Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan, (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür....
sözleşmenin geçerli olduğunun tesbitini istemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü....
Haksız feshe bağlı tazminat talebini açıklaması konusunda mahkememizce davacı vekiline uyarı yapılmış, Davacı vekili 25.10.2018 tarihli dilekçede; haksız feshe bağlı taleplerin kar kaybına ilişkin olduğunu, sözleşme ifa ile sonuçlansaydı; kendisine ödenecek olan sözleşme bedelinin Kdv. hariç 5.864.103 TL olduğunu, sözleşmenin ifası sürecinde yapılması muhtemel giderlerin 2.056.180 TL olup aradaki fark kadar müvekkilinin gelir kaybına uğradığını belirterek 3.807.924 TL+ Kdv nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. SAVUNMA : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 05.08.2016 tarihli "......
KARAR Davacı, 24.8.2001 tarihli satış sözleşmesi ile davalıdan taşınmaz satın aldığını, tapusu verilmeyince tapu iptal ve tescil için açtığı davanın derdest olduğunu, bu dava ile de taşınmazın sözleşmeye göre inşaatının bitirilmediğinden eksik imalatlar için 45.000,00 YTL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile de sözleşme gereğince ödenmesi gereken kira ve cezai şart bedeli olarak toplam 53.165,00 YTL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının taleplerinin haksız olduğu gibi sözleşmenin ifası ile birlikte cezai şartı isteyemeyeceğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Mahkememizce taraf delillerinin toplanmasına karar verilmiş, mahalline keşfen inceleme yapılması için talimat yazılmış, inceleme sonucu bilirkişi raporları alınmıştır. Mahkememizce alınan 24/10/2017 tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle; Şu an hali hazırda kullanımda ve işletmeye açık bu ticari yapının tamamen yıkım ve yeniden yapılması hususlarında genel çalışmalar tarafımızca yapılmış olup, yaklaşık olarak çıkacak rakamın çok yüksek olması ve milli servet açısından da değerlendirildiğinde önceliğin mutlaka ----- yapının deprem yönetmeliğine uygun olup olmadığı, vıkım yapılması gerekip gerekmediği, yıkım yapılmadığı takdirde, yapısal güçlendirme yapılması gerekip gerekmediği, güçlendirme gerekir ise hangi --- uygulama yapılacağı ve ne kadar maliyetle güçlendirme çalışmasının yapılacağının ortaya koyulması gerektiği, bu hususun en sağlıklı ve doğru biçimde yapılması için....
Sözleşme öncesi mevcut olmayan ve sözleşmeden sonra ortaya çıkan bu imkânsızlık, ifa imkânsızlığı (objektif) hâlidir. Bu durumda borç sona erer ve borçtan kurtulan taraf, diğer taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri vermekle yükümlü olur. Başkaca ... hak talebinde bulunamaz. Kısaca BK 106. ve 108. madde (TBK 123-125) hükümlerince zarar istemi dinlenemez. Sözleşme sonrası subjektif imkânsızlık halinde ise kusurlu olan taraftan BK 96. madde uyarınca zarar istenilebilir. (15. HD. 12.06.2014 tarih ve 2014/1821 E., 2014/4114 K.) Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin dayanağı olan encümen kararının, kesinleşen mahkeme ilâmıyla iptâl edilmesi sonucu sözleşmenin ifası imkânsız hale gelmiş, hukuki imkânsızlık doğmuştur. Ayrıca, kesinleşen mahkeme ilâmına bağlı iptâl kararının gerekçesi tartışılarak somut olayda kusur değerlendirmesi yapılması da doğru değildir....
Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri C.I/2 İstanbul 1988, s.133; İsviçre Hukuku, Fransız Hukuku, ve Alman Medeni Kanunu ile Mukayeseli Olarak Türk Hukukunda Hasılat Kirası Erol Cansel Ankara 1953 s.90; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları, 20.6.1951 gün ve 13/15; 21.5.1958 gün ve 7/5 sayılı). Şu hale göre bir taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin sözleşmeden kaynaklanan kiracılık hakkının tapu siciline şerhinin kabul edilmesi ve sonuç olarak şerhin tapuya da yapılması hususunda herhangi bir kuşku yoktur ve bu gibi durumlarda kiralayan tescil yükümlülüğünü yerine getirmezse kiracı bu yükümlülüğün ifası için dava açabilir. Eldeki dava da şerh anlaşması gereğinin yerine getirilmesi amacıyla açılmıştır. Mahkemenin kabulünün aksine 24.5.2005 tarihli kontrat başlıklı tarafların imzasını da taşıyan belge yazılı kira sözleşmesi niteliğinde olup, ayrıca sözleşmenin tapuya şerhi hususunu da içermektedir....
KARAR Davacı, davalıların iştirak halinde ve yarı yarıya maliki olduğu iki adet taşınmaza ait kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davaları açtığını, her iki davayı da sonuçlandırdıktan sonra kararların kesinleşmeleri üzerine ......
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacının sözleşme gereğince cezai şart talep etmekle haklı olduğunun kabul edilmiş olmasına, ancak sözleşmede kararlaştırılan miktarın davalının ekonomik bakımdan mahvına sebep olacağı gözetilerek, başka bir anlatımla davalının özel durumu dikkate alınarak cezai şarttan indirim yapılması nedeniyle indirim miktarından dolayı davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 500.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, yekdiğerinden alınarak, birbirlerine ödenmesine, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, 18.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi....


