miktarının daha az olması nedeniyle gereğinden yüksek olan nafakanın aylık 400 TL'ye düşürülmesini talep ve dava etmiştir....
Esas sayılı dosyası ile her bir çocuk lehine hükmedilen nafakanın 450.00-şer TL’ye yükseltilmesine karar verildiğini, gerek müvekkilinin gerekse davalının aile hekimi olarak görev yaptığını, müşterek çocukların her ikisinin de . eğitim-öğretim gördüklerini, tüm ihtiyaçlarının müvekkili tarafından karşılandığını, davalının hükmedilen nafakanın dışında çocukların hiçbir ihtiyacı için katkıda bulunmadığını ileri sürerek, çocukların ihtiyaçlarının göz önünde bulundurularak nafakanın her çocuk için ayrı ayrı 2.000,00 TL 'ye yükseltilmesine, her yıl iştirak nafakalarının .tarafından yayınlanan . oranda ayrı ayrı arttırım yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; erkeğin emekli olduğunu, emekli maaşı aldığını, bir şirkette ücretli çalışan olduğunu, çocuklarına eşit olarak yaklaştığını, davacı kadından olan çocuğuna ödenen nafakanın diğer çocuklarının hiçbirisine ödenmediğini, davacı kadının psikolog olduğunu, çalışabilme imkanına sahip olduğunu, kendini işsiz gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III....
O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, boşanma sırasında hükmedilen 30,00 TL yoksulluk nafakasının aylık 300,00 TL’ye ve 30,00 TL iştirak nafakasının aylık 200,00 TL’ye arttırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmü davalı tarafından temyizi üzerine dairemizin 28.11.2011 tarih ve 2011/20462-19009 sayılı ilamı ile boşanma davası sırasında yoksulluk nafakasına hükmedilmediği, hükmedilen nafakanın tedbir nafakası olduğu davadaki istemin artırım davası olmayıp boşanma davası sonrasında boşanmaya dayalı yoksulluk nafakası istemi niteliğinde olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece, bozma ilamına uyulmuş yapılan yargılama sonucunda davacı lehine 200,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.Kural olarak, TMK'nun 175. maddesinde, "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf...
Söz konusu hüküm gereğince; nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir. Somut olayda; önceki nafaka takdiri ile bu dava arasındaki geçen süre içerisinde, küçüklerin ihtiyaçlarında artış olduğu, paranın satın alma gücünün nispi de olsa azaldığı bir gerçektir. O halde mahkemece; tarafların ekonomik durumları, küçüklerin ihtiyaçları ve paranın satın alma gücü birlikte değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir miktarda arttırıma karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir....
Boşanma kararının kesinleştiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında bir ay bulunduğu, bu süreçte paranın satınalma gücü azalmadığı gibi tarafların ekonomik sosyal durumlarında yasanın aradığı anlamda bir değişikliğin bulunmadığı, nafakanın artırılmasına karar verilmesinin taraflar arasında oluşan dengeyi bozacağı, hakkaniyete aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece TMK 176/4.maddesinde yeralan şartlar bulunmadığı halde talebin kabulüne karar verilmesi TMK 4.maddesinde yeralan hakkaniyet ilkesine de aykırı bulunduğundan reddi gereken davanın kabulüne dair verilen kararın bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Y A R G I T A YK A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesi ile; ... 2.Aile Mahkemesinin 17.05.2004 tarihli artırım kararıyla yoksulluk nafakasının 100 TL’ye, iştirak nafakasının da 75 TL’ye çıkartıldığını; ancak, küçüğün 18 yaşını ikmali ile nafakanın kesildiğini, yoksulluk nafakasının da 200 TL olarak ödenmekle birlikte çok düşük kaldığını iddia ederek; yoksulluk nafakasının 600 TL’ye çıkartılmasını, yüksek öğrenime devam eden davacı ... için ise aylık 500 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir....
Somut olayda ise; artırılması istenen nafakanın 21.10.2004 tarihinde hükmedildiği, artırım davasının da 18.12.2009 tarihinde açıldığı, aradan 6 yıldan fazla bir zaman geçtiği, bu zaman içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları doğal olarak arttığı gibi müşterek çocuğun yaşı büyümüş, ihtiyaçları da doğal olarak artmış, paranın da enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu bir gerçektir. Bu nedenlerle mahkemece; Yerleşik İçtihatlarında nazara alınarak iştirak nafakasının en azından TÜİK tarafından yayınlanan ÜFE endeksi artış oranında artılması gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
için dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 500 er TL'den toplam 1.000 TL iştirak nafakasının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, belirlenen iştirak nafakalarına her yıl Tefe-Tüfe oranlarının ortalaması oranında artırım uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir....


