WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Bu doğrultuda nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde dahi yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamına göre; davacı kadının ev hanımı olduğu, gelirinin bulunmadığı ve oğlu ile babasına ait evde ikamet ettiği, davalının sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre ise, öğretmen olduğu, kesinti hariç 2.197,00 TL maaş aldığı, 300,00 TL kira ödediği, boşanma dosyasında yapılan 02/02/2009 tarihli araştırmaya göre ise 1.429,00 TL maaş aldığı tespit edilmiştir....

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşları, eğitim durumları, ihtiyaçları, nafakanın bağlandığı tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre, nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; taraflar 21/03/2013 tarihinde kesinleşen karar ile boşanmışlar, eldeki nafaka artırım davası 11/05/2015 tarihinde açılmıştır. Ekonomik ve sosyal durum araştırma yazılarına göre, davacının ev hanımı olduğu, geçimini babası ve kız kardeşinin sağladığı, kira ödemediği, nafaka yükümlüsü davalının ise ... isimli işyerinde işçi olarak çalıştığı, 1040 TL maaş aldığı, aylık 750 TL kira ödediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, boşanmadan sonra tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiştir....

Aile Mahkemesinin 2017/188 Esas 2019/699 Karar sayılı ilamı ile nafakanın arttırılmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin nafaka arttırım kararı gereğince borçluya muhtıra gönderilmesi talebinde bulunduğu, talebin 06.12.2019 tarihli müdürlük kararı ile kabul edildiği borçluya gönderilen 10.12.2019 tarihli muhtıra ile 113.743.62 TL bakiye alacağın tahsilinin istendiği , nafakanın arttırılmasına ilişkin ilamın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 38....

Aile Mahkemesi'nin 2005/966 esas 2006/1071 karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, müşterek çocuk yararına aylık 200,00TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, iştirak nafakasına hükmedilmesinden bu yana 8 yıldan fazla bir zaman geçtiğini, nafakanın müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini iddia ederek müşterek çocuk Yasmin yararına hükmedilen aylık 200,00TL iştirak nafakasının 800,00TL arttırılarak aylık 1.000,00TL'ye çıkartılmasını, gelecek yıllarda TÜİK'in açıkladığı ÜFE oranında artırım yapılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin müşterek çocuğun nafakasını ödeyemez duruma geldiğini, yakın akrabalarının şoförlüğünü yaptığını, yevmiye usulü ile iş buldukça şoförlük, bahçelerde ve büyükbaş hayvan çiftliklerinde toplama işi gibi günübirlik işlerle geçimini sağladığını, davacının ayda 3.000TL maaşla çalıştığını, 15 yaşında bir çocuğun aylık 1.000TL masrafının olduğunun gerçeğe aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir....

Dava; iştirak nafakası artırım istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2.maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun karar verilmelidir....

Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık dokuz yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocuk ...’nın yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece müşterek çocuk ... için takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuk ...’nın yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun ....maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....

Somut olayda; tarafların 2007 yılında boşandıkları, boşanma neticesinde müşterek çocuk 2004 doğumlu ...’ın velayetinin davacı anneye verildiği ve müşterek çocuk lehine aylık 225 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, 2013 yılında kesinleşen nafaka artırım davası neticesinde müşterek çocuk için hükmedilen nafakanın aylık 400 TL'ye yükseltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre ise, davacının tıbbı sekreter olduğu, 2.000 TL maaş aldığı, 1 adet evinin bulunduğu; davalının ise öğretmen olduğu, 2.828 TL maaş aldığı tespit edilmiştir. Bu durumda; tarafların yukarıda ifade edilen sosyal ve ekonomik durumları, müşterek çocuğun yaşı, eğitiminin devam etmesi, çocuğun erken ergenlik tanısı ile ... ......

Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Boşanma davası ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık üç yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....

Yargılama sırasında Avukat Bilirkişi tarafından düzenlenen 05.12.2012 tarihli Bilirkişi Raporu ile, nafaka artırım davası sonrası ... 10.İcra Md. 2012/8006 Esas sayılı icra dosyasında davacının 3.500,00 TL birikmiş nafaka borcu bulunduğu, davacı nafaka borçlusu tarafından icra dosyasına toplamda 6.470,00 TL ödenmekle 27.09.2012 tarihi itibariyle birikmiş nafaka borcu kalmadığı, ancak icra dosyası feri alacaklarından dolayı dosyaya 401,29 TL borçlu bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, davacının icra dosyasına yapılan ödemelerle ilgili takas-mahsup defi ve fazla ödemenin tespiti halinde, tespit edilen fazla miktarın istirdatı talebi olmasına rağmen bu konuda olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir....

UYAP Entegrasyonu