sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Hüküm, yıllık nafaka (farkı) miktarı itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalının karşı davada verilen karara yönelik temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, 2-) Davacı- karşı davalının, asıl davada vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede ; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 9.maddesi uyarınca, nafaka davalarında; davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten (maktu vekâlet ücreti) düşük olmamak üzere, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmolunur....
Hal böyle olunca, davalının şirket hissedarı olarak gerçek kazancı tesbit edilerek, tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece; TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun nafaka artışına hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile düşük nafaka takdiri doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, aylık 200,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş olması, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca hükmedilen nafakanın yıllık artış oranına ilişkin yerleşmiş Yargıtay Uygulamaları gözönünde bulundurularak ""TÜİK tarafından açıklanan ÜFE" oranında artışına hükmedilmesi gerekirken "TÜFE-TEFE ortalamasında" artırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Esas 2008/1139 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, bu karar ile müşterek çocukların velayetlerinin müvekkiline verildiğini ve her bir çocuk lehine ayrı ayrı aylık 350.00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, daha sonra açılan nafaka arttırım davasında . Esas sayılı dosyası ile her bir çocuk lehine hükmedilen nafakanın 450.00-şer TL’ye yükseltilmesine karar verildiğini, gerek müvekkilinin gerekse davalının aile hekimi olarak görev yaptığını, müşterek çocukların her ikisinin de . eğitim-öğretim gördüklerini, tüm ihtiyaçlarının müvekkili tarafından karşılandığını, davalının hükmedilen nafakanın dışında çocukların hiçbir ihtiyacı için katkıda bulunmadığını ileri sürerek, çocukların ihtiyaçlarının göz önünde bulundurularak nafakanın her çocuk için ayrı ayrı 2.000,00 TL 'ye yükseltilmesine, her yıl iştirak nafakalarının .tarafından yayınlanan . oranda ayrı ayrı arttırım yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece; nafaka artırımına ilişkin son mahkeme kararında ödenen nafaka miktarlarının her yıl artırılmasına ilişkin hüküm bulunduğu, ÜFE oranındaki artışın yeterli olduğu gerekçesi ile; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana babanın mali durumuna göre takdir edilir. Ayrıca, nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınır. Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır....
DÜŞÜNMEZ Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması/indirilmesi - yoksulluk nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili,dava dilekçesi ile; davacının, aylık 490.00.- TL yoksulluk nafakası ödediğini, yeniden evlendiğini,çocuğunun olduğunu; davalının çalışabileceğini, nafakanın katlanılmaz hal aldığını ileri sürerek; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına; mümkün olmaz ise, aylık 250.00.- TL ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece; oluşturulan hükümde ortak çocuk yararına olan iştirak nafakasının artacağı tarih belirtilmemiştir. 28/11/1956 tarih ve 15 E.-15 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Buna göre, iştirak nafakasının artışına dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekirken; artışın hangi tarihten itibaren başlayacağının belirtilmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Temyiz olunan hükmün kanuna uymayan bölümü hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı taktirde (HUMK. 438/VII C.2) hükmü gereğince, nafakanın artacağı tarih ile ilgili konunun düzeltilerek kararın onanması gerekmektedir. (Prof. Dr.B.Kuru 23.baskı; İst 2012/sh. 646) Bu yanılgıların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK.'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BEYKOZ AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2014 NUMARASI : 2012/110-2014/736 Taraflar arasındaki nafakanın artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili ; boşanma ile davacı(kadın) lehine hükmolunan aylık 500 TL yoksulluk ve müşterek çocuk lehine hükmolunan aylık 300 TL iştirak nafakasının davacının işsiz olması, müşterek çocuğun yaşı, eğitimi ve zorunlu ihtiyaçları nedeniyle yetersiz kaldığını belirterek aylık 2.000 TL yoksulluk, 1.500 TL iştirak nafakası olarak arttırım ve her yıl TÜFE oranında artışa hükmolunmasını talep ve dava etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların... sayılı ilamı ile boşandıklarını, müvekkili lehine aylık 500 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede paranın alım gücünün düştüğünü, nafakanın yetersiz kaldığını belirterek; yoksulluk nafakasının 1.000 TL artırılarak dava tarihi itibariyle aylık 1.500 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....


