İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu kaydında 1/4 hissenin maliki görünen ...’nin kim olduğunun tapu kayıtlarından anlaşılamadığını, kişinin kim olduğunu tespite yarayacak yeterli bilginin tapu kayıtlarında bulunmadığını, taşınmazın tamamının davacı ve muris babası tarafından davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla yaklaşık 22 yıldan beridir kullanılageldiğini, TMK’nın 713 üncü maddesi uyarınca tescil için yasada aranan tüm şartların gerçekleştiğini, eğer "..." diye birisi var ise veraset ilamının çıkartılması ve mirasçılarının davaya dahil edilmesi, aksi halde davanın usulden reddi gerektiğini, varılan tüm bu sonuca rağmen çelişkili olarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı Hazine ve kayyım vekili; davanın reddine ilişkin hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu ancak; 3561 sayılı Yasayla, Hazine avukatlarının kayyımı temsil edebileceği ve lehine vekalet ücreti takdir...
Mahkemece, tüm Türkiye çapında nüfus kayıtlarından araştırma yapılmalı, davacının ad ve soyadını taşıyan başka ... isminde kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bildirilen kişilerin adres bilgileri ile birlikte nüfus bilgileri de temin edilerek dava konusu hakkında bilgilerine başvurulmalı, özellikle davacının ... ...A.Ş., ......A.Ş.'de geçen çalışmalarına ait işe giriş bilgilerinde davalının kimlik bilgilerinin neden yer aldığı, karışıklığın nasıl meydana geldiğinin araştırılması, bordro tanıkları resen seçilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, 1996 sonrasına ait davalının yurtdışı giriş çıkış belgelerinin celbi ile aidiyet tespiti istenen çalışmaların gerçekte kime ait olduğu, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı, tüm bu hususlar aydınlığa kavuşturulduktan sonra yaşlılık aylığı istemi yönünden varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir....
nin idaresindeki aracın önüne geçebileceğini düşünüp, kontrolsüzce sağ şeride doğru manevra yaptığı; ancak, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanık ...'un bir kişinin ölümüne ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanık ...'un eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin suç vasfına yönelen temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Bilinçli Taksir Artırım Oranına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; 1....
birlikte Eskişehir istikametinden Konya istikametine seyir hâlindeyken, aynı istikamette ön ilerisinde yolun sağ kısmını takiben seyir hâlinde olan tanık sürücü ... yönetimindeki çekiciye bağlı yarı römorkun sol arka kısımlarına, aracının sağ ön ve yan kısımlarıyla, en sağ şerit ile en sağdan ikinci şerit arasındaki orta şerit çizgisi civarında önlemsizce çarptığı, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, aynı gün saat 23.26'da alınan numuneye göre sanığın 209 miligram / desilitre - 2,09 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, meydana gelen trafik kazasından dolayı otomobildeki yolculardan göz içi sıvısında 182 miligram / desilitre etanol tespit edilen ...'...
Şöyle ki, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 13/B-c maddesi gereğince bir tapunun hukuki değerini kaybettiğinden söz edilebilmesi için, öncelikle dayanılan tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsaması, tapu malikinin kim olduğunun belli olmaması ya da yirmi yıl önce gaipliğine karar verilmesi, taşınmaz üzerinde tapu kayıt maliki ya da mirasçıları dışında üçüncü bir kişinin yirmi yılı aşkın süredir devam eden nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunması gerekir. Somut olayda, keşifler sırasında dinlenen tanık ve bilirkişilerin beyanlarına göre, çekişmeli taşınmazların davalı tarafın zilyetliği altında bulunduğu anlaşılmakta olup, davalı tapusunun 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-c maddesi uyarınca hukuki değerini kaybettiğinden söz edilemez. Öte yandan, davacı ve davalı tarafın tutundukları tapu kayıtlarının mevkileri, sınırları ve miktarları birbirlerinden farklı olmasına rağmen, her iki tapu kaydının da aynı yere ilişkin olduğunun kabul edilmesi hatalı ve çelişkilidir....
Taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar (MK m. 8; 28/1) ve ölümle sona erer (MK m.28/1). Taraf ehliyeti ölümle sona ereceğinden, dava tarihinden önce ölmüş olan kişi adına dava açılamaz; açılmış ise dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Somut olayda, davacı Mustafa ...’ın 04.03.2011 tarihinde öldüğünün nüfus kaydından anlaşıldığı, davacının 22.05.2009 tarihinde vekil tayin ettiği ... tarafından tevkil yetkisine dayanılarak verilen 11.10.2010 tarihli dava vekaletnamesine istinaden 15.08.2013 tarihinde eldeki davanın açıldığı, bir başka ifadeyle ölü kişi adına dava açıldığı anlaşılmakla davacı Mustafa ... bakımından usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığından bu davacı yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanunu 115/2. maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı ......
Cumhuriyet Başsavcılığının 01.01.2015 tarihli ölü muayene tutanağının sonuç kısmında; "...Kişinin ölümünün oluşa uygun trafik kazası ile Husulü mümkün künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve gelişen kopmlikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, ölümünde etkisi veya katkısı olduğunu düşündürücek başka bir harici etkenin varlığını şüphe gerektirir bir bilgi yada bulguya rastlanmadı..." şeklinde belirtildiği; ayrıca Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp Şube Müdürlüğüne ait 12.11.2015 tarihli raporda; "......'un ölümünde 15.12.2014 tarihinde meydene geldiği bildirilen trafik kazası ile oluşan Künt Kafa Travmasına bağlı Beyin Zarları Kanaması (Subdural hematom) ve Beyin Kortüzyonu dışında kendisinde mevcut bir hastalığının etkisinin bulunmadığı, Kişinin ölümünün geçirdiği trafik kazası sonucu, ayrıntısı yukarıda kayıtlı yaralanma nedeniyle meydana gelmiş olduğu..." görüşünün bildirildiği görülmüştür. 3....
ün Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığındaki 05.09.2007 tarihli beyanında, Adana-Mersin ilinde yapmış olduğu şahsi istihbaratta ... ismini vererek malını çalan şahsın dosyaya kimlik fotokopisini sunduğu ... isimli şahıs olduğunu tespit ettiğini beyan etmesine rağmen, kendisini dolandıran şahsın sanık ... olduğunu ne şekilde tespit ettiğinin açıklattırılmaması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, Kızıltepe Emniyet Müdürlüğü'nün yazısında geçtiği şekilde sanığın emniyet arşivindeki resimleri ile kimlik fotokopisindeki fotoğrafın niçin uyuşmadığının araştırılarak tespit edilmesi, sanığın hangi tarihlerde kayıp başvurusu yaparak nüfus cüzdanı çıkardığının nüfus müdürlüğünden sorularak tespiti, sanık adına kayıtlı olup suç tarihinde... ve ......
Mahkememizce aktüer bilirkişi Vedat Aykırı'dan alınan 23/11/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Dosya kapsamında davacının olay tarihinden günümüz rapor/hesap tarihine kadar değişen gelirlerini gösterir SGK Hizmet Dökümü, Bordro vb. herhangi bir belge ve AGİ ‘ye esas medeni durumunun tespiti için gerekli güncel tarihli Nüfus Kayıt Örneği tespit edilememiştir....
Yabancı mahkemece verilen ve kesinleşen bir boşanma kararının mevcudiyeti karşısında, bu kararın çeşitli saiklerle Türk mahkemelerince tanınmadığı gerekçe gösterilerek, Türk nüfus kütüğünde evli görünen ve fakat yabancı mahkeme kararının verildiği ülkede boşanmış olan sağ kalan eşin dahi bu kararın tanınmasını talep etme hakkı varken, diğer mirasçılara tanıma ve tenfiz isteme hakkının tanınmaması, böylece sağ kalan eşin kesinleşmiş boşanma kararından sonra ölen eşten miras hakkına sahip olması hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır....


