WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

TMK'nun 330. maddesi gereğince; Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. TMK'nun 331.md. gereğince; Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Hakim iştirak nafakasının tayin ve takdir ederken çocuğun yaşını, cinsiyetini, öğrenim durumunu, bakım ve sağlık durumlarını, kısaca çocuğun ihtiyaçlarını ve yine ana ve babanın sosyal ve ekonomik durumlarını, ödeme güçlerini ve tarafların bakmakla yükümlü oldukları çocukların sayısını da gözönünde bulunduracaktır....

Somut olayda; davacının 18 yaşını doldurduğu, üniversite öğrencisi olduğu, öğrenci yurdunda kaldığı, yurt ücreti olarak aylık 325 TL ödediği, davalının ise emekli olduğu aylık 1.600 TL maaş aldığı, mahkeme tarafından nafakaya hükmedilirken iştirak nafakasının artırımı ifadesinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle davacının reşit olduğu, dava dilekçesinde her ne kadar yardım nafakası ifadesini kullanmasa da davacının yaşı, talebi ve davasını şahsen kendisinin açtığı hususları dikkate alındığında, yardım nafakasını talep ettiğinin anlaşıldığı, hükmedilen nafakanın yardım nafakası olarak nitelendirilmesi gerektiği, mahkemece iştirak nafakasının artırımı şeklinde hüküm kurulduğu ancak bunun hatalı olarak yazılmış olmasının maddi hataya müstenit olduğu ve mahallinde düzeltilebileceği anlaşılmakla bozma nedeni yapılmamış hükmün bu hali ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

Davalı (karşı davacı) vekili dilekçesinde; aylık 750,00 TL nafakayı ödemesi mümkün olmadığını, nafaka artırımı, azaltılması ya da kaldırımı kararlarının tarafların ekonomik durumlarındaki artmaya ya da eksilmeye bağlı olarak verildiğini belirterek, 500,00 TL iştirak nafakasının öncelikli olarak kaldırılmasını olmadığı takdirde 100,00 TL ye düşürülmesini, müşterek çoçuğun davalı annede kaldığı süreçte davalının nafakadan vareste tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir....

Yine aynı kanunun "Durumun Değişmesi" başlıklı 331.maddesinde; "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir. (HGK. 15.07.2009 gün ve 3-352 E./348 K.)...

Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir…” Hükmünü içermektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Durumun Değişmesi" başlıklı 331. maddesi ise; “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır…” Düzenlemesine yer vermektedir. Yukarıda belirtilen madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir. Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında "asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunması" yoksulluğu ortadan kaldırıcı bir olgu olarak kabul edilmemiştir ( HGK 7.10.1998 gün 2-656 E., 688 K, 26.12.2001 gün 2-1158 E, 1185 K. ve 1.5.2002 gün ve 2-937 E., 339 K. sayılı kararları)....

Hal böyle olunca; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, boşanma kararının kesinleştiği tarih ile nafaka artırım davasının açıldığı dava tarihi arasındaki endeks artış oranları ve TMK'nun 4. maddesinde vurgulanan "hakkaniyet" ilkesi de dikkate alınarak nafakanın en azından ÜFE endeksi artış oranında artırılmasına karar verilmesi gerekirken, tümden reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Aile Mahkemesinin 2009/775E- 2011/902K sayılı ilamı ile müşterek çocuklardan ... için bağlanan 2.000,00 TL iştirak nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere 700,00 TL arttırılarak 2.700,00 TL'ye çıkarılmasına, müşterek çocuklardan Asya Kayra Balbal için bağlanan 1.000,00 TL iştirak nafakasının 500,00 TL arttırılarak 1.500,00 TL'ye çıkarılmasına, takdir edilen nafakanın her yıl TÜİK'in ÜFE endeksi oranında arttırılmasına karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın müşterek çocuklardan Asya Kayra Balbal lehine hükmedilen nafaka yönünden sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. ../.. -2- 2-) Davacı tarafın müşterek çocuklardan ... lehine hükmedilen nafaka yönünden temyiz itirazlarına gelince; TMK.nun 182. maddesine göre; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim...

İ. 2002 doğumlu müşterek çocuklarının bulunduğunu, tarafların 13/10/2011 tarihinde Boğazlıyan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/477 Esas, 2011/422 Karar, 02/12/2012 kesinleşme tarihli kararıyla boşandıklarını, müşterek çocuğun velayetinin anlaşma protokolü doğrultusunda davalıya verildiğini, davalı lehine 100,00 TL yoksulluk nafakası ile 300,00 TL iştirak nafakası verildiğini, daha sonra davalının 15/10/2012 tarihinde 2012/350 Esas ve 2013/228 Karar sayılı nafakanın artırımı talebinde bulunduğu bu karar ile 150,00 TL yoksulluk nafakası ve 450,00 TL iştirak nafakasına hükmediğini, müvekkilinin sağlık memuru olduğunu ve aldığı maaşının döner sermaye ile birlikte 3.171,04 TL olduğunu ve aylık giderleri toplamının ise 3.150,81 TL tutarında olduğunu bu sebeplerle 600,00 TL olan nafakanın tamamen kaldırılmasını, bu mümkün olmadığı taktirde 300,00 TL'ye indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir....

Görüldüğü üzere; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir. (HGK. 15.07.2009 gün ve 3-352 E./348 K.) Somut olayda çocuğun yaşının büyümesi, eğitiminin devam etmesi, ihtiyaçlarının artması dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre davacı annenin katkısı da düşünülerek dengeyi sağlayacak bir miktar iştirak nafakası artışına karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile iştirak nafakasının artırılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....

Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur" (TMK. 330/1). Somut olayda; davacı annenin sezonluk yaz kurslarında öğreticilik yaptığı, 500.00 TL kazandığı, baba evinde kaldığı; davalı babanın muhasebeci olduğu, 1.500.00 TL geliri olduğu, 600.00 TL kira ödediği, yeniden evlendiği, eşi ve 2008 yılında doğan çocuğu ile yaşadığı; tarafların ortak çocuğunun ise, 16/11/2002 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, ortak çocuğun yaşı ve ihtiyaç düzeyi, özellikle davalı babanın yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereği ortak çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katılma yükümlülüğünün bulunduğu gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen ve artırılan iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır....

UYAP Entegrasyonu