K A R Ş I O Y 1.Dava, murisin sağlığında mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla anonim şirket hisse devir sözleşmesinin muvazaa sebebiyle iptali ve miras payı oranında davacı adına tescili istemine ilişkindir. 2.Davacı vekili murisin daha önce vasiyetname yoluyla davalıya bıraktığı anonim şirket hisselerini bu defa satış gibi göstererek ölmeden önce davalıya muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürmektedir. 3.Davalı vekili, davacının aynı zamanda vasiyetnamenin iptali için açtığı derdest bir davanın bulunduğunu, konusunun bu dosya ile aynı olduğunu, öncelikle bu davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini ayrıca hisselerin bankaya bedeli yatırılarak muristen satın alındığını ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir. 4.İlk Derece Mahkemesi tarafından satışın muvazaalı satış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise istinaf isteminin esas yönünden reddine karar verilmiştir. 5.Sözleşme hukukunda aslolan tarafların iradesi olup, sözleşmeyi ayakta tutma...
DAVA Davacı; mirasbırakan eşi ...’in, 2731 ada 17 parsel sayılı taşınmazını çocuksuz olması nedeniyle ölümü halinde eşine ve kız kardeşlerine kalmasını istemediğinden yeğenleri olan davalılara satış suretiyle temlik ettiğini, çekişme konusu taşınmazla ilgili yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ise mirasçılardan mal kaçırma ve muvazaa iradesini gizleme amacı taşıdığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde tenkisine karar verilmesini istemiştir. II....
Şti. ile dava dışı arsa sahipleri arasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığı, bu sözleşme gereği yüklenicinin edimlerini yerine getirememesi nedeniyle... Ltd. Şti. tarafından işin davalı ...Ş.'ye devredildiği, yapılan inşaatın da... A.Ş. tarafından bitirildiği, dava tarihine kadar davacı şirket ortağı tarafından inşaat işlerinin devir sözleşmesi gereği yapıldığı bilinecek durumda olmasına rağmen ihtilaf çıkarılmadığı, ortaklar arasındaki ihtilaftan sonra bu davanın açıldığı, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı, davacının sözleşme gereği tazminat haklarının olup olmadığının ayrı bir dava da tartışılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalılar ... Gayrimenkul Yat. A.Ş., ...,... Gayrimenkul Yatırım Danışmanlık A.Ş. ve ... vekilleri temyiz etmiştir. 1- HUMK’nın 432/1. maddesi uyarınca temyiz süresi 15 gündür....
e vekalet verdiğinde davalının 87 yaşında olup parkinson ve demans hastalıkları nedeniyle tedavisinin devam ettiğini, davaya konu satış vaadi karşılığında hiçbir bedel alınmadığını, geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle davalının yaptığı işlemlere hukuki bir sonuç bağlanamayacağını, vekaleten satış vaadinde bulunan .....'in gerçek satış vaadi iradesiyle değil dolandırmak maksadıyla işlem yaptığını, öte yandan taşınmazın gerçek değerinin ise satış vaadinde belirtilen değerden çok yüksek olması nedeniyle gabinin de söz konusu olduğunu, satış vaadinin dayanağı vekaletnamenin hile yoluyla alınmasından dolayı Üsküdar.......
Muvazaa iddiası ve abonelik sözleşmesinin iptali talebi yönünden yapılan incelemede; Muvazaa, mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı yasanın 19. maddesinde düzenlenmiş olup, yasa metninde “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı” belirtilmiştir. Buna göre; muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilecektirler. Muvazaa iddiası, muvazaalı işlemin tarafları dışında, işlemin butlanını talep etmekte doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde hukuki menfaati bulunan kişiler tarafından ileri sürüldüğünde, tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. (Bknz; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/523 Esas ve 2023/1796 Karar) Yargıtay 3....
Muvazaa iddiası ve abonelik sözleşmesinin iptali talebi yönünden yapılan incelemede; Muvazaa, mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı yasanın 19. maddesinde düzenlenmiş olup, yasa metninde “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı” belirtilmiştir. Buna göre; muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilecektirler. Muvazaa iddiası, muvazaalı işlemin tarafları dışında, işlemin butlanını talep etmekte doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde hukuki menfaati bulunan kişiler tarafından ileri sürüldüğünde, tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. (Bknz; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/523 Esas ve 2023/1796 Karar) Yargıtay 3....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16.10.2014 gün ve 2014/552 E., 2014/634 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 17.06.2016 gün ve 2015/1-2807 E., 2016/821 K. sayılı kararın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca dilekçe, düzeltilmesi istenen karar ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin murisi ...'...
Dosya kapsamından davacının Suriye vatandaşı olup orada oturduğu ve Türkçe bilmediği, borçlunun ticari faaliyetinin otobüs işletmeciliği olduğu, gayrımenkul satışının veya gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin yazılı (tapu, noter) yapılması gerektiği, borçlu tarafından davacıya satıldığı iddia edilen daireyle ilgili somut hiçbir belgenin (Tapu, inşaat ruhsatı, satış belgesi ...vb) sunulmaması, davacının iki yıl içinde teslimi gereken daire konusunda teslim süresi bitiminden sonraki iki yıl içinde herhangibir işlem yapmaması, davalı borçlunun 5.10.2011 tarihine kadar .......
Muris muvazaasında, mirasbırakan ile sözleşmenin karşı tarafı, aralarında yaptıkları bağış sözleşmesini genellikle satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile gizlemektedirler. Başka bir anlatımla, mirasbırakan ile karşı taraf malın gerçekten temliki hususunda anlaşmışlardır. Görünüşteki ve gizlenen sözleşmelerin her ikisinde de samimi olarak temlik istenmektedir. Ne var ki, görünüşteki satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesinin vasfı (niteliği) muvazaalı sözleşme ile değiştirilmekte, ayrıca gizli bir bağış sözleşmesi düzenlenmektedir. Görünüşteki sözleşmenin vasfı (niteliği) tamamen değiştirildiğinden, muris muvazaası aynı zamanda “tam muvazaa” özelliği de taşınmaktadır. 22. Muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur ise mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır....
İlk derece mahkemesince, davalılar adına tapu sicilinde kayıtlı olmayan taşınmazların tapu iptali ve tescilinin istenemeyeceği, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafı yüklenici şirketler olmadığından sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu nedenle davacıların rayiç bedel talep edemeyeceklerini, ancak verdiklerini haksız iktisap kuralları uyarınca geri isteyebilecekleri gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile rayiç değer davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle davalılar bakımından ayrı ayrı reddine, denkleştirici adalet ilkesi gereği açtıkları alacak davasının ... Tasarım...Ltd....


