Tespit maliki ... oğlu ... mevcut nüfus kayıtlarına göre 1987 yılında öldüğü halde mahkemece bu kişinin mirasçıları davaya dahil edilmemiştir. Dosya içindeki tebliğlere bakıldığında ... adına tebliğ yapıldığı anlaşılmakta olup, tebligat evrakı üzerinde bu kişinin isminden başka baba adı, T.C. kimlik numarası gibi bilgiler yer almadığından tebliğ yapılan kişi ile nüfus kayıtlarında ölü olarak görünen ... oğlu ...'in aynı kişiler olup olmadığı anlaşılamamıştır. Ayrıca, tespit maliklerinden olan İlyas kızı ... nüfus kayıtlarına göre sağ olarak gözükmekte ise de; mahkemece davaya dahil edilmemiş, gerekçeli karar başlığına taraf olarak yazılmamış ve gerekli tebliğler de yapılmamıştır. Bundan başka, davalı ... Ergezen 1987 yılında ölmüş olup, mevcut nüfus kayıtlarına göre mirasçısı konumunda olan eşi ... Akça'da sağ olup davaya dahil edilmemiştir....
A. yaptığı otomobilin sağından geçerken aracın sağ ön çamurluk sağ ön kapı ve sağ ayna kısımlarına çarparak buradan da kaçarak uzaklaştığı, ölümlü kaza bakımından sanığın ve ölen yayanın eş asli kusurlu, ikinci maddi hasarlı kaza bakımından ise sanığın tam kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür. 7....
Emniyet Müdürlüğüne başvurduklarını ve müvekkilinin aracına el konulduğunu, müvekkilinin ... ile görüştüğünü, ... noterliğinde işlem yapılırken araç ruhsatının sahiplik bölümünün olduğu kısmın aslının araç sahibi görünen kişide mevcut olmadığını, fotokopisinin olduğunu, ancak noterlikçe yinede işlem yapılabileceğini söylendiğinin aktarıldığını, yine ruhsat aslının araç satım sözleşmesinin yapıldığı ....noterliğince de sorulduğunu, aracın asıl sahibi gözüken kişinin beyanından bahsedilerek ruhsatın sahiplik kısmının kayıp olması nedeni ile zayi kaydı düşülerek işlem yapıldığını, ayrıca sapanca noterliğinden verilme vekaletnameye dayanak olan kimlikteki resim ile vekaletname'nin ön yüzündeki mevcut resmin karşılaştırılması durumunda arada nerede ise 10 yaş fark olduğu çıplak göz ile dahi görüldüğü, kimliğin sahte olduğunun da kimliğin arka yüzünde .......
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece, 14.04.2022 gün ve 2022/758 esas 2022/5694 Karar sayılı ilamı ile " ....Dosya kapsamı incelendiğinde, ... tarafından “...” adına 1996/11. ayı için sebze satışından dolayı, Bağ-Kur prim kesintisinin de yapıldığı, 75855 no.lu müstahsil faturasının düzenlenmiş olduğu, davacının tevfikata dayalı sigortalılık tespiti için 17.04.2015 tarihinde yapmış olduğu başvurusunun Kurumun aynı günlü yazı cevabı ile tevkifat kesintilerinin Kurum hesabına intikal etmemesi nedeniyle reddedildiği, yargılama esnasında Kurum tarafından 18 yaşından büyük sağ ve ölü tüm ... isimli şahıslar arasında 8 adet ...'...
ın sağ el yüzük parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiği, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.08.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre; maktul ...'nın yeleği ile pantolonu üzerinde bulunan deliklerin etrafındaki atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre atışın uzak atış, gömleğinin üzerinde bulunan delik etrafındaki atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre yakın atış mesafesinde yapılmış olduğu ve ayrıca sanık ...'e ait pantolonun sağ ve sol kısımları ile sweet tişörtünün sol kısmından alınan svaplarda atış artıkları tespit edildiği, sanıklar ... ve ...'den alınan sağ ve sol el içi ve el üstü svaplarında ateş artıklarına rastlanmadığı, 17.07.2014 tarihli araştırma tutanağında savunmalarda isimleri geçen dava dışı sanıklar ... ... ve...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan arşiv kayıtlarının bulunduğunun belirtildiği, bu kişilerin sanıklar ... ve ... tarafından 16.07.2014, ayrıca ... ...'...
de oturduğunu, geçimini tarım faaliyetlerinde bulunarak sağladığını, SGK kayıtlarında görünen faturaların davacıya ait olduğunu, faturalarda davacının isminin yazdığını ancak baba adı ve diğer hususların yer almadığı için SGK bu faturaların yeterli bilgi içermemesi nedeniyle geçmişe yönelik SGK lı olma talebini kabul etmediğini, bu nedenle Hasan Kulaoğlu, ... ve diğer işletmeler tarafından davacı adına düzenlenen faturalarda yer alan ...'ün davacı olduğunun tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Dairenin 08.12.2021 tarihli ve 2021/9457 Esas, 2021/7638 Karar sayılı kararıyla; kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması gerekirken Mahkemece eksik araştırmayla karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; nüfus müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından baba adı ..., anne adı Elmas, 1984 Adana doğumlu ... adına tek kayıt bulunduğu, ilgili belediyeden gelen cevabi yazılardan dava konusu taşınmazın emlak vergisi mükellefinin davacı olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, Adana ili Çukurova ilçesi ... Mahallesi 8100 ada 3 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden ... oğlu ...'in davacı ile aynı kişi olduğunun ve dolayısıyla davacının anılan payın maliki olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A....
Nüfus müdürlüğünden gelen kayda göre 01.07.1917 doğumlu ... ... yukarıdaki bentte açıklandığı şekilde İlbadı Köyü, Cilt No: 18, Hane No: 117’de nüfusa kayıtlı olup, anne adı ... (önceki kaydında Hava ...), baba adı ise...’tir. Ölüm tarihi de tespite esas veraset ilamında belirtildiği gibi 1939 yılıdır. Davacı ...’nin başvurusu üzerine Denizli Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 09.08.2008 tarih ve 2008/757 E., 2008/1089 K. sayılı veraset ilamında da ... ... ile... ...’ın ikiz oldukları belirtilmiştir. Gerçekten de nüfus kayıtlarında her ikisinin doğum tarihi aynı gündür. Bu durumda, aynı hanede nüfusa kayıtlı ... ve... oğlu 15.04.1939 doğumlu... ...’in, kayıt maliki olarak gösterilen ... oğlu... olduğu anlaşılmaktadır. Adı geçen kişinin soyadını sonradan “...” olarak değiştirdiği de nüfus kaydında yazılıdır. Bu durumda anılan malik bakımından da iddia sabittir. 26....
Gerçekten de nüfus kayıtlarında her ikisinin doğum tarihi aynı gündür. Bu durumda, aynı hanede nüfusa kayıtlı ... ... ve... oğlu 15.04.1939 doğumlu... ...’in, kayıt maliki olarak gösterilen ... ... oğlu... olduğu anlaşılmaktadır. Adı geçen kişinin soyadını sonradan “...” olarak değiştirdiği de nüfus kaydında yazılıdır. Bu durumda anılan malik bakımından da iddia sabittir. 26. Ancak, “... ... karısı...”nın İsmail kızı 05.06.1936 doğumlu... ... ... olduğu ileri sürülmüş ise de nüfus kaydında bu kişinin adı sadece ... ... olarak gözükmektedir. Doğum tarihi 05.06.1936 olup eşi ... ... ... ile 11.10.1937 tarihinde evlendiği gözükmektedir. Bu durumda ... ...’nin doğum ya da evlilik tarihinde bir yanlışlık bulunduğu açıktır. ... ... oğlu... ...’in nüfus kaydında ise anne adı tapu kaydındaki gibi... olarak gözükmektedir....
Yukarıda da ifade edildiği üzere, tapu kütüğünde yazılı bulunan malikin kim olduğunun anlaşılamaması; gayrimenkul sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilgilerin tapu kütüğünden çıkarılmaması hâlidir. 21. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması tapuda adı yazılı kişinin kim olduğunun tespitine yarayacak bilgilerin hiç bulunmamasından kaynaklanabileceği gibi (malik hanesinin boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması), soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda da malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir (Sapanoğlu, S., Tapulu Taşınmaz Mal Mülkiyetinin Tapu Dışı Yollardan Kazanılması, Ankara 2008, s. 34-35, Özdemir, H.H.; İmar, İhya ve Zilyetliğe Dayanan Tapu İptali Davaları, Ankara 2002, s. 1051, Karahasan, M.R./Özmen, İ., Zilyetlik Tescil Tapu iptali Davaları, Ankara 1983, s. 382). 22....


