacıya ödenmesine ve hisse devir sözleşmesi tarihi olan 21/06/2005'den tevdi mahalline paranın yatırılma tarihi olan 07/12/2009 tarihine kadar 400,00 TL'ye işleyecek avans faizinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir....
Yasal anahtar teslimi bizzat anahtarı kiraya verene vermek veya tevdi mahalli tayini ya da Noter'e tevdi edilip keyfiyetin kiraya verene tebliğ edilmesi suretiyle yapılır.Mahkemece, davalının sözleşmeyi feshettiği, fesih tarihinden sonra kira borcu olmadığı gerekçesiyle karar verilmiş ise de; somut olayda usulune uygun anahtar teslimi bulunmamaktadır....
. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin davalıya verdiği bono bedelinin tevdi mahalli kararı alınıp banka aracılığıyla ödendiği halde icra takibi sonucu davalıya 421.-YTL. ödeme yapıldığını ileri sürerek icra takibinden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, takibin iptaline, 421.-YTL.nin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ödemenin ikametgahta yapılmaması ve ödeme yeri tayini kararının müvekkiline tebliğ edilmemesi nedeniyle icra takibinden önce borcun ödendiğinden haberdar olamadıklarını beyan ederek davanın reddini savunmuş, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir....
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; toptan züccaciye ürünleri satan müvekkili----- arasında yapılan mal alım-satımı nedeniyle müvekkil adına dava konusu çekler düzenlendiği, Müvekkilin hamili olduğu çekler işyerinde kaybolmuş ve bulunamadığı, çeklerin kötüniyetli 3.kişilerin eline geçmesinden endişe duyduklarını, bu nedenle dava konusu çeklerin iptaline, ödememe yasağı verilerek tedbir konulmasına ve akabinde vadesi geldiğinde çek bedelinin tevdi edileceği yerin belirlenmesine karar verilmesini, ------çeklerin zayi olduğundan bahisle çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, ziyaa nedeniyle kıymetli evrak olan çekin iptali davasıdır. Mahkememizin ----- tarihli ara kararı ile davacı vekilinin tedbir ve tevdi mahalli tayini taleplerinin reddine karar verilmiştir. Muhatap bankaya müzekkere yazılmış muhatap ----müzekkere cevabında çeklerin halen ibraz edilmediğini mahkememize bildirmiştir....
mahalli tayini kararı alındığını ve bu karar doğrultusunda 58.706,65 TL’nin tevdi mahalline yatırıldığını, buna rağmen davalı tarafından gayrimenkul kaydındaki ipoteğin kaldırılmadığını, davalı tarafın bu tutum ve davranışının iyi niyet ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin gayrimenkulü üzerine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
in zararının karşılanmasını istemediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece bir tevdi mahalli tayin edilerek sanığın suçtan elde ettiği geliri iade etmesi için imkân sağlandıktan sonra sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken koşulları oluşmadığı hâlde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından, hüküm fıkrasında etkin pişmanlık indirimi yapılırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinin gösterilmemesi mahallinde giderilebilir eksiklik olarak değerlendirildiğinden bozma sebebi yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
tamamını ve her bir sanığın sorumluluğunu ayrı ayrı irdeleyen ayrıntılı rapor alınması sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmayan bilirkişi raporu dayanak yapılmak suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulması, Sanık ...'...
Ancak; 1-Sanığın güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi sonucunda kolluk görevlilerince yakalandığında üzerindeki 35,00 TL paranın katılanın işyerinden çalınan paralardan olduğunu beyan ederek rızasıyla kısmi iadeyi sağladığı, sanığın temyiz dilekçesinde de katılanın zararını karşılama talebinde bulunduğunu, ancak katılanın kabul etmediğini belirtmiş olması karşısında; öncelikle katılandan kısmi iade nedeniyle rızası sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4. maddesinin uygulanma koşullarının tartışılması, katılanın rızasının bulunmaması halinde tevdi mahalli tayini ile katılana iade edilmek üzere kalan paranın sanık tarafından ödenmesi halinde TCK'nın 168. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, 2-Anayasa Mahkemesi'nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu...
ın tanık sıfatıyla dinlenilmeleri ve mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek şekilde dosyanın öncekilerden farklı yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınması sonrasında hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 09/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....


