Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla Sayın Yerel Mahkemenin 09/02/2022 tarihli duruşmasındaki davacı vekili "biz davamızı terditli olarak açtık ya hisse devrinin iptali ya da bedelinin ödenmesi şeklinde açmıştık, ... ve ... yargılama aşamasında hisselerini devrettiklerinden, şirketin borca batık olması ve faaliyetinin olmaması nedeniyle , hisse devrinin iptali lehimize bir durum teşkil etmediğinden diğer talebimiz yönünden karar verilmesini talep ederiz.." şeklinde beyanda bulunarak hisse devrini iptalini istemedikleri sabit olmuştur. Yerel Mahkemeye davacı tarafça gönderilen 14/12/2021, 21/12/2021 beyan dilekçeleri ve davacı vekilinin 09/02/2022 tarihli duruşmasındaki beyanları göz önüne alındığında davacı tarafça hisse devirlerinin iptaline yönelik taleplerinin bulunmadığı hususu sabit iken Sayın Mahkemece “taleple bağlılık ilkesine” aykırı olarak davacının talepleri aşılarak, davacının talepleri dışında karar verilmesi açıkça usule aykırıdır....
Somut olaya gelince; davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunarak önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve adına tescilini talep etmiştir. Resmi senette hisse devrinin 70.000,00 TL olduğu belirtilmiş ve paranın davalı tarafından ödendiğine ilişkin banka dekontu dosyaya ibraz edilmiştir. Davacı tarafından satış bedelinin satış aktinde gösterilen miktardan farklı olduğu ispatlanamadığından dava, resmi satış sözleşmesindeki bedel, tapu harç ve masrafları depo edilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçelerle, davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/07/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Dava, olaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca limited şirket hisse devrinin tespit ve tesciline ilişkindir. Mülga TTK'nın 520. maddesinde bir pay devrinin şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartı ile hüküm ifade edeceğinin ve devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için ise, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesinin ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şartlarının birlikte düzenlendiği, yine anılan maddenin son fıkrasında, pay devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve noterde imzası tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer hakkında dahi hüküm ifade etmeyeceğinin belirtilmiştir. Somut olayda davacının hissesini noter sözleşmesi ile devrettiği, devrin şirkete bildirildiği ve 09.12.2009 tarihli kararla hisse devrine muvafakat edildiği sabittir. Söz konusu devirden sonra şirket yönetiminin karar alarak hisse devrini iptal etmesi mümkün değildir....
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline geçerli bir hisse devri yapılmadığını, devre şirket genel kurulunun onayının bulunmadığını, şirketin borca batık olduğunun öğrenilmesi üzerine ise sözleşmeden dönüldüğünü, davacıya devir bedelinin ödenmediğini, davacının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bir başvuruda bulunmadığını, devrin şirket pay defterine de kaydedilmediğini, davacının şirketin mali yükümlülüklerinden ve borçlarından kurtulmak için bu davayı açtığını, ancak hisse devrinin ticaret sicilinde ilan edilmesine kadar davacının şirket borçlarından sorumluluğunun devam edeceğini, davacının kendi hissesini daha sonra diğer ortağa devrettiğini, bu hisse devrinin tespitine ilişkin açılan davanın kabul edildiğini, kararın kesinleştiğini ve devrin ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, dolayısıyla kesin hüküm itirazlarının olduğunu, bu şekilde her iki mahkeme kararı arasında açık çelişki oluştuğunu, dava zorunlu arabuluculuk şartına tabi olduğu halde bu şart...
Sözleşmede hisse devrine, cayma tazminatına ilişkin hükümleri ile buna dayalı olarak yapılan taşınmaz devirlerinin geçersiz olduğu, taşınmazın mülkiyetinin devrine ilişkin işlemin de şekil yönünden geçersiz ve muvaaza nedeniyle tapuya tescilinin yolsuz olduğu iddia edilmiş, davalı tarafça sözleşmenin sadece hisse devir sözleşmesi değil, karma nitelikte bir sözleşme olduğu, bu sözleşmenin içerisinde hisse devri, taşınmaz devri, taşıt devrinin de vaat edildiği ancak bu edimlerden sadece taşınmaz devrinin gerçekleştiği, diğer edimlerin ifa edilmediği, ifa edilmiş bir edimin sonradan şekil şartı noksanlığı gerekçe gösterilerek geçersizliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, taşınmazların cayma tazminatı olarak davalıda kaldığı, taşınmazların satış işleminin de muvaazalı olmadığı savunulmuştur. Taraflar arasında akdedilen 01.06.2009 tarihli ''Hisse Devir Ön Protokolü'' başlıklı sözleşmede, davacı ...'...
nin ortaklık yapısı, hisse miktarı, değeri konusunda bilgi verilmesi istenilmiş, gelen yazı cevabı dosyaya konulmuş, Antalya ... Noterliğinden sözleşmenin onaylı sureti getirtilmiş, tüm deliller toplanmıştır. Dava, inançlı işlem varlığına dayalı olarak açılmış şirket hisse devrinin iptali ile davacı adına yeniden tescili ve kar payının ödenmesi, bunun mümkün olmaması halinde hisse devir bedelinin ve kar payının tahsili talebine ilişkindir. Dava dilekçesinde kar payının ödenmesi talebi yönünden dava değeri belirtilmediği görülmekle, bu hususta dava değerini göstererek gerekli harcı yatırması konusunda davacı vekiline kesin süre verilmiş, davacı vekili 20/09/2023 tarihli beyan dilekçesinde; kar payının ödenmesi talebi yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ...-TL talep ettiklerini belirterek gerekli harcı yatırmıştır....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2022 NUMARASI : 2022/349 Esas 2022/659 Karar DAVA : Şirket hisse satışının iptali, mümkün olmadığı takdirde rayiç değerinin tespiti ile farkının ödenmesi DAVA TARİHİ : 24/05/2022 KARAR TARİHİ : 03/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025 Taraflar arasındaki şirket hisse satışının iptali istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı; davalı ...'un % 50 hissesinin davacıya, % 50 hissesinin ise dava dışı ...'e ait olduğunu, 24/07/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile davacı ile dava dışı ...'...
ye devrine onay verildiğini, hisse devir bedeli olan 360.000 TL'nin devralan tarafından ödendiğini gösterir resmi bir belge bulunmadığını, muvazaalı hisse devrinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirketin ......2015 tarihli genel kurul kararının ve ...'ye ait ....600 adet şirket hissesinin ...'ye devrine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının bildirdiği adrese iki kez iadeli taahhütlü mektupla genel kurul bildirimi yapıldığını, hisse devrinin muvazaalı olduğuna dair iddianın dayanağının bulunmadığını, davacının kötü niyetle açtığı davanın reddini istemiştir....
Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dava dosyası da aynı davacılar tarafından aynı hukuki nedenlere dayalı olarak ...aleyhine açılan hisse devrinin tespit ve tescili istemli dava olduğu anlaşılmıştır. DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Dosya içerisine; ticaret sicil kayıtları sicil dosyası getirtilmiş, yine limited şirket hisse devir sözleşmesi ve ...tarih ... numaralı ortaklar kurulu kararı dosyaya sunulmuştur. Dava ve birleşen dava; Limited Şirketin hisse devir ve tespiti ile tescili ve kayyum atanmasına ilişkindir. ... Noterliğinin ...tarih ve ...yevmiye numaralı limited şirket hisse devri sözleşmesine göre; davalı ...'in davacılardan ...'e ...'ndeki 2000 hissenin 50.000,00.-TL bedel karşılığında devir ve temlikine ilişkin olduğu, yine dosya içerisine sunulan ...tarih ve ...numaralı ortaklar kurulu kararına göre de; bu hisse devir işleminin karar altına alındığı ve şirket müdürlüğüne de ...'in seçilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır....
Buna göre uyuşmazlık konusunun, dava dava dışı şirket ------------ ortaklarının diğer bir kısım ortaklarına karşı açmış olduğu hisse devir sözleşmesinin iptali ve/veya kesin hükümsüzlüğü nedeniyle sözleşmenin iptali talepli dava olduğu görülmüştür. İşbu davanın HMK'nın 14/2 maddesi uyarınca özel hukuk ---- dava dışı ---- ilişkisi kapsamında bir ortağın diğer ortağına karşı açtığı dava olduğu ve bu nedenle ilgili --- kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili mahkeme olduğu anlaşılmıştır....


