Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalıya cüzi miktarlarda fazla ödeme yapıldığı anlaşılıyorsa da yıllar sonra davalıdan bu miktarları geri istemenin hakkaniyetli olmayacağı, davalının olayda kusursuz olduğu, zarar gören kurumun zararın doğmasına bizzat sebebiyet verdiği, paranın alım gücü, aradan geçen zaman da gözetildiğinde davalıyı geri verme borcu altına sokmanın davalının durumunu ağırlaştıracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Davada, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıya fazla ödenen miktarın tahsili talep edilmektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 62.maddesi (6098 sayılı TBK.'nın 78.maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir....
Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalıya cüzi miktarlarda fazla ödeme yapıldığı anlaşılıyorsa da yıllar sonra davalıdan bu miktarları geri istemenin hakkaniyetli olmayacağı, davalının olayda kusursuz olduğu, zarar gören kurumun zararın doğmasına bizzat sebebiyet verdiği, paranın alım gücü, aradan geçen zaman da gözetildiğinde davalıyı geri verme borcu altına sokmanın davalının durumunu ağırlaştıracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Davada, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıya fazla ödenen miktarın tahsili talep edilmektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 62.maddesi (6098 sayılı TBK.'nın 78.maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir....
Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalıya cüzi miktarlarda fazla ödeme yapıldığı anlaşılıyorsa da yıllar sonra davalıdan bu miktarları geri istemenin hakkaniyetli olmayacağı, davalının olayda kusursuz olduğu, zarar gören kurumun zararın doğmasına bizzat sebebiyet verdiği, paranın alım gücü, aradan geçen zaman da gözetildiğinde davalıyı geri verme borcu altına sokmanın davalının durumunu ağırlaştıracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Davada, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıya fazla ödenen miktarın tahsili talep edilmektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 62.maddesi (6098 sayılı TBK.'nın 78.maddesi) gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir....
Dava konusu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesinde; davacı tarafın havalı ettiği para, davalı bankaya iade edilmediğinden davalı bankanın sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği, yurt dışına giden paranın son olarak hatalı bildirilen hesap sahibine ödenmesi halinde ödeme yapılan kişinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yapılan işlemlerde davalının bir kusurunun bulunmaması, davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmaması, söz konusu hatanın davacının yanlış hesap bilgisi bildirmesinden kaynaklanması ve yurt dışına gönderilen paranın davalı bankaya iade edilmemesi sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Dairemizin 24.05.2017 gün, 2016/11998 E., 2017/7810 K. sayılı ilamı ile"Somut olayda, davacı tarafından satış bedeli olarak ödediği bedeli, faiziyle birlikte tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlattığına göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle davacı talebinde, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması kastedilmiştir....
Ve devamı maddelerin uygulanmasının gerektiğini, sebepsiz zenginleşenin aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu adı altında olduğunu, iktisap edilen şeyin getirdiği semerelerin ve sağladığı diğer yararları da zenginleşmenin kapsamına dahil olduğunu, sebepsiz zenginleşme nedeniyle ifa edilmiş edimlerin karşılıklı ve eksiksiz iadesinin denkleştirici adalet düşüncesine dayandığını, bu nedenle iadeye karar verilirken , verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerektiğini, ayrıca sebepsiz zenginleşen tarafın devamlı temerrüt halinde bulunduğundan alacaklının ayrıca bir ihtarda bulunmasının gerekmediğini, bu nedenle temerrüt faizinin başlangıç tarihinin sebepsiz zenginleşme tarihi olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin 15 yıl süreceği inancı ile 16/8/2007 tarihinde 250.000 USD 2/11/2007 tarihinde 125.000 USD 25/7/2008 tarihinde 125.000 USD yi ödeme tarihlerinde TL karşılığı olarak davalı şirkete ödediğini...
Davalı vekilinin temyiz itirazına gelince; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Ancak mahkemece, davalıdan tahsiline karar verilen 15.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 15.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Oysa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmadan bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemeye başlamaz....
Bunun dışındaki paranın kullanılamamasından doğan gelir kaybı (faizi) ise; ancak iade borçlusunun bu durumu kesin olarak öğrenmesinden itibaren karşılanabilir hale gelir. Bu nedenle, bu alacak icranın iadesi yolu ile (İ.İ.K'nun 40/2.maddesine göre) icra dairesi tarafından alacaklıdan tahsil edilerek, borçluya ödenemez. Fakat, bu alacağın (faiz isteminin); B.K.61.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak, genel mahkemelerde dava edilmesi ve istenmesi mümkündür.Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı araştırılıp tartışılması gerekirken, icra takibi yapmakta veya dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bahisle, davanın reddine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Buna göre 07/04/2016 - 02/01/2017 tarih aralığında davacı şirketten davalı şirkete yapılan toplamda 118.363,00TL asıl alacağın haklı bir gönderme sebebi bulunmadığından, sebepsiz zenginleşme mahiyetinde olduğu ve haksız eylem teşkil ettiğinden asıl alacağın gönderildiği tarihten takip tarihine kadar olan yasal faizi ile birlikte tahsilinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır....
Davalılar vekili, sahtelik iddiasını kabul etmediklerini, banka müfettiş raporunun bağlayıcılığının bulunmadığını, davanın temelinin sebepsiz zenginleşme olması halinde husumetin müvekkillere değil, bizzat talimatı vermiş olmasına rağmen ödeme talep eden dava dışı Gisad Dış Tic. A.Ş'ye yöneltilmesi gerektiğini, zira müvekkili şirketin aracı kurum vasıtasıyla yine kendisine ait olan parayı almakta olduğunu, müvekkil şirket açısından bir sebepsiz zenginleşmeden bahsedilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı Gisad Dış Tic. A.Ş. adına gelmiş olan ihracat bedellerini bu şirkete ödemesi gerekirken mevcut özel vekaletnamede yetkili bulunmadığı halde davalı şirketin Gisad Dış Tic. A.Ş.'...


