davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle; mükerrer tahsil edildiği iddiasına dayalı kayıp- kaçak bedellerinin iadesi isteminin ispat edilemediğinden reddine, haksız tahsilat iddiasına dayalı kayıp-kaçak bedellerinin iadesi istemiyle açılan dava yargılama sırasında yürürlüğe giren yasa değişiklikleri nedeniyle konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir....
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında uyuşmazlık konusu bir kısım taşınmazlar yönünden açılan alacak davasının sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olduğu, Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilen bu davalar yönünden zamanaşımına ilişkin düzenlemenin bulunması nedeniyle özel kanun olan 3402 sayılı Kanunu’nda belirtilen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında uyuşmazlık konusu bir kısım taşınmazlar yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ise de dava tarihi itibariyle on yıllık süreyi geçiren davacıların kadastrodan önceki nedene dayalı olarak ileri sürebilecekleri mülkiyet hakkı kalmadığından, artık doğru olmadığı ileri sürülen tespit ve tescillerin hukuken geçerli hale geldiği, bu nedenle uyuşmazlık konusu taşınmazların satılması sebebiyle davalıların sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği, bu itibarla mahkeme tarafından başkaca delil toplanmasına gerek olmadığı, böyle olunca sebepsiz...
Bu nedenle eşlerin evlilik devam ederken, haksız eylem (TBK.m.49 vd.), sebepsiz zenginleşme (TBK.m.77.vd) ve sözleşmeden (TBK m. 207 vd) kaynaklanan borç/alacak/tazminat ilişkileri bulunabilir ve bir davaya/icra takibine konu edilebilir. Genel hükümlere dayalı bu borç/alacak ilişkilerine ilişkin davalarda ise, genel mahkeme görevli olacaktır. O halde, uyuşmazlık bir bankada ortak hesap şeklinde tasarruf edilen/çekilmiş olan bir miktar paranın aidiyetine ilişkin olduğuna göre; çözümünün genel hükümlerine yapılması ve görevli mahkemenin de Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kabul edilmelidir. Durum böyle olunca, davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin davada Aile mahkemesi'nin, görevli olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı, kanımca hatalı olmuştur. Temyiz edilen hükmün mahkemece davanın esasına girilip, gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşünüyor, görevsizlik kararını onayan Değerli çoğunluğun kararına katılmıyorum....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açılmasının şartlarının gerçekleşmediğini bu sebeple ikame edilen davanın sebepsiz zenginleşme davacı niteliğinde olmadığını, davacı tarafın icra dosyasına ödenen paranın sebepsiz zenginleşmeye neden olduğu gerekçesiyle iadesi talebini huzurdaki davaya konu ettiğini ancak somut olayda sebepsiz zenginleşme davasının şartları gerçekleşmediğini, TBK M. 82 uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerde zamanaşımı süresi hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde on yıl olduğunu, müvekkilinin bankanın alacağının tahsil amacıyla davaya konu icra dosya borçları aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından alınan talimat gereği ... 13. İcra Müdürlüğü ......
Ayrıca, sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı davaların da kamu kurum ve kuruluşları açısından Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı, o kurum ve kuruluşların yetkili kişi veya organlarının verdiğini, istirdada haklı olduğunu öğrendiği tarih olup (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.09.1987 t.,1987/9-68 E.,1987/618 K.), davalının aylık ve gelirden kaynaklanan yersiz ödemeleri iade yükümünün 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenmesi gereği üzerinde durulmaması, beyan ve taahhüt belgeleri celbedilerek içeriğine göre iyi ya da kötü niyetli olan davalının Borçlar Kanununun 63. maddesine göre asıl alacak ve faiz yönünden iade yükümünün kapsamının irdelenip belirlenmemesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. ./.. -3- O halde; davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır....
YHGK'nın 06.04.2011 tarih ve 2010/3-727 E. ve 2011/75 K; Dairemizin 12.03.2014 tarih ve 2013/8037 E., 2014/1827 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndaki sebepsiz zenginleşmeye ilişkin maddelerdeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Öte yandan, hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir....
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/04/2014 tarih ve E:2013/13-1018, K:2014/508 sayılı kararında, ''Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu (818 Sayılı B.K.'nun konuya dair 61 vd.) maddelerindeki (Benzer hüküm 6098 Sayılı TBK.'nun m.77 vd. yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür. Birinci şart, taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır....
dayalı her hangi bir iadenin mümkün olmadığı gerekçesiyle ödemeye yanaşmadığını, açılan davanın kabulü ile diğer her türlü fazlaya ilişkin haklar, beyan, itiraz ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla davanın fazla ve yersiz ödenen BEDAŞ için toplam 41.409,86 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren hesap olunacak ticari faiziyle birlikte tahsilini, TEDAŞ için 188.710,86 TL'nin ödeme tarihinde itibaren hesap olunacak ticari faiziyle birlikte tahsilini istediği görülmüştür....
Talep edilen alacak kalemleri ile ilgili temerrüt tarihinin hangi tarih olduğu hususunda: Davacı işsahibinin, eser sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciye fazla olarak eser bedeli ödendiği iddiasına ilişkin olarak: Eğer Mahkemece fazla eser bedelinin davalı yükleniciye ödendiği kabul edilecek olursa bu durum davalı yüklenicinin malvarlığında sebepsiz zenginleştirme oluşturduğundan TBK m. 117/1l hükmünce (“...sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur....
Temel ilişki bulunmaması halinde ise; hamilin TTK'nın 732. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak keşideci hakkında alacak talebinde bulunmasının mümkündür. Somut olayda davalının, dava konusu çekin keşidecisi olduğu, davacının ise çeke ciro yolu ile hamil olduğu tespit edilmekle, TTK'nın 732. maddesi çerçevesinde hamil süresinde ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak keşideci hakkında sebepsiz zenginleşme davası açabilir....


