Şti hakkında alacak aslı borca yeter miktarda malvarlıkları bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı tarafın ihtiyati haciz talebi, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle mahkememizce red edilmiştir. Davalı ... ve ... ... vekili cevap dilekçesinde; İş bu dava saklama sözleşmesine aykırılıktan dolayı müvekkillerine karşı, diğer davalılar yönünden ise haksız fiil sebebiyle tazminat talepli olarak ikame edilmiş olduğunu, dava konusu tazminat talebinin 06.08.2021 tarihinde meydana gelen "yangın" sonucu meydana geldiğinden hukuki niteliği itibariyle yangının haksız fiil olarak nitelendirildiğinden davanın haksız fiilin bulunduğu yer mahkemesi olan ... Asliye Ticaret Mahkemelerinde açması gerekirken, İstanbul Adliyesinde yetkisiz yerde başlatılmış olup yetki yönünden itiraz ettiklerini, davacı şirketin sigortalısı ... Şti....
e icra dosyasından Haciz İhbamamesinin gönderildiğini, davacının takibe itiraz ettiğini, yazılı sözleşmeye rağmen yalan beyanda bulunduğunu, bunun üzerine dosya alacaklısı ... tarafından davacı ... hakkında Hakikate Muhalif beyanda bulunduğundan bahisle ....İcra Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile şikayetçi olduğunu, davacının müvekkil ...'ü yanına çağırdığını, davacının zor durumda olmasından yararlanmak isteyerek tüm borçlarına karşılık ...'e 175.000.00TL ödeme teklifinde bulunduğunu, miktarı almaması halinde mahkemelerde sürüneceğini söylediğini, bu şeklide müvekkiline şantajda bulunduğunu, müvekkilinin teklifi kabul etmediğini, icra dairesine borçlarını ödemek için taahhüt verdiğini, 19/04/2019 tarihli sözleşmeye göre müvekkili ...'ün davacıdan olan daire alacaklarından birini .... İli .... İlçesi ... Mah.... Cad.... Sok. A blok ... Ada,......
beyanda bulunma hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacıya müvekkil idarece herhangi bir zarar verilmemiş olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
Davalı ise kötü niyeti görülmediğinden tazminat talebi uygun görülmemiştir....
a bıraktığını, takdir edileceği üzere dürüstlük kuralı ve TMK düzenlemeleri uyarınca işbu dava iddia edilenin aksine TTK değil TMK kapsamında kaldığını, davacı ... tarafından haksız rekabet nedeniyle tazminat davası değil, TMK uyarınca ticari işletmeyi de kapsayan bir maj rejimi tasfiyesi davası ile ancak bu talepler öne sürülebileceğini , davacı taraf her ne kadar kendi ticari işletmesi olarak beyanda bulunmuş olsa da işletmenin markası, performansı, büyüme potansiyeli, varlık durumu vs. gibi tüm işletme değeri üzerinde tarafların katılma alacağı bulunduğunu, kaldı ki işletmenin yönetimi de açıkça davalı müvekkiline bırakıldığını, bu kapsamda TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin niteliği gereği bu davaya uygulanma olanağı bulunmadığını, tarafın "Yapılan işlerden, imzalanan anlaşmalardan müvekkilin hiçbir şekilde haberi bulunmamakta olup davalı ... şirketin yüz binlerce lira borcuyla müvekkili tek başına bırakmıştır." şeklindeki iddiasının kabulü mümkün değildir....
a bıraktığını, takdir edileceği üzere dürüstlük kuralı ve TMK düzenlemeleri uyarınca işbu dava iddia edilenin aksine TTK değil TMK kapsamında kaldığını, davacı ... tarafından haksız rekabet nedeniyle tazminat davası değil, TMK uyarınca ticari işletmeyi de kapsayan bir maj rejimi tasfiyesi davası ile ancak bu talepler öne sürülebileceğini , davacı taraf her ne kadar kendi ticari işletmesi olarak beyanda bulunmuş olsa da işletmenin markası, performansı, büyüme potansiyeli, varlık durumu vs. gibi tüm işletme değeri üzerinde tarafların katılma alacağı bulunduğunu, kaldı ki işletmenin yönetimi de açıkça davalı müvekkiline bırakıldığını, bu kapsamda TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin niteliği gereği bu davaya uygulanma olanağı bulunmadığını, tarafın "Yapılan işlerden, imzalanan anlaşmalardan müvekkilin hiçbir şekilde haberi bulunmamakta olup davalı ... şirketin yüz binlerce lira borcuyla müvekkili tek başına bırakmıştır." şeklindeki iddiasının kabulü mümkün değildir....
Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir....
icra takibi ve dava nedeniyle Davacı ....-----% 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir....
, ayrıca karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına, yine karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara yönelik istinaf yoluna gidilebileceği belirtilmiş ve bu suretle kapsam genişletilmiştir. 19. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ''İstinaf dilekçesi'' kenar başlıklı 342. maddesi; (1) İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. (2) İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Başvuran ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri. b) Varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri. c) Kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı. ç) Kararın başvurana tebliğ edildiği tarih. d) Kararın özeti. e) Başvuru sebepleri ve gerekçesi. f) Talep sonucu....
Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir....


