Ancak, tacir olan borçlu yönünden cezai şarttan indirim yapılabilmesi için borçlunun mali durumunun uzman bir bilirkişiye incelettirilmesi ve ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususlarının net olarak saptanması gerekir. Sadece vergi beyannamesi matrahı gözetilerek indirim yapılması doğru olmadığı gibi, indirimin de bilirkişi raporunda belirlenecek mali durum gözetilerek makul seviyede yapılması gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına, BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu durumda da sözleşmenin feshinde yüklenicinin kusurundan sözedilemez. Diğer yandan, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, tek katlı yığma yapının %40 seviyesinde yapıldığı; ancak, inşaat tekniğine uygun yapılmayan inşaatın yıkılıp yeniden yapılması gerektiği saptanmıştır. Bu halde de sözleşmenin feshinde yüklenici kusurlu sayılır. Somut olayda; davacı, davalı yükleniciye verdiği iş bedelinin iadesini dava ettiği halde; Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gereğince ifaya izin verilmesi ile birlikte yeniden yapım bedelini de talep etmesine yasal olanak yoktur. Çünkü, Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi hükmü gereğince; yüklenicinin ediminin ifasında temerrüdünün gerçekleşmesi halinde; davacı eser sahibi, sözleşmenin ifası ile birlikte gecikme nedeniyle maddi tazminat isteyebilir; sözleşmenin yerine getirilmesinden ve gecikme nedeniyle maddi tazminat isteminden vazgeçtiğini hemen bildirerek aynen ifa yerine geçen olumlu zararının tazminini talep edebilir veya sözleşmeyi bozabilir....
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin eki olan teknik şartnamenin 7/h maddesinde sistemlerin çalışması için şartnamede belirtilmemiş ancak sistem için gerekli tüm cihaz, ekipman ve aksesuarların yüklenici firma tarafından karşılanması kabul edilmiştir. Bu durumda davalının meydana gelen hasarın tamamından sorumlu olduğunun kabulü gerektiği halde olaya uygun düşmeyen BK.nın 43 ve 44. maddelerine göre hasar bedelinden indirim yapılması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın davacı yararına, BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 21.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Diğer taraftan her ne kadar sözleşmede, sözleşmenin yapıldığı tarihteki yüklenicinin edimini yerine getirmemesi ve yeni bir yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması halinde sözleşmenin yeni yapılacak binadaki bağımsız bölümü de kapsayacağı hükme bağlanmış ise de, sözleşmenin bu hükmünün de uygulanma olanağı yoktur. Zira, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmakla ilerde yapılması taahhüt edilen akit taşınmaz mal satımıdır. O nedenle, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri de ilerde yapılacak taşınmaz satış sözleşmesinin esaslı unsurlarını ihtiva etmeli, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde objektif bakımından esaslı nokta olarak satım konusu taşınmazın ve niteliklerinin gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde, sözleşmede belirlilik unsuru bulunmayacağından, o sözleşmenin ifası istenemez. Başka bir anlatımla, davada dayanılan sözleşmedeki şarta bağlı hükmün uygulanması da mümkün bulunmamaktadır....
Yerel mahkemece toplanan delillere alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu iş yerinde yapılan havalandırma ve yangın tesisatlarının sözleşmeye ve teknik şartnameye uygun yapılmadığı davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli değildir. Davacı, dava ve ıslah dilekçesinde yapılan imalâtın sözleşme ve eklerine uygun olmaması ayıplı yapılması nedeniyle sözleşmenin iptâlini, zararın tesbitini ödenen bedelin istirdadını davalıda kalan çek nedeniyle borçlu olmadığının tesbitini talep etmiştir. Ayıbın varlığı halinde iş sahibinin seçimlik hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde sayılmış olup davacının dava dilekçesindeki sözleşmenin iptâli isteminin TBK'nın 475/1 maddesindeki sözleşmeden dönme şeklinde anlaşılması gerekir....
a 13.286,00 TL olmak üzere toplam 100.008,00 TL'nin 29.08.2013 tarihinde ibraname karşılığında ödendiğini ve davalı şirketin sorumluluğunun kalmadığını, tazminat hesaplanmasının yapılması durumunda davalı şirket tarafından yapılan ödemenin güncellenmesi gerektiğini, davacıların murisinin takması zorunlu olan emniyet kemerini takmadığı için müterafik kusurunun ve hatır taşıması indiriminin tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini ve dava tarihinden yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
Mahkemece bilirkişi raporunda bu miktar belirlenmiş ise de sürede indirim yapılması doğru olmamış, ayrıca amortisman indirimi yapılırken neye dayanılarak % 25 oranında indirim yapıldığının da belirtilmemesi doğru olmamış mahkeme kararının bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu durumda, taraflar arasında düzenlenen 22.03.2004 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra arsa sahibi veya yüklenici tarafından taşınmaz üzerinde inşaat yapılması, sözleşmenin ifası için yaptığı tüm işlemlerinin bulunduğu imar işlem dosyasının ilgili merciinden getirtilerek; temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi için yerel mahkemesine ikinci kez geri çevirlemesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bu miktardan mahkemece, ayrıca üçte bir oranında indirim yapılması doğru olmamıştır. Bu sebeple, bilirkişi raporunda hesaplandığı şekilde, 6 aylık brüt ücret alacağı hesabından indirim yapılmaksızın bakiye ücret tutarında tazminat alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 26.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ancak, bu şekilde cezai şartta indirime gidilebilmesi için borçlunun mali durumu uzman bir bilirkişiye incelettirilmesi ve ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususlarının bu şekilde saptanması gerekir. Sadece vergi beyannamesi matrahı gözetilerek indirim yapılması doğru olmadığı gibi, indirimin de bilirkişi raporunda belirlenecek mali durum gözetilerek makul seviyede yapılması gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına, BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....


