Sebepsiz zenginleşme halinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade borcunun kapsamı ve yapılmış olan giderlerden hangilerinin geri istenebileceği zenginleşen kimsenin iyiniyetli ya da kötüniyetli oluşuna göre farklılık göstermekte ise de geri alma hak ve borcunun doğumu için öncelikle malvarlıklarında birinin yararına diğerinin ise zararına olmak üzere karşılıklı zenginleşme ve fakirleşme olgusunun gerçekleşmesi aranır. Geri alma hakkı, bu zenginleşme ve fakirleşme sonucu doğmakta olup, bu olgu gerçekleşmeden geri alma söz konusu edilemeyeceği gibi iade borcunun kapsamı da anılan hak ve borcun doğduğu tarihten önce belirlenemez....
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava dilekçesinde uzun yıllar nikâhsız olarak birlikte yaşadığı davalıların murisi adına kayıtlı arsayı parasını vererek aldığını ve üzerindeki evinde yapım giderlerinin tarafından karşılandığını ancak tapusunun davalıların murisinin üzerine yapıldığını belirterek alacak isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesinin sonuç kısmında alacak isteminin dayanağının açıkça sebepsiz zenginleşme olduğu vurgulanmış, mahkemece haksız fiile ilişkin hükümler uygulanarak davanın reddine karar verilmiştir. 30. Bu durumda; davacı, dava dilekçesinde alacak isteminin dayanağının açıkça sebepsiz zenginleşme olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece bu talep değerlendirilmeden haksız fiile ilişkin hükümlerin uygulanarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. 31....
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava dilekçesinde uzun yıllar nikâhsız olarak birlikte yaşadığı davalıların murisi adına kayıtlı arsayı parasını vererek aldığını ve üzerindeki evinde yapım giderlerinin tarafından karşılandığını ancak tapusunun davalıların murisinin üzerine yapıldığını belirterek alacak isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesinin sonuç kısmında alacak isteminin dayanağının açıkça sebepsiz zenginleşme olduğu vurgulanmış, mahkemece haksız fiile ilişkin hükümler uygulanarak davanın reddine karar verilmiştir. 30. Bu durumda; davacı, dava dilekçesinde alacak isteminin dayanağının açıkça sebepsiz zenginleşme olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece bu talep değerlendirilmeden haksız fiile ilişkin hükümlerin uygulanarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. 31....
GEREKÇE: Dava; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, aynı kanunun 5. maddesinde ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Eldeki dava hizmet sözleşmesinden kaynaklı olup mutlak ticari dava olarak nitelendirilebilecek davalardan değildir. Davanın nispi ticari dava olarak kabul edilmesi için ise; uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Davacının ve sigortalısının tacir olduğunda tereddüt yok ise de davalının gerçek kişi olduğu, davalıya ait aracın hususi otomobil olduğu, davalının tacir olduğuna dair delil bulunmadığı, bu nedenlerle uyuşmazlığı çözme görevinin genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir....
Anılan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde, zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğar ve bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. 3. 6098 Sayılı Kanun'un borçlunun temerrüdüne ilişkin 117 nci maddesi; ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği ..., birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taleplerin tamamının zamanaşımına uğradığını, davacının isteminin, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemi olduğunu, bu nedenle, zamanaşımı süresinin, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin yasal düzenlemelerin kıyas yoluyla somut olaya uygulanarak tespit edilmesi ve sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiği tarihteki Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 2012 yılından başlayan 1 yıllık zamanaşımı süresinin 2013 yılında sona ermiş olup; huzurda açılan işbu davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, dava dilekçesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesinde öngörülen koşulları taşımadığını, yine dava dilekçesinden, davacının bankaya karşı belirsiz alacak davası açmış olduğu anlaşıldığını, davacının taleplerinin dayanaksız ve hakkın kötüye kulllanılması olduğunu, davacının, müvekkili bankanın sunduğu her türlü nakdi ve gayrinakti bankacılık hizmetlerinden yararlandıktan sonra, muvafakati ve bilgisi dahilinden...
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda zamanaşımına uğrayan 15.05.2010 vade tarihli bono nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesi ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesi dikkate alındığında bono hamilinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak keşideciye başvuru imkânının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümüne geçmeden önce konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır....
Yukarıda bahsi geçen kanun maddelerinden de anlaşılacağı üzere sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşme halinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu alacağın davalılardan tahsilini talep etmiş ise de; davaya konu alacak TBK'nın 82/1. "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." fıkrasına ve TBK 73....
O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayalı olduğu kabul edilmelidir.Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da davacı, yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır....
Bu durumda dava dışı ...Ltd.Şti. tarafından yapılan imalât nedeniyle arsa sahipleri sebepsiz olarak zenginleştiklerinden alacak miktarının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre imalâtların yapıldığı yıl itibariyle hesaplanması gerekir. FC ./.. s.2 15.H.D. 2010/7418 2011/6873 Bilirkişi İnşaat Mühendisi ... tarafından düzenlenen 18.12.2009 tarihli ek bilirkişi raporunda işin yapıldığı 2003 yılı itibariyle imalât bedeli 56.982,69 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece bu davada istekle bağlı kalınarak 7.000,00 TL’nin temlik alan davacı yararına arsa sahiplerinden tahsil kararı verilmesinde karar altına alınan miktar da dikkate alındığında isabetsizlik görülmemiştir....


