Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava taraflar arasındaki 05/02/2016 tarihli 2000 adet kumaş kartelası yapımı konusundaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak ve sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat davasıdır. Eldeki dava mahkememize yetkisizlikle gelmiş olup içeriğinde sözleşme nedeniyle tazminat isteminde bulunduğundan genel yetki kuralı çerçevesinde davalının ikametgahı mahkemesi olan Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin türünü belirlemek gerekir. Çoğunlukla eser sözleşmesi ve hizmet sözleşmeleri birbirine karıştırılabilmektedir. Eser sözleşmesi yüklenicinin iş sahibi adına bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşme türüdür. Burada ifa konusu olan edimin gerçeleştiriliş şekli sözleşmenin niteliğini etki etmektedir. Eser sözleşmeleri genellikle ortaya bir eser çıkarılan sözleşmelerdir....
Sayılı kararı ile "sözleşme ile belirlenen cezai şart tacirin mahfına sebep olacağı, davacının ekonomik durumu, yargılamaya konu eylem nedeni ile davacının sağladığı menfaat göz önünde bulundurulduğunda cezai şarttan indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle cezai şarttan %50 oranında indirim yapılarak, davacı hakkında cezai şartın 96.702,40 TL olarak uygulanmasına karar verilmiş ise de; taraflar için bağlayıcı olan protokol ile açıkça yukarıda izah edilen şekilde cezai şart düzenlenmiş olup, basiretli tacir olan davacının protokol hükümlerine uymak zorunda olduğu ve imzalanan protokolun kendisi açısından bağlayıcı olduğu gözetilmeden mahkemece 6098 sayılı Borçlar Kanunu 182/3. maddesi hükmüne atıf yapılmak suretiyle, cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirim yapılması hatalıdır....
Her ne kadar dava konusu sözleşmenin dayanağı olan 375 sayılı KHK nin Ek 6. maddesinde işçi tarafından sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde haklı nedeni olup olmadığına bakılmaksızın davalı işçinin tazminat ödeyeceği belirlenmişse de, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.’un 420. maddesinde hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu belirtilmiştir. Genel hüküm niteliğinde olması sebebiyle Borçlar Kanunu dışındaki uyuşmazlıklar bakımından da bu hükümler uygulanmaktadır. İşçi lehinde tek taraflı ceza koşulu içeren sözleşme hükümleri geçerlidir. Bunun yanında ceza koşulunun özellikle işveren lehine geçerli olabilmesi için karşılıklı olması ve eşit koşulları taşıması ve denk olması gerekir....
Her ne kadar dava konusu sözleşmenin dayanağı olan 375 sayılı KHK nin Ek 6. maddesinde işçi tarafından sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde haklı nedeni olup olmadığına bakılmaksızın davalı işçinin tazminat ödeyeceği belirlenmişse de, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.’un 420. maddesinde hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu belirtilmiştir. Genel hüküm niteliğinde olması sebebiyle Borçlar Kanunu dışındaki uyuşmazlıklar bakımından da bu hükümler uygulanmaktadır. İşçi lehinde tek taraflı ceza koşulu içeren sözleşme hükümleri geçerlidir. Bunun yanında ceza koşulunun özellikle işveren lehine geçerli olabilmesi için karşılıklı olması ve eşit koşulları taşıması ve denk olması gerekir....
Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir. Ancak sadece süre oranlamasına göre indirim yapılması yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta; davacı ve davalı arasında 22.09.2008 tarihinden itibaren bağıtlanan iş sözleşmesinin 10. maddesinde; sözleşmenin yürürlük süresi içerisinde (2 aylık süreden sonra) taraflardan biri, bu sözleşmeyi (4857 sayılı İş Kanunun 25/11 ve 18-21 maddeleri ile Personel Yönetmeliğinin aday personele ilişkin özel hükümleri ve disiplin cezalarına ilişkin genel hükümleri dışında) haksız ve geçersiz olarak feshederse diğer tarafa işçinin ihbar tazminatına esas giydirilmiş en son aylık ücretinin 6 aylık tutarı kadar cezai şartı nakden ve defaten ödemekle yükümlü olduğu yönünde düzenleme yapılmıştır....
Davacıların, sözleşme kapsamında kalan eksik işlerin tamamlanması, yapı ruhsatı alınması için yapılacak giderlerin ödenmesi, yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dolayı Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarının ödenmesi ve yapı denetim şirketine bedel ödenmesine yönelik taleplerin tamamı, sözleşmenin aynen ifası kapsamında kalan, tasfiyeye yönelik taleplerdir. TBK nın 113/1. fıkrasındaki "yapma borcu" ibaresi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde sadece eksik inşaatın yapılması şeklinde değil; sözleşme gereğince yüklenici tarafından inşaatla ilgili yapılması gereken tüm işlemlerin yapılması şeklinde anlaşılması gerekir. Bu yorum tarzına göre, yüklenici tarafından yapılması gereken ancak yerine getirilmeyen tüm işlemlerin, masrafı yükleniciye ait olmak üzere arsa sahibi tarafından yapılmasına karar verilebilir....
Davalı, sözleşmenin gereği gibi yerine getirildiğini savunmuş; Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminatı talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sözleşmeye göre düğün saatinin 20.00-23.30 saatleri arası kararlaştırılmış olup düğüne gelen zabıta ekipleri nedeni ile yaklaşık 1 saat öncesinde saat 22.30 civarında bitirildiğinden, ayrıca sunulan müzik hizmetinin eksik olduğunun ilgili CD'lerin incelenmesinden anlaşıldığından, 3,5 saat sürmesi beklenen düğünün 2,5 saat sürdüğünden ve ayıp oranında indirim yapılması gerektiğinden (1,5 : 3,5 =) % 42,8 oranında ayıplı hizmet sunulduğu, 42.935,00 TL düğün bedeli üzerinden bu oranda indirim yapılması sonucu 18.376,18 TL maddi zarar oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir. Ne var ki; gerek bilirkişi raporunda gerekse gerekçeli kararda davacıların ayıplı hizmet iddiaları hakkında sözleşmenin tamamı gözetilerek bir değerlendirme yapılmamıştır....
TBK'nun 182. maddesi uyarınca "(1)Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. (2)Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.(3) Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." Asıl sözleşme bedeli kadar olan ceza koşulunun fahiş olduğunun kabulü ile, TBK 182/3 maddesi uyarınca ceza tutarından %50 oranında indirim yapılması gerekmiştir. Buna göre16.500,00 TL sözleşme bedeli ve 25.000,00 TL cezai şart bedeli olmak üzere toplam 41.500,00 TL yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Fazlaya dair talep reddedilmiştir. Taleple bağlılık kuralı gereği faize hükmedilmemiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, cezai şart ve manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kadın hastalıkları ve doğum uzmanı davalı şirkete ait Özel Akademi Tıp Merkezinde çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş akdini feshettiğini, sözleşme hükmü gereğince cezai şartın davacıya ödenmesi gerektiğini, ücretlerinin ödenmemesi ve fesih sebebiyle manevi tazminata hak kazandığını belirterek ücret alacağı, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağı ve manevi tazminat alacaklarının faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir....
Taraflarca imzalanan iş sözleşmesinin 8.1, 11.1. maddeleri gereğince davalının sözleşmeye aykırı davrandığı tespit edilerek sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 12.4. maddesine göre davacının cezai şart talebinin kabul edilmesi yerinde ise de, cezai şarttan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182/son maddesi uyarınca davacı işçinin niteliği, yaptığı iş, ücreti ve 36 aylık sözleşme süresinin çalışılan ve çalışılmayan kısmı gözetilerek makul oranda bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bu yönler gözetilmeden karar verilmiş olması hatalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapmak suretiyle davacının cezai şart alacağından indirim yaparak sonuca gitmektir. Yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir....


