Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biridir. Kusur ilkesi Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından da önemli bir role sahiptir. Bu noktada, uyuşmazlığın çözümü açısından manevi tazminat kavramının açıklanmasında yarar görülmektedir. Manevi zarar, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat ise bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördüğü bir telafi şeklidir. 22.06.1966 tarih ve 7-7 E., K. sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere manevi tazminat bir yönüyle de insanlardaki kırgınlık ve kızgınlığı, hatta intikam duygusunu tatmin etmek aracıdır. Amacı, olaydan duyulan acı, ızdırap, elem ve kızgınlığı kısmen olsun dindirmek olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamaktır....
GEREKÇE : Dava, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat konusunda anlaşarak sulh olunduğunu beyan ettiğinden maddi tazminat açısından davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat açısından yapılan değerlendirmede; TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen maddi-manevi tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflar arasında görülen boşanma davasında ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilerek kadının fer’ilere yönelik talepleri reddedilmiştir. Davacı kadın, hükme karşı kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuş ve bölge adliye mahkemesi kadının başvurusunun esastan reddine karar vermiştir....
Davalının ise, eşine fiziki şiddet uyguladığı ve tehdit ettiği, bu sebeple davacının kapıldığı korku yüzünden sığınma evinde kalmaya başladığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalının ağır kusurlu olduğu kabul edilmeli ve davalı uygun miktarda maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmalıdır. Bu husus nazara alınmadan, yanılgılı değerlendirme ile davacının da davalıyla aynı oranda kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak tazminat isteklerinin reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.03.06.2015 (Çrş.)...
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan ek bilirkişi raporuna göre, asıl dava, davalı birleşen davada davacı eylemlerinin haksız rekabet olup olmadığı ve manevi tazminat istemine, birleşen davanın ise, tek satıcılık sözleşmesinin devam edip etmediği maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir....
ye karşı açılan manevi tazminat davasının değerlendirilmesine gelince; manevi tazminat miktarı belirlenirken yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğince bir takım mahkemece dikkate alınması gereken hususlar olup, bu hususlar ise; olayın özelliği, kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminat miktarının zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek oranda ve amaca göre belirlenmesi gerektiği, hakimin takdir hakkını kullanırken hakkaniyete uygun ve manevi acıyı bir oranda gidermek, bozulan ruhsal dengeyi onarmaya yönelik hak ve nefasetle takdir edilmesi gerektiği, bir taraf için zenginleştirici, diğer taraf için fakirleştirici oranda olmaması gerektiği, bu durum karşısında mahkememizce davacıların ve davalıların sosyal ve ekonomik durumları, olayın özelliği, somut olaydaki kusur durumu gözönüne alındığında davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabülüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Dava, Trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin, davalı araç sürücüleri, işletenleri ve ZMMS sigortacılarından, manevi tazminat taleplerinin davalı araç sürücüleri ve işletenleri ve İMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkindir....
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, B.K.’nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Somut olayda, kaza tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumularına ilişkin hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacılar için takdir olunan manevi tazminatın az olduğu görülmüş ve manevi tazminat miktarları bir miktar artırılmak suretiyle hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 19/09/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmiştir....
Ancak, 1- Tehdit fiili kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir. Bu nedenle muhatabın korkup korkmadığı araştırılmaz. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup, suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Kavga ve tartışma sırasında haksız fiilin meydana getirdiği şiddetli öfke, elem ve gazap iradeyi etkileyen kusur yeteneğinde oluşturduğu azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilir ise de, kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir....


