Zira dosya içeriğinden; tarafların 2001 yılında evlenip; 2008 yılında boşandıkları; ....05.2008 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile davacı için 150,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği; nafaka yükümlüsü davalının davacıdan boşandıktan sonra yeniden evlendiği; yeni evliliğinden 2007 ve 2009 doğumlu iki çocuğunun daha olduğu, davalının çiftçilik yaparak geçimini sağladığı, 30 adet küçükbaş hayvanının bulunduğu; aylık gelirinin 300,00 TL olarak tespit edildiği; nafaka alacaklısı davacının ise ev hanımı olup; babasından miras kalan hissedar olduğu evde ikamet ettiği; diyaliz hastası olduğu için ... ayda bir 900,00 TL özürlü maaşı aldığı, tarafların gelir durumlarının birbirine yakın olduğu ancak davalının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısının, dolayısıyla giderlerinin davacıdan fazla olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile ....’in yayımladığı ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nafaka artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; ... Aile Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ilamı ile müşterek çocuk 2009 doğumlu Eylül için 300 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede müşterek çocuğun ihtiyaçlarının arttığını ve nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek müşterek çocuk için iştirak nafakasının 1000 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; talep edilen nafakayı ödeyecek gücünün olmadığını, işsiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir....
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/1. maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi) TMK.'nun 331. maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler....
Ne var ki bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “...200 TL artırımı ile aylık 300 TL...” ifadesinin çıkartılarak yerine “20 TL artımı ile aylık 120 TL” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 20.45 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 24.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
DAVA TARİHİ : 23.01.2019 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen nafaka artırımı ve birleşen nafakanın kaldırılması davasında İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda yoksulluk nafakasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ... 4....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında, davacı lehine yoksulluk nafakası yönünden artırılan miktar fazladır. Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan nedenlerle, endeks uygulanmak suretiyle nafaka miktarının artışına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu fazla miktarda artışa hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir....
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; 2008 yılından itibaren geçen uzun sürede nafakanın artırımı yapılmadığından esasen nafakanın yetersiz kaldığını, mevcut nafaka ile hayatını sürdürmesinin mümkün olmadığını, ortalama bir evde olması gereken eşyalarının da bulunmadığını, bu koşullarda çalışmak zorunda olduğunu, asgari ücret düzeyindeki gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarmaya yeterli olmadığını, mal varlığının da bulunmadığını beyan ederek; davanın reddini istemiştir....
Tedbir nafakası ve artırımına ilişkin davalarda, nafaka miktarı tayin edilirken, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiği gözetilmelidir....
Hal böyle olunca; tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece; TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun nafaka artışına hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile düşük nafaka takdiri doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacı kadın için hükmedilen en son yoksulluk nafakası miktarına, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir. Ayrıca hükmedilen nafakanın, yıllık artış oranına ilişkin yerleşmiş Yargıtay Uygulamaları göz önünde bulundurularak ""TÜİK tarafından açıklanan ÜFE" oranında artışına hükmedilmesi gerekirken "tüfe oranında" artırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....


