Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalı yüklenici firma.... İnş. Tur. Nak. Ltd. Şti ile arsa sahipleri diğer davalılar arasında 7145 ada 12 no'lu parselde kayıtlı 5510 metrekare yüzölçümlü arsa vasfını haiz 1824/2225 hak ve hisse ile ilgili arsa sahibi davalı ... adına hareket eden kayyum Av. İsmail Sarı ile yüklenici .... İnşaat. Tic. Ltd. Şti. ile 27.04.2006 tarih ve 08959 yevmiye numaralı ''Düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat satış sözleşmesi'' yine aynı yerle ilgili olarak 7145 ada 12 no'lu parselde kayıtlı arsa vasfını haiz 401/2225 hak ve hisse ile ilgili arsa sahibi davalı ... ile yüklenici .... inşaat. Tic. Ltd. Şti. arasında 05/05/2006 tarih ve 09654 yevmiye numaralı ''Düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat satış sözleşmesi'' ve ........
Kat 21 No'lu bağımsız bölümü 79.250Euro'ya satın aldığını belirterek tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise ödemiş olduğu Euro'nun ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ... Kooperatifi vekili, kendisine karşı husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... İnşaat A.Ş. vekili ve ... vekili, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, davacının sözleşmede belirtilen bedeli ödemediğini, adi yazılı şekilde yapılmış sözleşme ile tapu iptali ve tescil talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın tapu iptal ve tescil talebi yönünden reddine, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin tarafı olmayan eski tapu maliki ... ve son tapu maliki ... hakkındaki davacı taleplerinin reddine, davacının daire bedeli olarak ödediği 79.250 EURO'nun ödeme tarihi olan 22/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... İnşaat San. ve Tic....
Bakanlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetim ile önceden fırının mühürlenmiş olmasına rağmen, mühürlerin fek edildiğinin bildirildiğini ve fırının tekrar mühürlendiğini, mührün çözülmesi için Kaymakamlık ve Belediye'ye başvurularda bulunulduğunu, ve belediye tarafından ruhsat verilmediği ve imara aykırılık nedeni ile fırının bulunduğu binanın yıkım kararı olduğu bilgisinin verildiğini, bu konudan davalının haberinin bulunduğunu, davalıya yıkım kararının tebliğ edildiğinin belediyeden öğrenildiğini, bu hususunun davalı tarafından davacıya söylenmediğini, bu hususun bilhassa davalı tarafından saklandığını, bu nedenlerle taraflar arasında yapılan 15/04/2008 tarihli satış sözleşmesinin iptali ile evvelce ödenmiş 40.000,00 TL.nin istirdatı ile davacı tarafından davalıya verilmiş olan toplam 107.300,00 TL. çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
... üzerinde ikrah ve baskı söz konusu olduğunu ileri sürerek, dava konusu 349, 350, 150 ve 302 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payının adına tescilini, olmazsa tenkisini istemiştir....
ün kadastrodan sonra vefat etmesi nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, dolayısıyla davanın muris muvazaası olarak nitelendirilmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmeyip, işin esasına geçilmesi gerektiği, ne var ki evveliyatı itibariyle tapulu olan çekişmeli taşınmazın kadastrodan önce kayden davalılara devredilmediği, haricen yapılan satış işleminin ise hukuken geçersiz olduğu, dolayısıyla davalılar adına olan ve iptali istenen şuan ki tapu kayıtlarının dayanağının ortak mirasbırakan...'...
İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, pozitif hukukumuzda Borçlar Kanunu’nun 18. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre; “bir aktin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven, gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır”( Benzer hüküm yeni 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesinde düzenlenmiştir). Uygulama ve öğretide muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa şeklinde iki gruba ayrılmaktadır. “Muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibarıyla nispi muvazaa türüdür. Muris muvazaasında miras bırakan, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazını, görünüşteki sözleşmede satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek temlik etmektedir (01.04.1974 gün,1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)....
e resmi senette 300.000,00 TL bedel göstererek gerçekte 150.000,00 TL'ye ve davalıdan çek almak suretiyle sattığını belirterek, dava konusu payın gerçek satış bedeli tespit edilerek belirlenecek bedelin depo edilmesi suretiyle müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Yargılama sırasında satıcı ...’nin tek mirasçısı Vahap vasisi ... davalı ... aleyhine ... ile Mehmet arasında geçerli bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açmış, mahkemece davalının kabulü nedeniyle dava konusu payın mirasçı Vahap adına tesciline karar verilmiş ve karar infaz edilmiştir. Davacılar vekili, söz konusu tapu iptali ve tescil davasının muvazaalı olduğunu belirterek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesi gereği davayı davalı ... ile birlikte mirasçı Vahap’a yöneltmek istediklerinin beyan etmiştir II. CEVAP 1....
Bunun sonucu olarak, alıcı ancak satış senedinde belirtilen hukuki neden gereğince hisse senedinin mülkiyetini kazanabilecektir. O nedenle, satış ise satış, bağış ise bağış sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmesi sonucunda devri gerçekleşebilecektir. Eğer bu konuda yanlar arasında bir danışıklık varsa, gerçekte bağış yapıldığı halde görünürde geçerli olarak yazılı devir sözleşmesi ile satış gibi gösterilmişse ve gerçek iradeleri yazılı olarak düzenlenen senette birleşmemiş olması nedeniyle hisse senedine ilişkin mülkiyet de devralan alıcıya geçmeyecektir. Yanların gerçek iradeleri ile senede yansıyan görünürdeki iradeleri birleşmediğinden, geçerli hukuki bir sonuç ortaya çıkmış sayılmayacak ve delillerin imkân vermesi koşulu ile 818 sayılı BK 18. maddesi anlamında danışıklı bir işlemin varlığının kabul edilmesi gündeme gelecektir. Bu sonuçta işlemin iptaline neden olacaktır...." şeklinde ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır....
Davacı vekili, davacının paydaş olduğu Hatay ili, Erzin ilçesi, 200 parsel sayılı taşınmazda dava dışı ... ... tarafından 12.07.2017 tarihinde davalıya pay satıldığını, resmi senetteki satış bedelinin gerçek satış bedelinden daha yüksek gösterilmiş olabileceğini, davacıya bildirim yapılmadığını, müvekkilinin satış bedeli ile tapu harç ve masrafları toplamını depo etmeye hazır olduğunu belirterek dava konusu taşınmazda davalının payının iptali ve davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, bedelde muvazaa bulunmadığını, resmi senette gerçek satış bedelinin gösterildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, verilen kesin süreye rağmen önalım bedelinin depo edilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen 15.01.2019 günlü karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4....
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; taşınmaz üzerindeki devirler incelendiğinde davalıların taşınmazın satış bedelinin davalı şirketçe ödenememesi nedeniyle satıcı konumundaki kişilerin yakın akrabası olan ... devrinin iade amacıyla olduğu, muvazaa ve alacaklıyı zarara uğratma kastının bulunmadığı, davalı ...'in davalı şirket ile ilgisinin tespit edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245 maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir....


