"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka artırımı (tedbir) davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı, davalı tarafından aleyhine açılan boşanma davasının davalının kusurlu olduğu belirtilerek redle sonuçlandığını ve aylık 250 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, fiili ayrılığın sürdüğünü, hükmedilen nafakanın zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini ileri sürülerek, tedbir nafakasının aylık 2.000 TL’ye yükseltilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2014 NUMARASI : 2013/1055-2014/391 Taraflar arasındaki nafaka artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; boşanma ile velayetleri davacı anneye bırakılan müşterek çocukların büyüdüğü, ihtiyaçlarının artması sonucu aylık 100'er TL nafakanın yetersiz kaldığını belirterek müşterek çocuklar için ayrı ayrı 500'er TL olarak iştirak nafakasının artırımını talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; aylık 1.150TL maaş aldığını, 400TL kira gideri olduğunu, ancak zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda para kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir....
Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuk Hakan'ın 1997 doğumlu ve kolej öğrencisi olduğu; davalının ise, noter olup, aylık ortalama 15.000,00 TL gelirinin ve taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 14 yıldan fazla süre geçmiştir....
Bu doğrultuda nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde dahi yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamına göre; davacı kadının ev hanımı olduğu, gelirinin bulunmadığı ve oğlu ile babasına ait evde ikamet ettiği, davalının sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre ise, öğretmen olduğu, kesinti hariç 2.197,00 TL maaş aldığı, 300,00 TL kira ödediği, boşanma dosyasında yapılan 02/02/2009 tarihli araştırmaya göre ise 1.429,00 TL maaş aldığı tespit edilmiştir....
Anılan nedenlerle; davacının asgari ücretle çalışsa bile yoksulluğunun ortadan kalkmayacağı, bu durumun sadece nafaka miktarının belirlenmesinde rol oynayacağı, nafakanın indirilmesinin de düşünülmesinin gerektiği gözönüne alınmaksızın yoksulluk nafakasının tümü ile kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kural olarak; boşanma kararı ile velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. (TMK. m182) Anne ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. (TMK m.328/1) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Diğer taraftan, nafaka belirlenirken velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Durumun değişmesi halinde hakim, nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir....
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık dokuz yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocuk ...’nın yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece müşterek çocuk ... için takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuk ...’nın yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun ....maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamından;tarafların 22.06.2010 tarihinde boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davacı lehine 1.000.00 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği,bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık altı yıllık süre geçtiği, davacının ev hanımı olup geliri bulunmadığı; davalının ise, çiftçi olup, 4000 TL geliri olduğu, adına kayıtlı birçok taşınmazı bulunduğu, 2016 itibariyle yıllık 90.500 TL kira gelirinin olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ÇERKEŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/10/2014 NUMARASI : 2013/41-2014/117 Taraflar arasındaki nafakanın artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların Karabük 2....
ilişkin asıl davanın ve karşı dava olan nafaka artırımı davasının reddine birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı (karşı davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK.nun 176/3-4.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.Somut olayda; toplanan delillere göre davacı yeniden evlenmiş olup, ev hanımı olan eşine ait evde ikamet etmektedir, 500,00 TL kira geliri vardır....
Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaç düzeyine göre; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az bulunmuş, bu konu hakkaniyet ilkesine aykırı görülmüş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü davalı babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, daha yüksek nafakaya hükmetmek olmalıdır....


