Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun itiraz etmemesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak tahliye isteminde bulunmuştur.Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı kiralayan 01.01.2009 başlangıç tarihli ve sözlü kira sözleşmesine dayalı olarak ... İcra Müdürlüğünün 2009/ 1204 sayılı icra dosyasında düzenlenen takip talebinde “genel haciz yoluyla takip” yolunu seçmiş olup tahliye isteminde bulunmamıştır. Tahliye istemi bulunmadığı halde icra dairesince borçluya tahliye ihtarlı 13 Örnek ödeme emri düzenlenerek gönderilmesi hukuki sonuç doğurmayacağından davacı-alacaklı tahliye isteminde bulunamaz....
Tahliye istemi bulunmadığı halde icra müdürlüğünce borçluya tahliye ihtarlı Örnek 13 ödeme emri tebliğ olunması alacaklıya tahliye açısından bir hak vermez. Bu nedenle mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tahliye taahhüdü ise 01.05.2012 düzenleme tarihli ve 14.1.2013 tahliye tarihlidir. Davacı bu tahliye taahhüdüne dayalı olarak 22.1.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile kiralananın tahliyesini istemiştir. Ödeme emri davalıya 25.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ödeme emrine itiraz üzerine davacı genel mahkemede tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın iptali ve tahliye davası açmıştır. Davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Davalı vekili ise davacının her yıl bağımsız kira sözleşmesi yaptığını ve aynı tarihli tahliye taahhüdü aldığını bununda bir sonraki yıl kira bedelinin artırılması için baskı aracı olarak kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk kira sözleşmesinden sonraki sözleşmelerde kabul edilen tahliye taahhüdü kötü niyet iddiası ileri sürülüp ispat edilmedikçe geçerlidir. Tevali eden taahhütler alınması davacının kötü niyetini göstermez. Kötü niyetin davalı tarafından kanıtlanması gerekir....
Noterliği’nden verdiği tahliye taahhüdü ile taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçmesi halinde 30.6.2009 tarihinde hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın tahliye ederek boş olarak mal sahibine teslim edeceğini, aidatları ve masrafları ödemekle birlikte kira ödemeden oturacağını, bu sürenin sonunda tahliyede gecikilen iki ay boyunca günlük 150 Dolar cezai nakdi ödeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Davacı bu taahhütnameye dayanarak taşınmazın taahhüt edilen tarihte boşaltılmadığını ileri sürerek davalı hakkında ... 15. İcra Müdürlüğü’nün 2009 / 9955 sayılı dosyası ile kiralananın tahliyesi için icra takibi yapmıştır. Takibe itiraz eden davalı tahliye taahhütnamesinin yasaya uygun olmadığını, düzenlendiği tarihte henüz davacı malik olmadığından husumet yöneltemeyeceğini, eşi ...’in muvafakati olmadan tahliye taahhütnamesi vermesinin söz konusu olamayacağını, tahliye emrine itiraz ettiğini belirtmiştir....
Kira sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra davalı şirket, 10.10.2011 tarihli tahliye taahhütnamesi ile kira konusu taşınmazı 30.06.2012 tarihinde tahliye edeceğine dair taahhütte bulunmuştur. Davalı tahliye taahhütnamesinde “…Belirtilen günde gayrimenkulü tahliye etmediğim takdirde bundan doğacak her türlü hukuki sorumluluklara katlanmayı beyan ve taahhüt ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tarafından davalı kiracıya Ödemiş 1. Noterliğinin 29.05.2012 tarihli ve 4575 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek kiralanan taşınmazı tahliye taahhütnamesinde belirtilen tarihte tahliye etmesi, tahliye taahhütnamesine güvenilerek taşınmazın aylık 13.000,00TL+KDV bedelli olmak üzere 8 yıllığına başka birine kiraya verildiği belirtilerek 30.06.2012 tarihinde taşınmazı tahliye etmek için hazırlıklara başlaması, aksi takdirde ortaya çıkan zararlardan ve aradaki kira farkından sorumlu olacağı bildirilmiştir....
Mahkemece, tahliye konusuz kaldığından tahliye hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmün gerekçesinde “tahliye davası süresinde açılmadığı için dava konusuz kalmasaydı davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden” davalı lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek davalı lehine 550 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9.maddesi gereğince,”...tahliye davalarında bir yıllık kira tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı vekalet ücreti olarak hesaplanır bu miktarlar Tarifenin İkinci Kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkeme için belirtilen ücretten az olamaz. Dava,tahliye davası olup,dava değeri 10.000 TL olarak gösterilmiş ancak daha sonra mahkemece yıllık kira bedeli olan 42.000 TL üzerinden harç hesaplanarak eksik harç tamamlatılmıştır....
Dava, tahliye taahhüdüne dayanılarak başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacı müvekkili ile davalı arasında 01/03/2013 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, kiracı olan davalının 15/03/2013 tarihinde düzenlenen tahliye taahhüdü ile kiralananı 31/03/2014 tarihinde tahliye edeceğini kabul ettiğini ancak konutu tahliye taahhüdünde belirtilen tarihte tahliye etmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine tahliye talepli icra takibi başlatıldığını, davalının başlatılan icra takibine 02/05/2014 tarihinde itiraz ettiğini belirterek itirazının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Davalı süresindeki itirazında dava konusu taşınmazı 31.8.2011 tarihinde tahliye ettiğini, kiraları elden ödediğini ileri sürmüştür. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin belirttiği tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini yazılı delille ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır....
Davalı borçlunun itirazı üzerine, takip durmuş, davacı kiralayan Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak itirazın iptali ve temerrüt nedeni ile tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı kiracı icra takibindeki itirazında, davacı ile aralarında yapılan herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığını, taşınmazda miras hissesine istinaden oturduğunu ileri sürmüş davacı ... 7. İcra Müdürlüğünde davalıya karşı yaptığı 2008/7165 esas sayılı icra takip dosyasını ve tahliye taahhüdünü kanıt olarak dosyasına sunmuştur. Davacı davasını, itirazın iptali ve temerrüt nedeni ile tahliye istemi olarak açmıştır. Mahkeme, davada yanlış değerlendirme yaparak kira alacağı için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve temerrüt nedeni ile tahliye istemi yerine, tahliye taahhüdü nedeni ile davanın reddine karar vermiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye - Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, tahliye taahhütü, temerrüt, akde aykırılık ve açıktan fena kullanılma nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kira alacağı istemine ilişkindir....


