Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının yeniden evlendiğini, bankada çalışıp aylık 5.000 TL gelir elde ettiğini, kredi borcu bulunduğunu, davacının ise bir ecza deposunda çalıştığını ve maddi durumunun iyi olduğunu, kira geliri olan bir evi bulunduğunu, ancak aylık 300,00 TL nafakayı ödeyebileceğini savunarak, nafakanın aylık 300,00 TL'ye yükseltilmesini ve fazlaya ilişkin talebin reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, müşterek çocuk ... için aylık 125,00 TL'lik iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 400,00 TL'ye yükseltilerek işlemiş olan nafakanın muaccel olduğu ve borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava iştirak nafakasının artırılması talebine ilişkindir....
Hal böyle olunca mahkemece; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, davacıların ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim nazara alındığında eş ve çocuk için takdir edilmiş tedbir nafakası miktarlarının hakkaniyet ölçüsünde bir miktar artırılmasına karar verilmesi gerekirken; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilmeden,davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davacı babanın) gelir durumu nazara alındığında, TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre müşterek çocukları adına hükmedilen iştirak nafakasının indirilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde iştirak nafakalarının ayrı ayrı 100,00 TL'ye indirilmesine yönelik hüküm kurulması hatalı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, ortak çocuğun eğitim durumu, yaşı ve ihtiyaçlarının artması, iştirak nafakasına hükmedildiği tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasında geçen 3 yıllık süre nazara alındığında, mahkemece (ÜFE artış oranının dahi altında kalacak şekilde) takdir edilen nafaka miktarı azdır. Hal böyle olunca mahkemece, TMK'nun 4.maddesi de dikkate alınarak, daha yüksek oranda bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bundan ayrı olarak; yıllık nafaka artışına ilişkin olarak; yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre, nafakanın TÜİK tarafından yayınlanan ÜFE oranında artışına hükmedilmek ve artırım başlangıç tarihi belirtilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt olacak şekilde "her yıl enflasyon oranında" artırılmasına hükmedilmesi de doğru değildir....
Öyle ise, mahkemece; öncelikle, davalının aylık ve yıllık gelirlerinin net olarak saptanmasından sonra, ilk nafakaya karar verildiği tarihten dava tarihine kadar 9 yıllık bir sürenin geçmiş olduğu da gözetilerek; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ile ile nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alınarak; TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun daha yüksek miktar iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile müşterek çocuk için iştirak nafakasında az miktarda artırım yapılması doğru görülmemiştir, bu husus bozmayı gerektirmiştir....
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 3 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, aylık 200,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş olması, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/333 Esas-2003/78 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, müşterek çocuk Berna'nın velayetinin davacı anneye verildiğini ve müşterek çocuk lehine aylık 25 TL iştirak nafkasına hükmedildiğini, bu güne kadar nafaka artırım talepleri olmadığını, davalının nafakayı ödemeye yanaşmadığını, cebri icra yolu ile birikmiş nafakaların tahsili cihetine gidildiğini, aradan geçen sürede müşterek çocuğun ihtiyaçlarının arttığını, hükmedilen nafakanın yetersiz kaldığını belirterek, müşterek çocuk lehine hükmedilen 25 TL iştirak nafakasının 400 TL'ye artırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında, işsiz olduğunu, nafakayı ödeyecek gücü olmadığını belirterek 25 TL iştirak nafakasının devamına karar verilmesini talep etmiştir....
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacı kadın için hükmedilen en son yoksulluk nafakası miktarına, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında asıl davada davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır....
O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir....


